ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

Biz Hepinizi Reddediyoruz!

Biz Hepinizi Reddediyoruz!

 

Son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim…

haziranİngiliz Edebiyatçı G. K. Chesterton’ın   “Masallar gerçekten ötedir; bize ejderhaların var olduğunu anlattıkları için değil, ejderhaların bile yenilebileceğini anlattıkları için.”der.

Bağımsız yargı masalı biz hukukçulara “Ejderhaların nasıl yenileneceğini” öğretmiyorsa, cüppelerimiz için en yakın askıyı şimdiden aramaya başlamalı, hele Cemaat yargısı ve Hükümet yargısı olarak ortaya çıkan  iki kanatlı  hiyerarşik yapının açık  cephe savaşında kullandıkları silah olan “Hukuk ve  Usul” üzerinden krizi  tanımaya çalışmak ve onun üzerinden çözüm yolları önermek saçmalığı üzerinde asla vakit harcamamalıyız.

Gördüğümüz manzara şudur:

Özel yargılama ve olağanüstü hukuk düzenini yeni bir biçimle inşa etmeye çalışan siyasal iktidar, geçmişteki suç ortağını tasfiye etmeye çalışırken kendisini hiçbir hukuk kuralı ile bağlı hissetmemektedir. HSYK’nın ret ve tahliye kararlarını veren hâkimleri hemen açığa alması, bu kurumun siyasal iktidarın elinde bir piyon olduğunu ve artık bir erk olarak muhatap alınmaması gerektiğini göstermiştir.

Haddini ve yetkisini aşan Sulh Ceza Hâkimleri, Başsavcılar, Adalet Komisyon Başkanları ise bağımsız bir özne olmayıp her türlü ahlaki, hukuksal ve geleneksel haddini çoktan ortadan kaldırmış siyasal iktidarın basit bir yansımasından ibaret görülmelidir.

Aralarındaki çekişmeli boşanma davasında, velayeti kendisine verilmiş birkaç bin yargıç ve savcıyla ayrı eve çıkmak zorunda kalmış olan Cemaatin durumu da farklı değildir, ıslak imzayla da olsa ilan edilmesi başarılmış asliye ceza kararlarını, herhangi bir ceza soruşturmasına ilişkin kabul etmekten çok, nafaka arttırmaya çalışan eski eşin nafile çabaları diye düşünebiliriz.

Önümüzdeki tablo çok heyecan verici ve öğreticidir. Zaten halkın ve yoksulların her türlü muhalefetine karşı etkisizleştirici bir karşı saldırı olarak inşa edilen “Hukuk Devleti” ve “Hukukun Üstünlüğü” kavramları, nihayet intihar ederek gündelik yaşamımızdan çıkmıştır.

Sizi tanımıyoruz.

Karşılıklı kararlarınızı tanımıyoruz.

Üzerimizde kullanabileceğinizi iddia ettiğiniz hiçbir yetkiyi tanımıyoruz.

Yok hükmündesiniz.

Çok parçalı egemenliğin hangi kanadına mensup olursanız olun, çürüttüğünüz siyasal iktidar ile birlikte halka hesap vereceksiniz. Aranızdaki kavganın, itiş-kakışın değil, temel hak ve özgürlüklerimize karşı “Hukuk Devleti” adı altında yaptığınız saldırıların hesabını…

Bugün ilk yapılması gereken, iktidarın basit bir uzantısından ibaret özel yetkili Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından yapılan tüm tutuklamalar kaldırılarak yüzlerce tutsak muhalifin derhal salıverilmesidir.

İkinci iş cemaat yargısının on yıllık saltanatında kurulmuş tüm hükümlerin, iddia ve kararların yok sayılarak derhal ortadan kaldırılmasıdır.

Artık bizim üzerimizde yargı yetkiniz yok. Bu yetkiyi, kendisini temsilen kullandığınızı iddia ettiğiniz halka iade edin.

 Zor yoluyla elde edebildikleriniz dışında hiçbir unvanınız yok.

 Bunlara karşı da  kesintisiz mücadele etmek boynumuzun borcudur. “Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır!”

Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Merkezi

Share Post