ÇHD Susmadı, Susmayacak!

Reyhanlı katliamı, AKP Hükümeti’nin Suriye politikasının bir sonucudur

Adana Şube Reyhanlı katliamı ile ilgili yapılan basın açıklamasındaki polisin saldırısını protesto etti. Adana Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında ÇHD Adana Şube Başkanıi Avukat Sefa Aydoğan, katliamda yaşaımını yitiirenlerin ailelerine başsağlığı dileyerek,emperyalist devletlerin bölge politikalarının bir parçası olarak komşu halklara yönelik savaş siyasetine, Özgür Suriye Ordusu çetelerinin Türkiye’de eğitilmesine ve desteklenmesine derhal son verilmesini istiyoruz. dedi.
BASINA VE KAMUOYUNA

Hatay’ın Reyhanlı İlçesi’nde bombalı araçlarla doğrudan sivil halkı hedefleyen saldırı Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamlarından birisidir. Öncelikle, yaşamını yitiren tüm insanlarımızın yakınlarına ve halklarımıza başsağlığı, yaralanan yurttaşımıza acil şifa diliyoruz. Hiçbir “kutsallığın, ulvi niyet ve politik amacın” böylesi bir katliamı haklı gösteremeyeceğini, yaşam hakkının her şeyin üzerinde bir hak olduğunu düşünüyoruz.

Reyhanlı katliamı, AKP Hükümeti’nin Suriye politikasının bir sonucudur. Tıpkı Akçakale’ye düşen top mermileri gibi… Tıpkı Cilvegözü sınır kapısındaki patlama gibi…

Elbette çatışmalardan kaçan sivillere mülteci statüsünde gerekli insani yardımın yapılmasına kimsenin bir itirazı olamaz. Ancak, NATO güdümündeki “Özgür Suriye Ordusu”nu silahlandıran, Hatay’daki kamplarda eğiten ve Suriye’ye gönderen, yaralı ÖSO militanlarına sağlık hizmeti veren hükümet, iki yıldır Suriye’de iç savaşı kışkırtıyor. Pek çok ülkeden Türkiye’ye gelen çete elemanları ülkemizde eğitilerek Suriye’ye savaşmaya yollanıyor. Reyhanlı’da sınır güvenliği ÖSO militanlarına terk edilmiş durumdadır. Silahlı militanlar hiçbir denetim, kontrol olmaksızın şehir içinde serbestçe dolaşabilmektedir. Bugün Reyhanlı’da 51 yurttaşımızın canına mal olan bu kitle katliamı AKP’nin izlediği savaş siyasetinin bir sonucudur. Reyhanlı katliamının bütün siyasi sorumluluğu AKP Hükümeti’ne aittir. AKP Hükümeti Suriye politikasının sorgulanmasının önüne geçmek ve iktidarını muhafaza etmek adına katliamın faillerini gizlemek istemektedir.

İçişleri Bakanı Güler, daha patlamanın üzerinden 7 saat geçmişken “örgüt belli, kişiler büyük oranda belli, Suriye muhalefetiyle alakası yok, olay El Muhaberat’la bağlantılı” açıklaması yapmıştır. Devlet bu açıklamayla, olaya dair her türlü yoruma ipotek koymuş, hemen ardından patlamalarla ilgili delil niteliğinde olabilecek yazılı, sesli ve görüntülü haberlere ilişkin yayın yasağı getirilmiştir.

Yayın yasağı, katliama dair her türlü bilgi üretimine getirilmiş bir sansürdür. Bu şekilde yayın yasağı konması hukuka aykırıdır, yok hükmündedir. Katliam üzerindeki kuşkuların ortadan kalkması, faillerin ve arkasındaki güçlerin ortaya çıkabilmesi için kamuoyunun denetimine açık şeffaf bir soruşturma süreci oluşturmalıdır. Hükümet, gerçekleri kuru ithamlarla değil, belge ve delillerle ve zaman geçirmeden ortaya koymalıdır.

Gerek bombalamanın doğrudan halkı hedeflemesi, gerekse bombalı araca bir esirin kelepçelenmiş oluşu, Suriye’de faaliyet yürüten çetelerin ve oluşumların hareket tarzını anımsatmaktadır. Reyhanlı’da katliam öncesi kentteki MOBESE kameralarının devre dışı bırakılması da katliamın faillerinin emniyet içinden destek aldığını göstermektedir.

Reyhanlı katliamı, Suriye Devleti’yle ilişkilendirilerek Türkiye adım adım savaşa itilmektedir. Reyhanlı’da yaşanan acı, çok daha büyük başka acıların basamağı yapılmak istenmektedir.

Reyhanlı katliamında hükümetin rolü ve ihmali konusunda tepkilerini sokakta dile getirenlere polis eliyle orantısız ve sert müdahalelerde bulunulmaktadır. “İleri demokrasi” döneminde basın açıklaması, toplantı ve gösteri yapma hakları ihlal edilmektedir. Reyhanlı katliamı üzerindeki sorumluluğunu örtbas etme ve halka gözdağı verme telaşı içindeki AKP Hükümeti, Kocaeli’nde ve Adana’da barışçıl gösteri hakkını kullanmak için bir araya gelen siyasi parti, sendika ve kitle örgütü üyelerine yönelik olarak sert müdahalelerde bulunmuştur. Dün Adana’da AKP İl Binasına yürünerek yapılmak istenen eyleme biber gazlı, coplu müdahalede bulunulmuş, pek çok arkadaşımız bu müdahaleden etkilenmiştir. Açıklamamızın ardından bu müdahaleden etkilenen arkadaşlarımızdan bir kısmı, polisin orantısız güç kullanımı ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunacaktır.

Bizler, Savaş ve katliam politikalarına karşısında dil, inanç mezhep farkı gözetmeksizin tüm halkımızı birlikte hareket etmeye çağırıyoruz.

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ ADANA ŞUBESİ

Share Post