ÇHD Susmadı, Susmayacak!

İzmir Şubemizin Adalet Bakanlığı Basın Bildirisine Yanıtı

115_chdADALET BAKANLIĞI İŞKENCE İLE MÜCADELE YERİNE, İŞKENCE FAİLLERİNİ SORGUSUZ SUALSİZ KORUMAYI TERCİH EDİYOR!

Bilindiği üzere, Derneğimize yapılan başvurular üzerine İzmir Aliağa (Şakran) Çocuk Cezaevi’nde yaşanan işkence ve onur kırıcı muameleler 27.05.2013 tarihinde basınla paylaşılmış ve çocukların maruz kaldığı vahşet görsel ve yazılı medyada geniş yer işgal etmiştir.

Adalet Bakanlığı ise bu iddialarla ilgili olarak derhal (!) harekete geçmiştir. Bakanlığın harekete geçtiğini öğrenince, bir “hukuk devletinde” olması gerektiği gibi; mağdur çocukların anlatımları doğrultusunda, derhal idari soruşturma başlattığı, işlenen suçun fail ve delillerini tespit edip sorumluların cezalandırılması için harekete geçtiği, idari amirlerin soruşturma süresince işten el çektirildiği, mağdurların güvenliğinin sağlandığı ve suç delillerinin karartılmadan toplandığını düşünenler ya da düşünmek isteyenler olabilir hâlâ aramızda: Öyle ya; “Biz ‘hukuk devletinde’ yaşıyoruz ve bir şekilde ‘suça sürüklenen çocuklar’ zorunlu olarak özgürlüklerinden yoksun bırakılsalar da devlet babanın şefkatli kolları altında yaşıyorlar…” Öyle ya; “Çocukların fiziksel ve ruhsal yönden korunması ve yeniden ‘topluma kazandırılması’ için her türlü uluslar arası ve iç hukuk mevzuatı düşünülmüş…” Öyle ya; “Bakanlık bünyesinde çalışan hiçbir infaz ‘koruma’ memuru, kanun dışı bir şey yapmaz, görevinin gerekliliklerini dört dörtlük yerine getirir…” Ancak, Adalet Bakanlığı’nın daha önce olduğu gibi bu kez de, idari anlamda denetiminden sorumlu olduğu bir cezaevinde yaşananlar karşısında takındığı tutum ve devreye soktuğu “inkâr politikası” ne yazık ki bizleri şaşırtmamıştır. Devlet erkânının refleks olarak gösterdiği işkence karşısındaki tavrı ve işkencecileri için sorgusuz sualsiz oluşturduğu “cezasızlık zırhı” bizler için çok tanıdık: 28.05.2013 tarihinde
Adalet Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’nin konuya ilişkin olarak basınla paylaştığı (08) no.lu basın bildirisi ve 12 maddelik bilgi notu, ibretlik bir belge olarak tarihte yerini almaya hazır. Basında çıkan iddialarla ilgili olarak jet hızıyla yapılan açıklama ve “iddia ve isnatların tamamen gerçek dışı” olduğunu “tespit” eden Adalet Bakanlığı’nın bu tavrı ile ilk kez karşılaşmıyoruz. Bu kadar vahim iddiaların ortalama 24 saat içinde nasıl kapsamlı ve etkili bir şekilde soruşturulup gönül rahatlığıyla nihayete erdirildiği bir muamma olmakla birlikte; aslında cezaevinde özgürlüklerinden yoksun, ailelerinden kilometrelerce uzak olan ve sesini dışarıya duyurması neredeyse imkânsız olan çocukların bugüne kadar yaşadıkları işkencenin neden sistematik ve bilinçli bir şekilde devam edebildiğinin de açık yanıtı niteliğinde.

İdari anlamda kendi bünyesi altında bulunan Aliağa (Şakran) Çocuk Cezaevi’nden gelen çığlıklar karşısında Adalet Bakanlığı’nın yaşanan hak ihlallerine karşı bu kadar açık bir şekilde inkâr yoluna gitmesi, aslında bundan sonra yapılacak adli ve idari soruşturma sonuçlarına dair “malumun ilanı” niteliğindedir.

Basına yansıyan yakınmalarla ilgili olarak, kendi memuruna, resmi kayıtlarına sonuna kadar itibar eden devlet zihniyetinin; bu meseleyi de daha önce olduğu gibi üstünü kapatarak, takipsizlik kararları vererek, olmadı çocukları Türkiye’nin dört bir yanına sürgüne göndererek çözmek isteyeceğinden eminiz! Ancak Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi olarak bizler, Şakran Çocuk Cezaevi’nde uygulanan sistematik işkencenin önlenmesi ve teşhiri için her türlü çabayı göstereceğimizi, bu suçu işleyen, işlenmesine yardım eden ya da göz yuman tüm kişi ve kurumların peşini bırakmayacağımızı, burada tutulan mağdur çocukların her zaman sesi soluğu olacağımızı bir kez daha basına ve kamuoyuna duyururuz. Saygılarımızla.28.05.2013 ÇHD İzmir Şubesi

Share Post