ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

ŞAKRAN ÇOCUK CEZAEVİ’NDE, İŞKENCE SUÇU İŞLENMEYE DEVAM EDİYOR!

E7B_sakranÇHD İZMİR ŞUBESİ, ŞAKRAN CEZAEVİNDEKİ ÇOCUK MAHPUSLARIN DURUMU HAKKINDA BASIN TOPLANTISI YAPTI.
Türkiye cezaevleri, burada tutulan insanların neredeyse tamamının sağlıklarını yitirdiği, azımsanmayacak oranda insanınsa yaşamlarını kaybettikleri cezaevleri olarak gündemimizde yakıcı bir şekilde yer almaya devam ediyor. Türkiye devletinin ısrarlı bir tutumla sürdürdüğü tecrit ve tretmana dayalı cezaevi politikaları sonucunda ortaya çıkan en önemli gerçeklik; cezaevindeki mahpusların fiziksel ve ruhsal bütünlüklerinin her geçen gün daha da bozulması, hatta birçok mahpusun çeşitli sebeplerle yaşamını yitirmesidir.

Cezaevi dendiğinde akla gelen sorunlarla baş edemeyen yetişkin mahpusların yanı sıra, kendi özgül durumları nedeniyle maruz kaldıkları ek sorunlarla mücadele etmeye çalışan çocuk mahpusların durumu ise daha vahimdir. Devletin “koruyorum” demek için çıkardığı kanunla kendilerine “suça sürüklenen çocuk” dediği, duruşma zabıtlarında isimlerinin başına “SSÇ” eklenerek koruyormuş gibi yaptığı çocuklar…

Devletin alıkoyma yetkisine dayanarak, cezaevi ya da herhangi bir tutulma yerine koyduğu bireylere karşı bakım, gözetim ve koruma sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk aynı zamanda bir zorunluluğu ifade eder. Çocuklar söz konusu olduğunda ise yukarıda belirtilen basit sorumluluk çok daha detaylı ve çok daha hassas boyutlar kazanmaktadır. Devletin anne ve babalarından ayırarak, yetiştikleri, yaşadıkları yerlerden binlerce kilometre uzakta alıkoyduğu çocukları ulusal ve uluslararası mevzuat ve kurallar çerçevesinde koruması ve kollaması, devlet görevlileri bakımından yasal bir zorunluluktur.

Oysa cezaevlerinde her gün, her an çocuk mahpuslara işkence yapılmakta ve insan onuruyla bağdaşmayan uygulamalarla, çocuk olmalarından kaynaklanan tüm hakları ihlal edilmektedir.

Devletin Pozantı cezaevinde meydana gelmiş ve ortaya çıkmış utanç tablosu karşısında bulduğu yegâne çözüm olan; çocukları Türkiye’nin dört bir yanına dağıtma kararı sorunları çözmediği gibi yenilerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Ailelerinden binlerce kilometre uzakta cezaevlerine kapatılan çocuklar aylarca aileleri ya da dışarıdan herhangi bir insanla görüşememektedirler. Dış dünya ile hiçbir bağlantı kuramamanın getirdiği sorunların yanında bir de kaderleri cezaevi idaresinin elinde bir çaresizlik ve zulüm sarmalı içine girmektedirler.

Karşı koyma, direnme ve engel olma şansı olmayan çocuklara cezaevi içinde idari kadro ve gardiyanlar tarafından uygulanan işkence ve kötü muamele, çocuklar dış dünya ile iletişim kuramadıkları için cezaevi içinde kalmakta ve yoğunlaşarak artmaktadır. Bütün bu uygulamalar nedeniyle çıkar yol bulamayıp, deterjan yutarak intihar etmeye yeltenen çocuklar ise medyada kısa bir haber olarak yer aldıktan sonra sorumlular soruşturulmadan ve cezalandırılmadan, üzeri kapatılmakta ve unutulmaktadır.

İzmir Aliağa (Şakran) Ceza ve İnfaz Kurumları Kampusu bünyesindeki cezaevlerinden biri Çocuk ve Gençlik Cezaevidir. Bu cezaevi, Türkiye’nin pek çok bölgesinden toplanarak getirilmiş çocukların maruz kaldıkları işkence ve onur kırıcı uygulamalarla sıklıkla gündeme gelmekte, basında yer bulmaktadır. Gördüğümüz kadarıyla, Şakran Çocuk Cezaevi namına yaraşır bir şekilde “faaliyetlerini” ısrarlı bir şekilde sürdürmektedir.

ÇHD İzmir Şubesi Cezaevi Komisyonu tarafından çocuk mahpuslarla 22.05.2013 tarihinde yapılan görüşmelerde ortaya çıkan başlıca sorunlar şu şekildedir:

· Hekime Erişim ve Tedavi Hakkının Engellenmesi;

– Çocuk mahpuslardan İ.A.’nın gözü, tutuklanmadan önce geçirdiği bir kaza nedeniyle yaralıdır. Tutuklanmadan önce sürdürmekte olduğu tedavi sayesinde yaralı gözüyle az da olsa görebilirken, tutuklandıktan sonra tedavinin yarım kalması ve tüm taleplerine rağmen cezaevinde tedavisinin yapılmaması nedeniyle yaralı olan gözü şu anda görmemektedir. Çıplak gözle bakıldığında görülebilen gözündeki problemin çözülmesi önceliği, şu an görmeyen gözünün tedavi ile kurtarılma ihtimali gereği derhal hastaneye sevki zorunluluğu vardır.

· İşkence ve Onur Kırıcı Muamele/Süngerli Oda;

– Çocuk mahpuslardan S.D. fıtık hastasıdır. Ameliyat olması gerekmektedir. 21.05.2013 günü Aliağa Devlet Hastanesine götürülmüştür. Doktor bulunmadığından herhangi bir işlem yapılmaksızın cezaevine geri getirilmiştir. Hastane çıkışında jandarmalardan biri, başvurucunun kolunu sırtına doğru kıvırarak arabaya bindirmek istemiştir. Başvurucu kolunu çok çevirdiğini ve canının yandığını belirtmiştir. Bunun üzerine başvurucunun kolunu kıvıran asker ve diğer askerler başvurucunun üzerine çullanmış ve kendisini ağır şekilde darp etmişlerdir. Başvurucunun yüzünde, burnunda, boynunda ve kollarında önceki gün meydana gelen darp nedeniyle morluklar, yaralar ve çizikler tespit edilmiştir.

– Çocuk mahpuslar cezaevinde 1. Müdür Emrullah ve 2. Müdür Ercan ve bunların gözetiminde bulunan başta “baş efendi” olarak belirttiği Uğur isimli başgardiyan olmak üzere bütün gardiyanlar tarafından kendilerine ve cezaevinde kalan diğer kişilere ağır işkence yapıldığını belirtmektedirler. Başvurucular müdürler ve gardiyanlar tarafından kendilerine sürekli olarak yoğun şiddet uygulandığını belirtmektedirler. Gardiyanlar tarafından süngerli odaya alındıklarını (başvurucu süngerli odayı “memurlar bizi mavi odaya götürüyorlar, duvarlar pamuk kaplı, yumuşak” şeklinde tanımlamıştır. ) burada kameralar kapatıldıktan sonra şiddetli ve yoğun şekilde dövüldüklerini beyan etmiştir. Ayrıca çoğu zaman süngerli odaya götürülen çocukların elleri ve ayakları plastik kelepçeyle kelepçelendikten sonra gardiyanlar tarafından dövülmektedirler. Çocuklar elleri ve ayakları plastik kelepçeyle bağlanıp dövüldükten sonra çoğu kez saatlerce bu şekilde bekletilmektedirler.

– Kurum 2. Müdürü olan Ercan çocukları hortum ile dövmektedir. Başvurucuların beyanına göre yaklaşık bir ay kadar önce 2. Müdür Ercan, çocuk mahpus İ.A.’yı odasına çıkarttırarak dakikalarca hortumla dövmüştür. Hortumla yediği dayak sonrasında başvurucunun kolları ve bacaklar şişmiş ve morarmıştır. Başvurucular hortumla dövüldükten sonra kollarındaki morluk ve kızarıklıkları “ortada ince beyaz, yanlarda iki şerit şeklinde morluklar” şeklinde (ray şekli tanımana uygun) tanımlamışlardır. 2. müdür Ercan’ın kullandığı hortumun tanımlanması istendiğinde, iki eliyle hortumun boyunu göstererek (40-50 cm tahmini uzunluk) beyaz düz hortum şeklinde tanımlamışlardır.

· Tecrit İşkencesi;

– Gardiyanlar çocukları ağır şekilde dövdükten sonra, kurum müdürünün kararı ile müşahede odası denen, içinde bir yatak, musluk ve tuvalet olan 2 – 3 metrekare hücrelere kapatılmaktadırlar. Bu hücrelerde günlerce hatta aylarca tutulduklarını beyan etmektedirler. Hücreye kapatılan çocuklar günlük 1 saat havalandırmaya çıkmakta ve geri kalan 23 saati yukarıda belirtilen hücrede tek başına geçirmektedir. Cezaevinde toplam 22 tane hücre bulunmaktadır. Çocukların beyanına göre bu hücreler hiçbir zaman boş kalmamaktadır.

· İntihara Teşebbüs;

– Çocuk mahpuslardan S.D. cezaevinde yaşadığı işkenceler nedeniyle yaklaşık bir ay önce çamaşır deterjanı içerek intihar etmek istemiş, kaldırıldığı Aliağa devlet hastanesinde 4 gün kaldıktan sonra cezaevine geri getirilmiştir.

· Başvuru ve Şikâyet Hakkının Engellenmesi;

– Mahpus çocuklar cezaevine dışarıdan bir heyet geldiği zaman müdürün bütün hücreleri boşalttığını ve hücrelerde kalan çocukları koğuşlara aldığını beyan etmektedir.

– Mahpus çocuklar cezaevinde yaşadıkları sürekli işkence ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı ve Cumhuriyet Savcılığına suç duyurularında bulunmuş ancak hiçbir dilekçeye cevap gelmemiştir. Başvurucular dilekçelerin idare tarafından gönderilmediğini değerlendirmektedirler.

· Sosyal Etkinliklerden Faydalanma Hakkının Engellenmesi;

– Mahpus çocuklar idare tarafından verilen cezalar nedeniyle cezaevindeki hiçbir aktiviteye katılamamaktadırlar. Spor, sinema ve diğer sosyal aktivitelerden yararlandırılmayan çocuk mahpuslar bu imkânlardan yararlanmayı istemektedirler.

Şakran Çocuk Cezaevinde yaşananların, Türk Ceza Kanunu’nun 94. Maddesinde tanımını bulan “işkence” olduğu açıktır. Cezaevi idaresi, gardiyanlar, jandarmalar ve hekimlerin elbirliği ile uyguladıkları bu işkence ile ilgili olarak çocuklar tarafından yapılan şikâyet ve suç duyuruları sonuçsuz kalmakta, bir Türkiye klasiği olarak sorumlular hukuk sistemince korunmakta, kollanmakta ve himaye edilmektedirler.

Oysa ulusal mevzuat, uluslararası sözleşme ve kurallar gereğince çocuklara kelepçe, zincir ve benzeri aletlerin takılması, fiziksel ceza, karanlık bir hücreye konulma, kapalı veya tek kişilik bir odaya hapsedilme veya çocuğun fiziksel veya ruhsal sağlığını bozabilecek türden zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele oluşturabilecek herhangi bir disiplin tedbirinin uygulanması kesinlikle yasaktır.

Bu bakımdan cezaevi idaresi ve gardiyanlar, Türk Ceza Kanunu, Çocuk Koruma Kanunu, İnfaz Yasası (CGTİK), BM – Havana Kuralları ve diğer ilgili mevzuatı ihlal etmekte ve açıkça suç işlemektedir.

Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi olarak; cezaevi duvarları ardında, duvarların saklayacağını umarak suç işleyen, suça karışan veya suç işlenmesine göz yuman her kim varsa, açığa çıkartılması ve yargılanması konusundaki kararlılığımızı bir kez daha belirtir, suça karışmış tüm sorumluların yargı önüne çıkartılarak cezalandırılmalarının sağlanması konusunda sonuna kadar takipçi olacağımızı kamuoyuna duyururuz. 27.05.2013

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

İZMİR ŞUBESİ

Share Post