ÇHD Susmadı, Susmayacak!
 

SOMA KATLİAMINDA TANIKLIĞIMIZ BAKİDİR! BU KARARI TANIMIYOR, KABUL ETMİYORUZ!

SOMA KATLİAMINDA TANIKLIĞIMIZ BAKİDİR!
BU KARARI TANIMIYOR, KABUL ETMİYORUZ!
13 Mayıs 2014 günü, Soma’da maden ocağında 301 işçi katledildi. Bir kent acı ve öfke ile yoğrulurken, diğer yanda egemenler, katliamın izlerini hasır altı etmeye çalışmakla meşguldü. Biz bir kentin hayalet bir kasabaya dönüşmesinin şahidiyiz. Her sokak başına yayılmış cenaze evlerinin, arkası kesilmeyen selaların, nereye gideceğini, kime sığınacağını bilmeden şaşkın şaşkın başı boş sokaklarda gezinen çocukların şahidiyiz. Daha arama kurtarma çalışmaları sürerken, ailelerden alınmaya çalışılan “feragat imzalarının” şahidiyiz biz. Bütün bir kentte polis terörü estirilirken, avukatlar dahi işkenceden geçirilirken, arama kurtarma çalışmalarının yangından mal kaçırılırcasına sona erdirilmesinin şahidiyiz. Atılan tekmenin ve o tekme karşısında, acısı, onuru, öfkesi hepsi bir anda yüzüne yansımış insanların çaresizliğinin şahidiyiz.
Bugün, sırf yürekler soğusun diye yıllara yaya yaya bitirilemeyen davada, gözümüzün içine dahi bakılamadan, korka korka, çevik kuvvetin gölgesinin altında sözde bir karar açıklandı. Aralarında Alp Gürkan’ın da olduğu 35 sanığın beraat ettiği, diğer sanıkların ise göstermelik cezalara çarptırıldığı bu kararın akabinde, sonunda söyleyeceğimizi en başta söylemekte bir beis görmüyoruz: Bu kararı tanımıyor, kabul etmiyoruz! Tanıklığımız bakidir! Açıklanan bu karar, hiçbir gerçeği değiştirmemektedir. Katil hala katil, suç ortakları ise hala ayan beyan ortadadır.
13 Mayıs 2014 tarihinden bu yana, babasını tanımamış çocukların, çocuksuz kalmış ana ve babaların, eşlerini, kardeşlerini kaybetmiş kadınların ve aynı madenlerde her gün ölüme gönderilen tüm işçi dostların müdafiliğini üstlenmiş avukatlar olarak 4 yılı aşkın süredir, biz o ailelerle birlikte defalarca öldük. O duruşma salonuna her girdiğimizde, ölülerinin geri gelmeyeceğini bilen ama sadece ve sadece adalet umuduyla ayakta duran insanları gördüğümüzde öldük. Elimizde bebeler büyüdü bizim. Spor salonunun önünde en sıcak günde sadece erzaklarımızı paylaşmadık biz. Acıyı büyüttük birlikte, öfkemizi yaşattık. Somaydık, Ermenek olduk. Zonguldak olduk. Bu ucube karara 2 gün kala, yeniden öldük, Çorlu olduk. Çoğu kez, boğazımızda kocaman yumrularla yanıt verdik çocukların duru akıllarından yükselen çığlık gibi sorulara. “Bunlar ceza alırsa babam eve dönecek mi” diyen 5 yaşındaki çocuğa siz yanıt verin. “Hakim neden onlara kızmıyor” diyen kız çocuğunun saçını siz okşayın da, sakinletin. Anası bayıldığında, “o da mı eve gelmeyecek” diye soranlara söyleyecek sözünüz var mı? Duruşma salonunda korkuyla kendi geleceğini dinleyen genç maden işçilerine ya da maden işçisi adaylarına, 70 yaşında değneği ile 2 gece o taş merdivenlerde sabahlayan babaya var mı söyleyecek sözünüz?
Biz biliyoruz ki, ne söyleyecek sözünüz var, ne de göz göze gelecek cesaretiniz. Soma yargılamasını el birliği ile bir kepazeliğe döndürdünüz! Bu bir hukuk sefaleti değildir, bu sefaletin hukukudur. Bu sizin sefaletinizin, acizliğinizin, düşkünlüğünüzün hukukudur. Üstümüze almıyoruz. Şaşırmıyoruz. Öfkemizi biliyoruz ve emin olun biz geliyoruz! Soma’dan, Ermenek’ten, Zonguldak’tan, Çorlu’dan… Biz geliyoruz! Nasıl ki, tüm yıldırma çabalarınıza, tutuklama tehditlerinize, fiziki saldırılarınıza rağmen 4 yıl boyunca her seferinde dirilerek çıktıysak karşınıza, bir yere gitmiyoruz! Sizin payınıza sefilliğin tarihini yazmak düştü, bizim payımıza ise direnmenin ve dirayetin! Biz kendi payımızla gurur duyuyoruz!
Herkese hatırlatmak istiyoruz; bugün bir son değil! Bizler, bu sefalet düzenini el birliği ile, kardeşleşerek, acılarımızı bölüşüp öfkeye dönüştürerek yıktığımız gün bitecek. Bu karanlığın da bir sonu var elbet. Bizler o güne kadar mücadeleye söz veriyoruz!
Saygılarımızla. 11.07.2018
ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ
Share Post
Written by
No comments

LEAVE A COMMENT