ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

15 OCAK DİYARBAKIR ZİYARET VE GÖZLEMLERİMİZ

AmcU91AtuOH0DuEzYp3Yj5DLlAqZD0If95aYsHJk2EdvÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

15.01.2016 TARİHLİ DİYARBAKIR ZİYARETİ BİLGİLENDİRMESİ

Derneğimiz Genel Merkezinin daha önce Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD), Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Demokrasi İçin Hukukçular ile birlikte, 5-6 Ocak’ta yapmayı kararlaştırdığı Diyarbakır ziyareti, ziyaret gününde açıklanan uçak seferlerinin hava muhalefeti nedeniyle iptal edilmesi üzerine ertelenmişti.  Ancak, karayolu ile giden Mersin ve Gaziantep Şubelerimiz o gün Diyarbakır’a gidebilmiş, gözlemlerini bir rapor halinde paylaşmışlardı.

Hava muhalefeti nedeniyle geniş çaplı katılımın mümkün olmadığı Diyarbakır ziyareti, Alanya’da yaptığımız 9-10 Ocak tarihli ÇHD Genişletilmiş Genel Yönetim toplantısının da ana gündem başlıklarından birini oluşturdu. Bu toplantıda ertelenen ziyaretimizin,  15 Ocak 2016 Cuma günü yapılması kararı alındı.

Alınan karar doğrultusunda Genel Merkez, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Gaziantep, Mersin, Adana ve Antalya şubelerinden yaklaşık 60 üye ve yöneticimizin katıldığı ziyaretimizin amacı; 45. gününe giren ablukanın Kürt Halkı üzerinde yarattığı  etkileri gözlemlemek, destek ve dayanışmanın ötesinde devletin yaptığı katliam saldırıları karşısında taraf olduğumuzu, yan yana, omuz omuza mücadele ettiğimizi Kürt halkına ilk elden iletmekti.

Ziyaret programımız süresince Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD) eş başkan ve yöneticileri yanımızda olup, her aşamada bizlere rehberlik ve ev sahipliği yaptılar.

İlk ziyaretimiz, Diyarbakır Barosu’na yapıldı.  28 Kasım’da katledilen Baro Başkanımız Tahir Elçi için, bir kez daha başsağlığı dileklerimizi ilettikten sonra, yaptığımız iç toplantıda günün programı konuşuldu, etkin bir sonuç yaratması için fikir ve öneriler sonunda son hali oluşturuldu.

AreuGZjLDREZobchMtw5OkLf3xPyJ95m6bgiZCvtGezYBuradan Diyarbakır Adliyesi’ne geçildi. Adliye önünde saat 12.00’de yapılan açıklamada Genel Başkanımız ile Şube Başkanlarımız tarafından, Sur’daki ablukanın diğer Kürt illerine ve ülkenin diğer kent ve mahallelerine yaygınlaştırmasına ilişkin siyasi iktidarın temsilcilerinin açıklamaları teşhir edildi. Devletin Sur’da yaptığı katliamın hesabının sorulması için Kürt halkı ile birlikte mücadele edeceğimiz basın ve kamuoyu ile paylaşıldı.MO5C6529

Akabinde, 24 Aralık’tan bu yana “Ölüme Karşı Yaşam, Siyaha Karşı Beyaz” sloganıyla, Büyükşehir Belediyesi önünde nöbet tutan sağlık emekçilerinin forumuna katıldık. Sağlık emekçileri, sokağa çıkma yasağının uygulandığı mahallerde sağlık hizmeti veremediklerini, hangi tarafta olursa olsun orada ihtiyaç duyan herkese bu hizmeti vermek istediklerini beyan etmelerine karşın devlet tarafından bunun engellendiği yönünde bilgi aktarımında bulundular. Forumda üye ve yöneticilerimiz de söz alarak duygu ve düşüncelerini paylaştılar.

12439496_10152818548304567_6403487785625823389_n

Saat 13.00’teki’daki Kent Konseyi’nin basın açıklamasına katıldıktan sonra, Tahir Elçi’nin faillerinin yargılanması için, katledilişinden bu yana her cuma saat 13.30’da Diyarbakır Barosu tarafından yapılan basın açıklaması ve oturma eylemine katıldık. Açıklamada Genel Başkanımız tarafından da, Tahir Elçi’yi katledenlerin cezalandırılması için etkin bir çalışma yürütmeye devam edileceği, devletin katliamına ilişkin deklarasyon yayımlayan 1128 akademisyen ile ilgili TBB Başkanının açıklamanın kabul edilemez olduğu dile getirildi.

Ag056-UJeo9DyZXU2Z9Qsb0DI26-_W6R2NeNwP3sf3CU

Program gereği oluşturduğumuz bir heyet DTK ziyaretine, diğer heyet ise sokağa çıkma yasağının uygulandığı Sur’a geçtiler.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ziyaretine giden heyetimiz, DTK Eş Başkanlık Divanı üyeleri tarafından karşılandı. DTK Eş Başkanlarının başkaca programlar nedeniyle şehir dışında olduğu bilgisi verildi ve Eş Başkanların selamları tarafımıza iletildi. Divan üyeleri tarafından Kürdistan’da yaşanan tabloya dair geniş bir şekilde bilgi aktarıldı. Heyetimiz tarafından destek ve dayanışma duygularımızın iletildiği toplantıda, faşizme karşı birlikte mücadele kararlılığında olduğumuz MO5C6710karşılıklı şekilde vurgulandı.

Oluşturduğumuz diğer heyetimiz ise sokağa çıkma yasağının kaldırıldığı Gazi Caddesi’ne gitti. Burada Sur içi meydanı her an kapatılmak üzere bulundurulan demir bariyerlerle kaplıydı. Giriş noktasına yaklaştıkça, toplu halde bekleyen kolluk kuvvetlerinin daha da sıklaştığı gözlemlendi. Sokağa çıkma yasağının 30 Aralık 2014 tarihinde kaldırıldığı duyurulduğu halde, Caddenin girişi demir bariyerlerle örülü ve devletin resmi ve sivil kuvvetlerince tutulmuş vaziyetteydi. Giren az sayıdaki kişiler, girişte durduruluyor, kimlik kontrolü ve üst aramasından sonra girebiliyordu.  Tamamı avukattan oluşan heyetimiz de durdurularak, kimlik soruldu. Avukat kimlikleri gösterildiği halde;  “arandıktan sonra girebilirsiniz” denildi. Bu dayatmanın kabul edilememesi üzerine gelen amir;  “Evet, bu caddede sokağa çıkma yasağı kaldırıldı, ama burası şimdi de kontrollü geçişe izin verilen bir yer. İçeri girecek herkesin üzerinin aranması için Vali’nin kesin talimatı var” dedi. ”Sokağa çıkma yasağı olmadığına göre kimseye kimlik kontrolü yapılamaz, kimsenin üzeri aranamaz, avukatlık mevzuatındaki açık düzenleme karşısında bizleri hiçbir şekilde arayamazsınız” şeklindeki itirazlarımız karşılık bulmadı. Ancak 20.000 binden fazla kişinin yaşadığı mahallelerin abluka altına alınıp, her gün sivil insanların katledilmesinin sıradanlaştığı bir yerde,  ‘avukatlara özel güvence sağlayan mevzuat düzenlemelerinin’ karşılık bulmaması çok da şaşırtıcı değildi. Heyetimiz ancak aranarak Gazi Caddesi’ne gidebildi.MO5C6704

Caddeye çıkan sokaklar demir bariyerle kapatılmış olmasına karşın aynı zamanda kum torbalarından oluşturulmuş askeri mevzilerle donatılmıştı. Çeşitli zırhlı araçlar, plakasız araçlar ve 90’lardaki ”beyaz Toros”ların günümüz versiyonu Range Roverlar içeri girip çıkmaktaydı. En sık göze çarpan ise ”Kirpi” denilen, içinde asker ve mühimmat taşıyan araçlardı. Caddenin her iki tarafından, sokağa çıkma yasağının uygulandığı yerlerden top sesleri gelmekteydi. Dükkânların çoğu kapalıydı, açık az sayıdaki dükkânın da müşterisi yoktu. Caddede ilerledikçe, görülebilen kişi sayısı azalmaktaydı, artık dükkânların daha fazlası kapalıydı.

Tahir Elçi’nin katledildiği, ‘sokağa çıkma yasaklı’ Dört Ayaklı Minare’ye yaklaşılırken, siren sesleri ile o noktadan gelen bir ambulans heyetimizin yanından geçti.  Etrafta halktan kimse görünmüyor, top seslerini, silah sesleri daha yakından duyuluyordu. Bu nedenle daha ileriye gidilemedi.

Heyetimiz dönerken, yanlarına gelebilen birkaç esnafla sohbet edip, acılarını, katliam ve ablukaya karşı öfkelerini dinledi. 90’lardaki zulmü de gördük, beyaz Torosları, faili meçhulleri, köy yakmaları… Şimdi bir kişinin diktatör olma hevesine kurban ediliyoruz; çok daha ağır saldırı, büyük ablukalar var, bizi topyekun yok etmek için saldırıyorlar, sokaklarda, karargâha çevrilen kamu kurumlarında, ibadethanelerde cenazelerimiz var, vermiyorlar. Basın bunu görmüyor, gerçeği çarpıtıyor. Memleketlerinize döndüğünüzde bunları anlatın” dediler. “Şimdi bir ikramımız olamadı ama huzur günlerimizde yine gelin, mutlaka gelin, çay – kahve ikram edelim” diyerek uğurlandı heyetimiz arama noktasına kadar. Söz verdik kendilerine, “yakın zamanda güzel günlerde geleceğiz” diye…

CYxlsDxWYAAzdRODaha sonra, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi’ne gidildi. 23 Aralık’ta Sur’da katledilen İsa Oran,  Ramazan Öğüt, Mesut Seviktek’in cenazeleri hâlâ vurulup düştükleri sokakta… Cenazelerini 24 gündür vuruldukları yerden alamayan aileler, İnsan Hakları Derneği’nde ablukanın kaldırılması ve cenazelerin kendilerine teslim edilmesi talebiyle 14 gündür açlık grevindeler.  Odadaki duvarlara iliştirilmiş yazılarda öfkeleri, talepleri, mücadele iradeleri yer alıyordu. ‘Size yapılan saldırı biz kendimize yapılmış saldırı olarak görüyoruz, o cenazeler hepimizin, birlikte kaldıracağız düştükleri yerden’ diye ilettik. Esnaftan dinlediklerimizi burada da dinledik İsa’nın babasından. Uzun uzun anlattı 90’ları ve bugünün katmerli zulmünü. “Vuruldukları yerdeki yasaklar kaldırılsın ki evlatlarımızın cenazelerini alalım, budur talebimiz devlet yetkilerinden” diyordu. Sonuç aldıklarında sadece İsa, Ramazan ve Mesut’un değil sonraki tarihlerde katledilmiş ve cenazeleri verilmemiş onlarca kişinin de cenazeleri alınmış, kentin üzerindeki abluka dağıtılmış olacaktır.

Aileleri ziyaretimizin yanı sıra İHD Yönetimi ile de bir toplantı gerçekleştirildi. İHD tarafından heyetimize kapsamlı bir bilgilendirme yapıldı.12509027_10208119584924753_286790559039120674_n

Son durağımız yine kapısını bizlere hep açık tutan Diyarbakır Barosu oldu. Sevgili arkadaşımız, yoldaşımız Tahir Elçi’nin, 28 Kasım’dan bu yana makamındaki çalışma masasına hiç dokunulmamış durumdaydı.  Hemen yanındaki toplantı salonunda, Tahir Elçi’nin yoldaşı-çalışma arkadaşı Av. Barış Yavuz’ tarafından yürü(me)yen soruşturma süreci ile ilgili ayrıntılı bir sunum yapıldı.  Soruşturma dosyası çalışmalarını yürüten komisyona, istenilen her aşamada ÇHD olarak hazır olduğumuzu bir kez daha bu vesile ile ilettik.

Ziyaretlerimizin tamamında iletilen ortak görüş; devletin Kürt Halkını tüm tarihsel ve kültürel birikimiyle birlikte topyekun bir şekilde yok etme kararlılığında olduğu, bu amaçla hiçbir hukuk kuralı tanımaksızın bütün gücüyle saldırdığı, ancak tarihinde bir çok asimilasyon girişimi, katliam ve soykırım gören bu kadim Halkın daha önce olduğu gibi bugün de tüm bu saldırılar karşısında direnmeye devam edeceği şeklinde özetlenebilir.

Uygulanan ağır sansür ve dezenformasyon nedeniyle,  karşı karşıya kalınan bu büyük saldırı karşısında Kürt Halkının sesini “dışarıya” duyurmakta yaşadığı güçlük her fırsatta dile getirilen diğer bir konu idi. Neredeyse görüştüğümüz herkes, özellikle batı illerinde ve dış dünyada seslerine ses olmamızı, özellikle yaşadığımız yerlerde mücadeleyi yükselterek Kürt Halkının karşı karşıya kaldığı zulmü ve insanlık dışı uygulamaları anlatmamızı istediler.

En yakın zamanda yeniden Diyarbakır’da olacağız. Yine bulunduğumuz her alanda, yaşanan katliamı, devletin insanlık dışı uygulamalarını ve bunun karşısında Kürt Halkının verdiği yekvücut direnişi anlatacağız. Acılarımız da, faşizm karşısındaki mücadele kararlılığımız da ortaktır.

Kürt Halkının faşizme karşı onurlu direnişini bir kez daha selamlıyoruz!

 

BU KAVGA FAŞİZME KARŞI HÜRRİYET KAVGASIDIR!

FAŞİZM YENİLECEK, HALKLAR KAZANACAK!

           

17.01.2016

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

GENEL MERKEZİ