ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

AİHM Demirtaş Kararı Hakkında

BASINA KAMUOYUNA

Kamuoyunun yakından takip ettiği gibi 20.11.2018 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, HDP eski Eş Genel Başkanı Sayın Selahattin DEMİRTAŞ’ın başvurusu hakkında çok önemli bir karar verdi.

AİHM, verdiği kararda başvurucu Sayın Selahattin DEMİRTAŞ’ın “özgürlük ve güvenlik hakkı” ve “seçme ve seçilme hakkı”nın ihlal edildiğine hükmederken, ilk defa AİHS’in 18. Maddesinin de ihlal buldu.

Kararın 18.maddeden ihlal içermesi hem Türkiye hem de AİHM için bir ilk olmuştur. Bu ihlal, haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlarının aşıldığı anlamına gelmektedir.

Yani Türkiye’nin OHAL koşullarında keyfi, ölçüsüz uygulamalar yaptığına ve siyasi nedenlerle tutuklama kararı verdiğine hükmetti.

Kararın siyasi olduğu ve siyasi iktidarın hukuk tanımazlığının vardığı boyutun tartışılacak yanı bulunmamaktadır.

Kürt halkının özgürlük mücadelesi sayısız bedelle doludur. O mücadele, şimdi onlarca milletvekili, siyasetçi, belediye başkanı ve binlerce parti üyesinin tutuklanması ile sürüyor. Sayın Selahattin DEMİRTAŞ’ın başvurusu üzerine verilen ihlal kararı, esas itibarıyla Kürt halkının siyasi temsilcilerinin tümü hakkında verilmiş kabul edilmelidir ve Kürt halkının taleplerini demokratik siyasetle sürdürmesine de tahammül edilmediği, bu uğurda en temel hukuk kurallarının da hiçe sayıldığının tescilli niteliğinde bir karar olmuştur.

Hayatına onca acı, mutluluk ve kederi ama aynı zamanda kavgayı sığdıran Pablo Neruda “Halkız biz, yeniden doğarız ölümlerde“ diye sesleniyordu zamanın kulağına. Zaman köprüsünün altından çok sular aktı. Diktatörler devrildi, yeni kuşaklar mücadeleye atıldı. Çünkü çelik aldığı suyu unutmuyordu.

Her ne kadar AİHM’in Cizre, Sur, Nusaybin ve daha birçok yerde yaşanan ve insan yaşamını hiçe sayan; yakma, yıkma ve öldürmede kural ve hukuk tanınmayan süreçte, yaşam hakkı ile ilgili tutumlarını bilsek de, faşizmin hukukunun teşhiri için önemli bir karardır. Dün basın bültenlerine düşen karar, başta Türk Anayasa Mahkemesi olmak üzere Türk yargısının da fiyaskosu anlamına geliyordu. Çünkü Sayın Selahattin DEMİRTAŞ, AİHM’e başvurmadan önce Türk Anayasa Mahkemesine de bireysel başvuru yapmış ve başvurusu ret edilmişti.

AİHM kararının basın bültenlerinde yer almasının ardından baş yargıç, tek yargıç, hep yargıç, cevapta gecikmedi. “Yaparız hamlemizi, işi bitiririz!“ dedi.  Keyfiliğin ve hukuk tanımazlığın, bu derecede alenen itirafı, hukuk çevrelerinde infial yaratmıştır. Bu beyan, er geç karşılığını bulacak bir anayasal suçun itirafıdır, bu beyan açıkça mahkemelere talimattır. Bu beyan, anayasanın 138/2. Maddesinin (Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.) ihlalidir.

Yargılanan Kürt halkı ve talepleridir. Bir halkın ve meşru taleplerinin yargılaması, ancak hukuk dışı yöntemlerle mümkün olabilir. Bir halkı yargılamak ayak oyunları-hukuk oyunları ile doludur. Ama bir halkı yargılamak bitmez tükenmez bir süreç değildir. Geçmişte binlerce faili meçhul cinayet, yine binlerce köy boşaltma, yargısız infaz ve siyasi temsilcilerin tutuklanmasıyla, Kürt halkı dayatılan kadere mahkûm edilememiş, bugün de benzer yöntemler sonuç vermeyecektir.

Faşizmin hukukunun teşhiri için, bizlerin AİHM tespitine ihtiyacımız yoktur. Ceylan Önkol, Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan hala bize baktıkça, başkalarının “sizin yaşadığınız şey bu” demesine özel olarak ihtiyacımız elbette yoktur. Lakin faşizmin teşhiri için değerlidir. İşte AİHM’in teşhir ettiği şey, Sayın Selahattin DEMİRTAŞ ve Kürt halkının birçok temsilcisinin tutuklu değil, esir tutulduğu gerçeğidir.

Bizler; büyük bedellerle, binlerce yıllık mücadelelerle yaratılan evrensel insan haklarını ve değerlerini korumaya, gücümüz yettiğince halkları, emekçileri, tüm ezilenleri savunmaya devam edeceğiz ve Kürt halkı ile danışma içinde olacağız.

Biz halkız, buradayız!

ÇHD Genel Merkez

Share Post