ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

YOLSUZLUK – TALAN ve YARGI

BASINA VE KAMUOYUNA

YOLSUZLUK – TALAN ve YARGI

chd 17 Aralık 2013 tarihli operasyon sonrasında bakan çocukları, iş adamları, banka müdürleri tutuklandı. Yolsuzluk, hırsızlık, talan ortaya çıktı. Yargının siyasal iktidar ve egemenlerin elinde nasıl oyuncak olduğu görüldü. İktidar mücadelesi veren Cemaat ve AKP’nin çatışmasından ortaya saçılanlar düzenin muhtevası ve niteliğinin kanıtlarıdır. Bu düzen yolsuzluk ve talan düzenidir. Ortaya çıkanlar, gerçekte olanların belki de yüzde biridir. Halkın menfaati ne Cemaatte ve ne de AKP’dedir. İkisinin de birbirinden hiçbir farkı yoktur.

 Ülkemizde düzenin tüm ekonomik yapısı küresel tekellere göre şekillenmişken Gezi ayaklanmasını “uluslar arası faiz lobisine” bağlayan Başbakan bugün de yaşanılanları “mili sermayeye komplo” olarak niteleyebiliyor. Halkın parasını yiyenler, talan edenler çürümüşlüğün sahipleridir. Onlar bize “millilikten” yana nutuk çekemezler. Bugün ortaya çıkan gerçekler, yeni veya şimdiye özgü değildir. Yolsuzluk ve talan her daim bakidir. Bugüne ait tek yeni şey, iktidar mücadelesi kapsamında mevcut ve süregelen gerçeklerin gün ışığına çıkmış olmasıdır. Sürecin daha da derinleşmesi, süren iktidar savaşının şiddetine göre söz konusu olabilecektir.

 Öte yandan bu süreçte siyasal iktidarın yargıya yönelik müdahale ve talimatlarının artık çok açıktan yapıldığına şahit olunmaktadır. Son bir haftalık dönemde siyasal iktidar-cemaat-yargı üçleminde yaşananlar kelimenin tam anlamıyla ibretliktir. Avukatları, doktorları, memurları, öğrencileri, yaşlı insanları ve gençleri; yerlerde sürükleyip gözaltına aldıran, onları tutuklatan ve hücrelere attıranlar bugün “hukuk herkese lazım”, “yargı, kirli oyunun bir parçası”, “bu bir yok etme operasyonudur” demektedirler. Bu ülkenin muhaliflerine yönelik “şafak operasyonlarında” herkes peşinen “örgüt üyesi” ilan edilirken, şimdi “masumiyet karinesinden” bahsedilmektedir. Keza çocukları tutuklanan bakanların günlerce görevde kalması ve soruşturmayı yürüten kolluk görevlilerinin görevden alınması unutulmamalıdır. Diğer taraftan Yargıtay yargıçlarının baktıkları dosyaları “mütalaa için okyanus ötesine” gönderdikleri su yüzüne çıkmaktadır.

 Bir kez daha hukuk devleti, hukukun üstünlüğü kavramlarının ne menem şeyler olduğu ortaya çıkmıştır. Uzun bir zamandır ülkemizde siyaset hukuk üzerinden faaliyet yürütmekte ve siyasal iktidar tüm dizayn işlemlerini hukuk eliyle gerçekleştirmekteydi. Bugün gelinen noktada bilek güreşi ile başlayıp kılıçların çekilmesiyle süren iktidar savaşı hukuk kurumları üzerinden sürdürülmektedir. HSYK hangisinin elinde? Yargıtay kimin Yargıtay’ı? Polis kimde? Hangi hakim hangisinin adamı?… İşte bugün bunları herkes tartışıyor ve soruyor. Hem de en sıradan insanlar, halkımız tartışıyor. Yaşanılanlar karşısında yapılabilecek en hafif değerlendirme; bu ülkede hukuk, hakkaniyet, adaletin olmadığıdır.

 Ne bu yolsuzluklara, talana ve ne de adaletsizliklere mahkum olmak zorunda değiliz. “Süren iktidar savaşıdır ve biz bunun tarafı değiliz” demek yeterli ve doğru değildir. Yolsuzluk, talan ve adaletsizlik doğrudan bizleri ilgilendirir. Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi olarak yolsuzluğa ve talana karşı herkesi ayağa kalkmaya çağırıyoruz. Dernek olarak yaşanılanlara seyirci kalmayacak, adalet talep etmeyi sürdüreceğiz.

 Saygılarımızla.

 Çağdaş Hukukçular Derneği

İstanbul Şubesi                                        

Share Post