ÇHD Susmadı, Susmayacak!
 

ALADAĞ KATLİAMI : KİMİN TARAFINDASIN

ALADAĞ KATLİAMI : KİMİN TARAFINDASIN

11 çocuğun yanarak yaşamını yitirdiği  Aladağ Yurt Yangını davasında müşteki vekili olduğunu söyleyen iki avukat sanıkların tahliyesini istedi!

Ölüm bu,

Fukara ölümü

Geldim, geliyorum demez.

Ya bir kuşluk vakti ya akşamüstü,

Ya da seher, mahmurlukta,

Bakarsın, olmuş olacak.”1

ALADAĞ!

29 Kasım 2016 tarihinden önce bir çoğumuzun varlığını bile bilmediği Adana’ya bağlı bir İlçe… Şimdi “Aladağ” dendiğinde, “ora neresi” diye düşünmüyoruz. Gözümüzün önüne alevler içinde kalmış bir bina ve yükselen dumanlar geliyor.

Hiç mi yangın görmedik? Değil! Bu başka; önce saçları yanmıştır değil mi? Sonra o küçücük bedenleri…

Sema Nur Aydoğdu, Gamze Bagir, Bahtınur Baş, Nurgül Pertlek, Tuğba Aydoğdu, Sare Betül Genç, Sümeyye Yetim, Cennet Karataş, Sevim Köylü, İlknur Maden ve Zeliha Avcı.

En küçüğü 5, en büyüğü 13 yaşında on bir kız çocuğu. Yaşanan bu katliamda 20 yaşındaki görevli Fatma Canatan da yaşamını yitirdi. Açılan bir dava var, ancak bir yargılama klasiği olduğu üzere yine tüm sorumlular bu dosyanın sanığı değil. Tıpkı ülkemizde yaşanan ve Devletin dolaylı veya direkt dâhil olduğu, denetlemediği, göz yumduğu, teşvik ettiği ve de bizzat yaptığı diğer katliamlar gibi. Çoğu çocuk 34 kişinin bombalanarak paramparça edildiği ve iki hafta kadar sonra yıl dönümü olan Roboski Katliamı için açılmış bir dava bile yok. Soma, Ermenek, Suruç ve 10 Ekim Ankara katliamları da yine örnektir. Bu ve sayamadığımız diğer tüm katliamların ortak noktası bizzat korunup kollanan, yargılanmayan devlet mekanizması içindeki kişi ve kurumlardır. Aladağ Katliamının da ihmaller bütününün sonucu olduğu ortadadır. İlçe Milli Eğitim Müdürü ve 4 denetçinin yargılanmaya başlanması da yetmez. İlgili tüm sorumluların yargılanması ve cezalandırılması gerekmektedir.

Halkın yoksulluğunu kullanan ve inançlarını sömüren tarikatlara bizzat devlet eli ile teslim edilen bu çarpık eğitim sisteminin çocuklarımıza güzel bir gelecek sağlaması elbette beklenemez.

Katliama ilişkin açılan davanın dün bir duruşması daha yapıldı. Duruşmaya mağdur vekili olduğunu söyleyen iki avukat katıldı. Ali Güvenç ve Ali Kemal Söbüçovalı. Tekrar edelim ki yanlışlıkla mağdur vekili yazmadığımız anlaşılsın. Bu kişiler şikâyetçi iki ailenin avukatı olarak davaya dâhil oldular.

Ali Kemal Söbüçovalı beyanında: “…şikâyetimiz devam ediyor, katılma talebimiz var… Meslektaşlarımız özellikle bunun bir yapıya ait müessese olduğunu söylemiştir, tutukluluğun devamına yönelik karar verilmesini özellikle şundan istediler, tahliye olmalar durumunda rapora müdahale etmeleri ihtimalidir. Çok büyük bir yapı ise dört tane adamın müdahalesi ile tutukluluğun devamı uygun bir gerekçe değildir. Bizce yapılması gereken asli kusurluların dışındaki tali kusurluların ya tamamının tutuklanması ya da aynı gerekçe ile tali kusurluların tamamının bihakkın tahliyesine karar verilmesini talep ederiz.

Ali Güvenç beyanında: “Benden önce beyanda bulunan meslektaşımın beyanlarına katılıyorum. Tüm deliller toplanmadan düzenlenen bilirkişi raporu uyarınca dava açıldı, buradaki kusur dağılımına dayanılarak tutuklamalar yapıldı, devam eden soruşturmalar da bu dava ile birleşti… Sanıklarla alakalı eşit olmayan bir durum ortaya çıktı. Asıl davanın sanıkları hemen sıcağı sıcağına adeta bir günah keçisi gibi tutuklandılar ve yaklaşık bir yılı aşkın süredir de tutuklulukları devam ediyor ve aynı şekilde kusurlu olan sanıkların bir kısmı tutuksuz yargılanmaya başlandı bir kısmı ise halen yargılanmaya başlanmadı. Bu adaletsizliğin giderilmesini…”

Tutuklu sanık müdafileri olsalar pek fena sayılmazdı söyledikleri! Nasıl ve ne şekilde çocukları yanarak can vermiş ve yaralanmış ailelerin vekili sıfatını kazandılar bilmiyoruz. Ancak 11 çocuğun hayatına sebep olmuş bir katliamda, hiç kimsenin her ne sebeple olursa olsun mesleki fantezilerini dışa vurması kabul edilebilir bir durum değildir. Mesleki sorumluluk bir yana, olayın ağırlığı bile tek başına yeterlidir.

Dün Aladağ’da katledilen çocukların davasının duruşması vardı, yarın başından gaz fişeği ile vurulan on beşinde yitirdiğimiz Berkin Elvan’ın Çağlayan Adliyesi’nde duruşması var. Katiller ve diğer tüm sorumlular korunup kollanırken, her gün yeni katliamlar yaşanırken, OHAL ve KHK’lar ile bütün hak ve özgürlükler gasp edilip insanlar açlığa mahkûm edilirken susamayız.

Bazı ailelerin vekilliğini nasıl üstlendiler bilemiyoruz. Ailelerin avukatları olarak belirtmek isteriz ki; müşteki vekili kılığında ya da başka bir şekilde bu katliamın üstünün örtülmesine izin vermeyeceğiz. Bu vesile ile tüm meslektaşlarımızı ve kamuoyunu mağdurların yanında olmaya çağırıyoruz. Bir şekilde Aladağ davasına dâhil olmuş mağdur vekili olduğunu beyan eden ancak sanık müdafi gibi davranan kişileri de avukatlık mesleğine yakışır şekilde davranmaya davet ediyoruz.

İnsanlar sizi çağırıyorum:
kitaplar, ağaçlar ve balıklar için,
buğday tanesi, pirinç tanesi ve güneşli sokaklar için,
üzüm karası, saman sarısı saçlar ve çocuklar için.

Çocukların avuçlarında günlerimiz sıra bekler,
günlerimiz tohumlardır avuçlarında çocukların,
çocukların avuçlarında yeşerecekler.”2 

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

1 Ahmed Arif – “Vay Kurban”

2 Nazım Hikmet – “Nerden Gelip Nereye Gidiyoruz?”

Share Post
Written by
No comments

LEAVE A COMMENT