ÇHD Susmadı, Susmayacak!

DİRENİŞE VE ADALETSİZLİĞE KARŞI MÜCADELEYE DESTEK

A6D_5kBursa Şuba Adliye önünde yaptığı basın açıklamasında; haksızlığa ve zulme karşı verileni meşru , demokratik ve insani tepkinin desteklendiğini, ,ı uygulanan baskı ve şiddeti kınandığını , kolluk şiddetine karşı yasal sürecin takipçisi olunacağını bildirdi.
BASINA VE KAMUOYUNA 6 HAZİRAN 2013

Ülkemiz 28 Mayıs gününden itibaren bir mahşer yerine dönmüş durumda. İstanbul Taksim Gezi Parkında başlayan toplumsal direniş tüm ülkeye yayılarak devam ediyor.
Peki nedir halkımızı canını feda etme pahasına sokağa döken, bir günlük bir olay mıdır, sadece üç beş ağaç meselesi midir? Elbette değil ;
Halkımızı bu eyleme sürükleyen on yılı aşkın bir süre boyunca iktidarı ellerinde tutan Siyasi İktidarın baskıcı politikalarıdır.
Halkımızı sokağa döken; Reyhanlı’da çok sayıda insanımızın katledilmesidir, Roboski’de 34 gencin öldürülmesidir, Afyonda 25 askerin nereye gittiği belli olmayan bombaların taşıttırılması sonucu hayatını kaybetmesidir, Pamukova’da hesabı verilmemiş sözde hızlı olan tren kazasında 41 vatandaşımızın kaybedilmesidir.
Halkımızı sokağa döken; yıllar boyunca 1 Mayıs İşçi Bayramlarında karşılaştığı kolluk şiddeti ve zehirli gazıdır.
Halkımızı sokağa döken; halkımızı komşu ülke halklarıyla karşı karşıya getirilmektir. Suriye’de, Irak’ta ABD-AB emperyalistlerinin çıkarlarını, politikalarının desteklenmesi, bu ülkelere kan ve gözyaşı götürülmesidir. Ülkemizin Emperyalist devletlerin üssü haline gelmesidir. Komşu ülke halkları katledilirken emperyalistlerin yanında yer almaktır.
Halkımızı ölümüne sokağa döken; onlarca yıl halkımızın emeğiyle, alınteriyle oluşturulmuş değerlerin, kamu mallarının yerli yabancı sermayeye peşkeş çekilmesidir. Tüpraş’ın, Telekom’un, Tekelin satılmasıdır.
Halkımızı bu gün sokağa döken; Üniversite sınavlarında, memur sınavlarında yapılan usulsüzlükler ve yolsuzluklardır. Gencecik çocuklarımızın geleceğinin ve emeklerinin çalınmasıdır. 4+4+4 eğitim sistemi adı altında Eğitimin gericileşmesi, piyasalaştırılması , bilimsel laik eğitimden uzaklaşılmasıdır, Parası olmayanın okuyamamasıdır. Halkın yaşam alanlarına , yaşam tarzına müdahaledir. Kadınlara yönelik ayrımcılıktır.Kadına yönelik şiddettir.
Halkımızı bu gün sokağa döken; Kentsel dönüşüm adı altında insanlarımızın rant uğruna evlerinden edilmesi, borç batağına sürüklenmesidir. Şehirlerimizin ucube binalarla doldurulması , her köşe başına AVM yapılması , ferah huzurlu yaşam alanlarının yok edilmesidir. Her küçük derenin üzerine HES kurularak , suyun ticarileştirilmesi , köylünün tarım alanın gasp edilmesidir. Maden ocaklarıyla, Taş ocaklarıyla güzelim ormanların talanı, sularımızın kirletilmedir.
Bir günde ortalama 3 kişinin iş kazasında öldüğü ,Son on yılda Bu kaza denilen cinayetlerde ölen insanlarımızın sayısının 11 bin kişiyi bulduğu , örgütsüz ve ucuz işgücü için taşeronluk denilen çalışma sisteminin olduğu , elinden sendikal örgütlenme hakkı alınmış, toplu sözleşme ve grev hakkı olmayan çalışanların, ifade ve örgütlenme özgürlüğü kısıtlanan , en basit bir hak talebinin dahi soruşturulduğu bir ülkede halkın demokratik hak talebiyle sokağa dökülmesi haklı ve meşrudur.
Halkımız bu gün sokağa döken işte bunlar ve söyleyemediğimiz daha fazlasıdır.
Bunların hesabının sorulabildiği bir adalet ve hukuk sistemi olmadığı için bu gün halkımız ayaktadır. Bu gün bu adaletsiz ve vicdana sığmayan hukuk sistemidir, bağımsızlığını yitirmiş yargıdır, halkı bizi sokağa döken. DGM’nin devamı Özel yetkili mahkemelerde Her hakim karşısına çıkarılanın tutuklanmasıdır. Aydınların, devrimcilerin ,yurtseverlerin,sendikacıların ,emekçilerin öğrencilerin ve toplumun muhalif tüm kesimlerinin cezaevlerine konmasıdır. Avukatların savunma görevlerini yapmaları nedeniyle saldırıya uğramasıdır , ev ve büro basınlarıyla hukuksuzca tutuklanmasıdır. Basın özgürlüğünün ayaklar altına alınmasıdır, gazetelerin televizyonların susturulmasıdır.
Kısacası halkı sokağa döken bu iktidar döneminde yaşanan ve daha da saymaya zaman yetmeyecek adaletsizlik, hukuksuzluk ve yolsuzluklardır.
Ancak halkın bu barışçıl, meşru ve haklı tepkisi, bu gün işkenceyle hukuk ve insanlık dışı yöntemlerle bastırılmak istenmektedir. Toplantı-gösteri yürüyüşü ve protesto, demokratik toplumlarda, ifade özgürlüğünün uzantısı olarak demokratik, meşru ve anayasal bir hak olduğu gibi, İktidarların bu hakka saygı ve hoşgörü göstermesi demokrasinin ve hukuk devletinin bir gereğidir.
Oysa ülkemizde yaşanan olayların başlamasına sebep olan husus ise, barışçıl bir çerçevede bu hakkını kullanan yurttaşlara karşı kolluk güçlerinin gerçekleştirdiği, kanunsuz, hukuksuz, ölçüsüz saldırı ve uygulamalarıdır. Ne yazık ki bu hukuksuz ve ölçüsüz uygulamalar sistematik bir biçimde sürmektedir.
Bu gün ne yazık ki üç yurttaşımızı yitirdiğimiz acıyla öğrenmiş durumdayız. Ayrıca gösterilerin devem ettiği yerlerde 1000’lerce yaralı vardır. Yine Derneğimiz üyesi ve yöneticisi meslektaşlarımız da bu saldırılar sonucunda yaralanmışlardır. Gösterilere katılmasalar bile halk kolluk şiddetine yine maruz kalmaktadır.
Ayrıca içeriği tam olarak açıklanmayan ve ölümlere sebep olduğu açıkça bilinen gazlar halkımızın üzerinde kullanılmaktadır. Pervasız bir şekilde insanların üzerine, evlere, işyerlerine bu gazlı silahlar atılmaktadır.Yüzlerce vatandaşımız kendisine doğrudan atılan gaz bombası kapsülleriyle yaralanmıştır.
Sorarız; yakın bir mesafeden kişilerin yüzüne gaz sıkmak, ortalığı gaz bulutuna bulamak, sokaktaki çocukları coplamak, savunmasız insanları darp etmek, binaların içine gaz atmak hangi vicdana sığar?
Yine Tüm Türkiye’de yüzlerce gözaltı yaşanmış , ve halen de demokratik tepkisini gösteren yurttaşlarımız ev baskınları ile gözaltına alınmaktadırlar. Sosyal Paylaşım sitelerinden duyuru yapanlar dahi hukuksuzca gözaltına alınmış ,haklarında soruşturma başlatılmıştır.
Ancak Artık Türkiye’de korku duvarı aşılmış ve yeni bir dönem başlamıştır. Bundan böyle iktidarların halkın isteklerini, iradesini dikkate almaksızın dayatmacı bir tavırla her istediğini yapma devri sona ermiştir. Bu nedenle iktidar hem siyasi hem de fiili saldırılarına artık bir son vermeli, Halkın demokratik taleplerinin gereğini yerine getirmelidir.
Bizler Çağdaş Hukukçular Derneği Bursa Şubesi olarak halkımızın haksızlığa ve zulme karşı verdiği meşru , demokratik ve insani tepkiyi desteklediğimizi , insanlarımıza karşı uygulanan baskı ve şiddeti kınadığımızı , kolluk şiddetine karşı yasal sürecin takipçisi olacağımızı bildiririz.
Çağdaş Hukukçular Derneği Bursa Şubesi

Adına Başkan Av.Aslı EVKE YETKİN

AZ9_4k

Share Post