ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

THY İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR! GREVİ DESTEKLİYORUZ!

5ED_thy2THY işçisinin mücadelesi bizlerin de mücadelesidir. Çağdaş Hukukçular Derneği olarak, mücadelelerinde THY işçilerinin yanında olduğumuzu, burjuva medyanın ambargosuna, THY yönetiminin ve hükümetin grevi engellemek için başvurduğu her türlü hukuksuzluğa karşın grevin başarıya ulaşacağına inancımızın tam olduğunu bildiririz.

THY İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR!

GREVİ DESTEKLİYORUZ!

Havacılık işkolunda grev yasağına iş bırakarak karşı çıkan ve 305 işçi işten atıldıktan sonra sürekli direnişe geçen THY işçilerinin onurlu direnişini selamlıyoruz. THY işçileri hak almakta aslolan yolun direniş olduğu gerçeğini verdikleri mücadele ile bize tekrar gösterdiler.

İşçi düşmanı THY yönetiminin amacı ise toplu iş sözleşmesiz ve sendikasız bir THY yaratmaktır. Geçen iki dönemdir yapılan yetki itirazları, geçen dönem getirilen grev yasağı ve bu dönem denenen grev kırıcılığı girişimleri bu amaca yönelik sistemli saldırılardır. Hükümetin, kendi kontrolünde olan “uslu sendikacılık” yapılmaması halinde yasal olarak yürütülen toplu sözleşme sürecine müdahale ederek grev yasağı getirmesi, iktidarın işçi sınıfına karşı sermayeyle kurduğu ittifakın açık göstergesidir. Yasada tanımlanmış toplu pazarlık sürecinin parçası olan greve katılanlar baskılarla karşılaşırken; greve katılmayanlar hükümet yetkililerince tebrik edilmekte, demokratik hakların kullanılması bile tahammülsüzlükle karşılanmaktadır. THY grevi süreci, sınıf mücadelesinin yükseldiği her noktada devletin bütün psikolojik, fiziki ve hukuksal baskı araçlarını sakınmasız bir şekilde kullandığını göstermiştir. İşçi sınıfı örgütlerini ortadan kaldırmaya yönelik saldırılar devam etmektedir.

THY yönetimi bu süreçte işçilerin anayasal haklarını ihlal etmiş, ayrıca 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na aykırı davranmış, grev yasaklarını delmiştir. Yasaya göre “greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçen işçiler, ancak kendi işlerinde çalıştırılabilir. Bu işçilere, greve katılan işçilerin işleri yaptırılamaz.” Şu durumda sadece greve katılanların yerine işçi almak değil, kendi bünyesindeki başka işçileri de grev yapanların yerine kaydırmak grev yasağını delmektir. Buna rağmen THY yönetimi grev sırasında yeterli tecrübesi olmayan uçuş ekibi çalıştırarak hem yasayı ihlal etmiş hem de yolcuların can güvenliğini tehlikeye atmıştır.

Üstelik burjuva medyada da işlendiği gibi THY işçilerinin bir kısmının borçlar hukukunda düzenlenen hizmet sözleşmesiyle bağlı oldukları, iş kanununun dışında bırakıldıkları ve bu nedenle işe iade ve grev hakkı konusunda iş kanununa bağlı işçilerle aynı statüde olmadıkları doğru değildir. Bu işçiler sendikalıdır ve toplu iş sözleşmesinden faydalanma hakları vardır. Dolayısıyla 6356 sayılı yasa hükümlerinde tanınan haklardan faydalanmaları da olağandır. THY yönetimi ise bilinen eylemleri üzere bu süreçte ilgili mevzuatı defalarca ihlal etmiştir.

Bununla birlikte devlet, yasaları işçilere konulan grev yasaklarıyla doldurmaya ve bunları bahane ederek işçilerin tepesine binmeye hazır beklerken, patronlara konulmuş olan grev yasakları ihlal edildiğinde üç maymunu oynamaktadır. Çünkü devlet taraftır ve işçi sınıfının karşı safında olduğunu 1 Mayıs’larda, Tekel işçilerinin mücadelesinde, THY grevinde ve birçok işçi sınıfı eylemliliklerinde açık şekilde göstermiştir. Bilindiği üzere işçi sınıfına saldırı konusunda ustalık dönemini yaşayan AKP hükümeti toplu sözleşmeye müdahale ederek kanunla, havacılık hizmetlerinde grev yasağı getirerek hukuk tarihine de geçmiştir.

Bu yasak, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ve Anayasa’nın hak ve özgürlükler genel rejimi ile çelişmesinin yanı sıra demokratik toplum yapısını hiçe saymaktadır. Ayrıca tek olaya özgü kanun çıkarılması kanun çıkarma yetkisinin kötüye kullanılmasıdır. 6321 sayılı yasa ile getirilen bu yasak, sadece Anayasa’nın 13, 14 ve 15. maddelerine değil, hak ve özgürlüklerin korunmasını öngören md. 40’a, hak ve özgürlükler önündeki engelleri kaldırma yükümlülüğünü devlete yükleyen md. 5’e ve insan haklarına saygılı demokratik devlet kuralı öngören md. 2’ye aykırıdır. Düzenleme işçilerin en temel sendikal hakkını kullanılamaz hale getirmiştir.

Bu tablo bize, hükümetin bizzat kendisi kural tanımazlıkta önde gitmekte olduğundan, kural tanımayan işverene müdahale etmesinin düşünülemeyeceğini gösteriyor. Kaldı ki binlerce polisini grev alanına göndermekle, hem grevcilere hem de greve katılmayı düşünenlere gözdağı veriyor.

Bu tablo bize başka bir gerçeği daha gösteriyor. Sermaye ve onun temsilcisi devlet, işçi sınıfının mücadele ederek yasalara koydurduğu kazanılmış hakları kullanılamaz hale getirmek ve ilk fırsatta geri almak için çaba göstermektedir. Hukuksal mücadele önemli olsa da hakların kazanımı ve korunması esas olarak hukuk yoluyla değil fiili mücadele yoluyla sokakta, işyerlerinde üretimden gelen gücün kullanılmasıyla gerçekleşecektir. Yasalar işçi sınıfına daimi bir güvence vermemektedir.

THY işçisinin mücadelesi bizlerin de mücadelesidir. Çağdaş Hukukçular Derneği olarak, mücadelelerinde THY işçilerinin yanında olduğumuzu, burjuva medyanın ambargosuna, THY yönetiminin ve hükümetin grevi engellemek için başvurduğu her türlü hukuksuzluğa karşın grevin başarıya ulaşacağına inancımızın tam olduğunu bildiririz.

 

KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇ BİRİMİZ!

 

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ

 

Share Post