ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

Kırıklar 2. No.lu F Tipi Cezaevinde Yaşananlar

C8A_basinİzmir Şube Kırıklar 2.No.lu F Tipi Cezaevinde yaşanan hak ihlallerini yaptığı Basın Toplantısı ile duyurdu. Basın açıklamasında; cezaevinde işkence ve kötü muamelenin sürdüğü, Mislah Aktaş isimli tutuklunun 15.4.2013 tarihinde açlık grevine başladığı, Zübeyir Babat isimli mahpusun kalp krizine zamanında müdahele edilmediği için yaşamını kaybettiği,tüm bu hak ihallaleirne karşı ÇHD’nin sessiz kalmayacağı ifade edildi.
BASINA ve KAMUOYUNA
Türkiye hapishaneleri; hasta mahpuslar, ölümler, açlık grevleri, işkence ve onur kırıcı muamelelerle sürekli gündemimizde yer tutuyor.

Bu kez yer, İzmir; hapishane, Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi…

Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesinden son zamanlarda Derneğimize yapılan başvurular, idare tarafından mahpusları sindirmek ve koşulsuz itaate zorlamak amacıyla her türlü baskı ve zor yönteminin kullanıldığını, bu doğrultuda mahpuslara sistematik ve bilinçli bir şekilde işkence yapıldığını ve uygulamalara karşı çıkanların ise tecrit uygulaması ile yalnızlaştırılmaya çalışıldığını göstermektedir.

Maruz kaldıkları muameleler karşısında mahpuslar ve yakınları her ne kadar şikâyet ve başvuru hakkını kullansalar da, sorumlular “cezasızlık” zırhı ile korunmakta, adli mekanizma bu durumlarda adeta kör, sağır ve dilsiz olmayı tercih etmektedir. Zaten kapalı kapılar ardında özgürlükleri elinden alınmış olan bütün “öteki”ler, her seferinde elbirliği ile daha da pervasız ve saldırgan bir tavırla karşı karşıya getirilmektedirler.

18 Nisan 2013 ve 8 Mayıs 2013 tarihinde Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesinde yaşananlar, aslında Türkiye Hapishanelerinde yaşanan hak ihlalleri bilançosunun bir kesitidir:

· 18 Nisan 2013 – İşkence ve Onur Kırıcı Muamele;

– 11 tutuklu, disiplin soruşturmaları ile 3 ay gibi kısa bir sürede toplamda 3 yılı bulan aile görüş, telefon ve iletişimden men cezaları almaları üzerine, bu durumu protesto için her disiplin cezası tebliğinden sonra saat başı kapı dövme protestosu kararı almışlardır.

– 18 Nisan 2013 tarihinde kendilerine disiplin cezası tebliğ edilen Yusuf Dut, Gökhan Çoban, Ahmet Alpözel, Emir Öztürk ve Fikret Kara gardiyanlar tarafından dövülmüşlerdir.

– Daha sonra bulundukları hücrelerden çıkarılan Yusuf Dut, Ahmet Alpözel, Emir Öztürk ve Fikret Kara yaklaşık 3 saat boyunca süngerli odalarda bekletilmişlerdir. Gökhan Çoban ise kamerasız bir koridorda bekletilmiştir.

– Mahpusların hepsi süngerli odaya (ve koridora) götürülünceye kadar darp edilmişler, boğazları sıkılmış ve tekmelenmişlerdir. Yerlerde yatırılarak üzerlerine basılmıştır. Slogan atılmasını önlemek için tutuklular bayılıncaya kadar boğazları sıkılmıştır.

– Mahpuslar, kendilerine bizzat Dursun Ali Gür isimli bir başgardiyan tarafından işkence yapıldığını, emrindeki diğer görevlileri de yönlendirdiğini beyan etmektedir. Mahpusların can güvenliğinin korunmasından ve her türlü hak ihlalinin önlenmesinden mesul bir amir tarafından bizzat suç işleniyor olması, durumu daha da kaygı verici kılmaktadır.

– Benzer şekilde Kurum müdürü ile yapılan görüşmede, müdür tarafından işkence ve kötü muamele olaylarına engel olmak yerine tutukluların tehdit edildiği yönündeki beyanlar da, hapishane idaresi tarafından sistemli ve programlanmış bir saldırının hayata geçirildiğinin göstergesidir.

– Suç duyurusunda bulunan mahpuslar, fiziksel izler geçtikten sonra (4 gün sonra) sağlık kontrolünden geçirilmiştir. Böylelikle failler tarafından, işledikleri suçun en önemli delili bir kez daha itina ile karartılmıştır.

· 8 Mayıs 2013 – İşkence ve Onur Kırıcı Muamele;

– Yine aynı sebeple başka bir hücre yaklaşık 20 gardiyan tarafından basılmıştır.

– Tutuklulardan Mert Toka, Gökhan Çoban ve Binali Çelik hücre havalandırmasında yere yatırılmış; kaba dayağa maruz bırakılmış ve tekmelenmişlerdir. Slogan atmamaları için bayılıncaya kadar boğazları sıkılmıştır. Yerde postallarla başlarına ve sırtlarına basılmıştır. Özellikle kol ve bacakların eklem yerleri sıkılarak tutuklulara acı verilmeye çalışılmıştır.

– Tutuklu Binali Çelik, kalbinde ritim bozukluğu olduğunu, Gökhan Çoban da astım hastası olduğunu söylediği halde her ikisi de boğazlarından sıkılarak nefessiz bırakılmaya devam edilmişlerdir.

– Anlatımlara göre bu olayda da bir kez daha başgardiyan Dursun Ali Gür başroldedir. Dursun Ali Gür isimli başgardiyan tutukluları “elimizde kalacaksınız, bize kendinizi öldürtmeyin ” şeklinde tehdit etmekten de geri durmamıştır.

İdarenin keyfi ve baskıcı uygulamalarına karşı çıkanlar ise ağır tecrit koşullarına mahkûm edilerek bir kez daha cezalandırılmak istenmektedir:

· Tecrit – Açlık Grevi;

– Kırıklar 2 No.lu F tipi Hapishanesinde tutulan Misbah Aktaş isimli tutuklu 18 aydır tek başına tutulmaktadır.

– ‘Hapishanedeki baskıyı ve üzerindeki ağırlaştırılmış tecridi’ protesto etmek için 15.04.2013 tarihinde bu yana açlık grevi yapmaktadır.

– 16 kardeşi olduğunu, İzmir’deki 5 hapishanede 1. ve 2. derecede akrabaları bulunduğu halde her birinin ayrı hapishanelere gönderildiğini ve özellikle kendisinin tecrit edildiğini belirtmektedir.

– Talep ettiği halde diğer hapishanelere naklinin engellendiğini, bilgisayar ve İngilizce kurslarına katılmasına izin verilmediğini, diğer mahpusların kendisi ile görüşmemesi için idarenin özel olarak çaba sarf ederek “kendisinin Kürt ve solcu olduğunun” söylendiğini belirtmektedir.

– Hakkında bugüne kadar toplam 35 disiplin soruşturması açıldığını, birçok ceza verildiğini üzerindeki ağır baskı nedeni ile can güvenliğinin olmadığını düşündüğünü ifade etmektedir.

– İdare tarafından kendisine B1 vitamini dahi verilmemiş, bu vitamini hapishanedeki diğer tutukluların yardımı ile temin etmiştir.

– Misbah Aktaş’ın 25 günde yaklaşık 14 kilo kaybı vardır.

– Üzerindeki ağır tecrit uygulamasına son verilmediği ve kardeşlerinden birinin yanına gönderilmediği sürece açlık grevi eylemine son vermeyeceğini belirtmiştir.

– Açlık grevi eylemine başladığına dair haber vermek için avukatına yazdığı faksın dahi engellendiğini, tüm yaptığı suç duyurularının ise sonuçsuz kaldığını belirtmiştir.

Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesinde yaşanan birçok hak ihlalinin mahpusların protestolarına yola açtığı ve idarenin bunların önüne geçmek için daha baskıcı bir tutum aldığı görülmektedir. Öyle ki; mahpuslara işkence etmekten dahi geri durmamaktadırlar. 25 gündür açlık grevinde olan mahpusun sesini duyurmaması için ne gerekiyorsa yapmayı, çok basit olan taleplerini kabul etmeye yeğ tutmaktadırlar.

Yine aynı hapishanede kalan Zübeyir Babat isimli mahpusun 19 Nisan 2013 tarihinde kalp krizi geçirmiş ve zamanında müdahale edilmediği için hayatını kaybetmiş olması da, burada tutulanların hayatlarının ne kadar değersiz görüldüğünü bir kez daha acı bir şekilde gözler önüne sermiştir.

Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi olarak, kapalı kapılar ardında yaşanan bu vahim tabloya sessiz kalmayacağımızı; kendilerine tanınan yetkileri mahpusların fiziksel bütünlükleri ve can güvenlikleri aleyhine bir silah olarak kullanan tüm sorumluların cezalandırılması için sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyururuz.10.05.2013

Çağdaş Hukukçular Derneği

İzmir Şubesi

Share Post