ÇHD Susmadı, Susmayacak!
 

Ulusal Avukatlar Birliği Uluslararası Komitesi Çağrısı

basın23 Aralık 2013

 

Duruşma öncesinde Ulusal Avukatlar Birliği Uluslararası Komitesi Türkiye Çağdaş Hukukçular Derneğinin 22 üyesinin derhal salıverilmesi için çağrıda bulunuyor.

 Türk yetkili makamlarından bu ülkenin insan hakları savunucusu avukatlara uygulanan siyasi nitelikli cadı avını bitirmelerini istiyoruz.

 Ulusal Avukatlar Birliği Uluslararası Komitesi (NLG-IC) bu hafta terörizme yardım ve yataklık etmek gibi düzmece bir suçlamayla mahkemeye çıkacak olan  Çağdaş Hukukçular Derneği’nin (ÇHD) 22 insan hakları avukatı üyesi  ile güçlü dayanışma içinde olduğunu açıkça ifade eder. Söz konusu duruşmanın ilk safhası 24-26 Kasım’da İstanbul’un Silivri ilçesinde bulunan yüksek güvenlikli bir devlet hapishanesi olan Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü içindeki bir mahkeme salonunda görülecek.

 NLG-IC, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bu avukatların müvekkillerini savunmalarından kaynaklanan eylemlerini teröre yardım ve yataklık etmesi suçlamalarıyla bağdaştırmasından büyük rahatsızlık duymaktadır. ÇHD avukatları politik sebeplerden dolayı cezai takibata uğrayanların, işçilerin, polis şiddeti mağdurlarının ve ifade özgürlüğünün savunucusu olmakla nam salmışlardır.

 NLG-IC, bu davanın devlet eliyle ve politik amaçlı Türkiye’nin çağdaş avukatlarına yöneltilmiş bir dava olduğu ve politik baskı amacıyla avukatların savunma kabiliyetlerinin kısıtlandığı görüşündedir.

 NLG-IC, terörle mücadele yasalarının gazetecileri, öğrencileri, Kürt halkını, sendika üyelerini, sanatçıları yahut muhalif görüşte olan herkesi hedef tahtasına koymak amacıyla uygulanmasını  artan bir endişe ile takip etmektedir. Binlerce insan politik suçlamalarla hapse atılmıştır. Bu 22 avukat, bu şekilde siyasi-hukuki saldırılara ilk maruz kalanlar değildir. 2 yıl önce Kasım 2011’de 46 Kürt avukat politik gerekçelerle tutuklanmışlardır ve çoğu halen yargılanmayı tutuklu olarak beklemektedirler.

 18 Ocak 2013 tarihinde ÇHD üyelerine karşı siyasi suçlamalarla bir dizi ev baskını ve tutuklama gerçekleştirilmiştir. 11 avukat gözaltına alınmış ve sonrasında 9 üye daha İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çıkartılan bir kararla (Terörle Mücadele Kanunu-Madde 10’a istinaden) gözaltına alınmıştır.

http://knowyourhumanrights.org/2013/01/29/action-alert-detention-of-turkish

 Bu avukatların davalarının başında öne sürülen soruşturmalarının gizliliği engeli aşıldıktan sonra, haklarındaki suçlamalarının tümünün sadece avukat olarak mesleki görevlerini yerine getirmiş olmaları yahut müvekkillerinin gördükleri kötü muameleyi kamuoyuyla paylaşmalarından ileri geldiği görülmüştür. Tutuklu avukatların ilk sorgulamaları, müvekkillerine verdikleri mesleki tavsiyeler üzerine odaklanmıştır; bunların arasında müvekkillerine “susma haklarını” kullanmalarını tavsiye ettikleri veya polis tarafından işkence sonucu öldürülmüş bir suçlunun ailesini neden savunmayı tercih ettikleri de yer almıştır.

 Bizler ÇHD’nin bu dava hakkında aşağıdaki değerlendirmesine katılıyoruz: “Bu dava avukatlık meslek faaliyetine, özellikle ülkemizdeki tüm muhalif seslere karşı açılmış ceza davalarını savunma gayretine karşı açılmıştır. ÇHD’nin karşı karşıya kalmış olduğu suçlamalar sadece siyasi ve toplumsal muhalefetin savunmalarını üstlenmesinden değil aynı zamanda devlet erki karşısında çaresiz bırakılmış yoksul ve ezilmiş bireylerin savunma hakkına talip olmasındandır.”

 Bu avukatları tutuklayarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sadece bu bireylerin mesleki faaliyetlerini yürütmelerini engellemekle kalmamış, aynı zamanda kendi seçtikleri bir avukat tarafından savunulma haklarını müvekkillerinin ellerinden almıştır. Bu iki eylem de aşağıda yazılan BM Avukatlık Rolünün Temel Prensipleri bağlamında, insan hakları ihlali kapsamına girmektedir: “1. Her birey kendi seçtiği bir avukat tarafından temsil edilme hakkına sahiptir; 18. Avukatlar, kendi mesleki faaliyetlerini gerçekleştirdikleri için müvekkilleri veya müvekkillerinin davaları ile özdeşleştirilmemelidir.”

 Bu sebeplerle :

 1.Tutuklu avukatların derhal serbest bırakılmasını,

 2. Avukatların, kendi mesleki faaliyetlerini gerçekleştirdikleri için müvekkilleri veya üvekkillerinin davaları ile özdeşleştirilmemesini,

 3. Türkiye Cumhuriyeti Devleti avukatların a) mesleki faaliyetlerini engellemelere, sindirmeye, taciz ya da yolsuz müdahalelere maruz kalmadan sürdürmelerini b) müvekkilleriyle yurt içi ve dışında özgürce görüşerek seyahat edebilmelerini c) Tanımlanmış standartlar, etik ve mesleki hizmetler ile uyumlu faaliyetleri sebebiyle soruşturma yoluyla, idari, ekonomik veya başka türlü yaptırımlarla tehdit ve mağdur edilmemelerini,

 4. Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesi, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 14. Maddesi gibi adil yargılanmayla ilgili tüm uluslararası sözleşmelerin ve taahhütlerin tamamının uygulanmasını

 5. Avukatın Rolüne Dair Temel Prensiplerinin (Birleşmiş Milletler) 7,8,16,182. Maddelerinin tamamının uygulanarak ceza suçlaması olsun olmasın tutuklu veya alıkonulmuş kişilerin, her halükarda tutuklama veya alıkoymadan 48 saati aşmayacak bir şekilde avukata erişimlerinin hemen sağlanmasını

Talep etmekteyiz.

Share Post
No comments

LEAVE A COMMENT