ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

BES-ÇHD İZMİR: ADLİ YIL BASIN AÇIKLAMASI

 20140901_1226201 Eylül Adli Yıl Açılışı nedeniyle İzmir Adliyesi önünde Büro Emekçileri Sendikası (BES) ile birlikte İzmir Şubemiz tarafından basın açıklaması yapıldı.

Basın açıklamasında ÇHD İzmir Şubesi’nin metni Şube Başkanı Av. Şule ARSLAN HIZAL tarafından okundu.

 

 

BASINA VE KAMUOYUNA

Bugün yeni bir adli yılın başlangıcı sebebi ile bir aradayız.

Bütün hukuk kuralları, kurumları ve hukuk uygulamaları ‘İnsan onurunu’ korumak, ‘insan hak ve özgürlüklerini’ güvencelemek, ‘insanın mutluluğunu’ esas almakla yükümlüdür. Meşruluğunun tek kaynağı ‘insan’ ve ‘toplum’ esaslı olmasıdır. İnsanı korumayan, yüceltmeyen hiçbir uygulamayı meşru görmüyoruz.

Bugün,  sandığın, seçimlerin, siyaset üretmenin kutsallık derecesine yüceltildiği söylevlere rağmen, siyaset kendi sorunlarını halen yargıyı araç kılarak düzenlemektedir.

Bizler, Devletin üç temel erkinden Yargı’yı,  ‘Devlet yönetmenin aracı’ değil, ancak yargı işlevi ile sınırlı bir erk olarak görüyoruz.

Toplumun bütün kesimlerinin ortak talebi olan, ancak Hükümete de dokununca varlıklarına son verilen Özel Görevli ve Yetkili Mahkemelerin yerine, bugünün siyasal iktidarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere ‘Özel Görevli ve Yetkili Sulh Ceza Hâkimleri’ getirilmiştir. 1929 Yılından beri kanun düzenlemesinde, olağan yargıda Sulh Ceza Mahkemesi Hâkimleri, sorgu hâkimi görevini gerçekleştirmekte, kararlarına Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimleri nezdinde itiraz etmek mümkün idi. Özel Görevli ve Yetkili Mahkemeler ise kendi görev alanlarında sorgu işlemlerini de kendi hâkimleri tarafından gerçekleştirmekte idi.

Özel Görevli ve Yetkili Mahkemelerin kaldırılması ile olağan yargıda tüm sorgu işlemleri Sulh Ceza Mahkemesi Hâkimleri tarafından yürütülmesi gerekirken, hangi ihtiyaca karşılık geldiği hiç tartışılmadan, Sulh Ceza Mahkemeleri kaldırılmış, Sulh Ceza Mahkemeleri sayısının beşte dördü elenerek, beşte biri oranında ‘özel’ belirlenmiş Sulh Ceza Hâkimlikleri oluşturulmuştur. Bu hâkimlerin kararları genel ilkelerden ayrı olarak Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi tarafından değil, yine ‘özel’ belirlenmiş, izleyen numaradaki diğer Sulh Ceza Hâkimi tarafından incelenmektedir.

Meclis çoğunluğuna bağlı olarak Yasama faaliyetine bütünü ile egemen olan Yürütme erki, Yargı’ya güvenmemekte ve kontrol altında tutmak için günübirlik çözümlerle, sistemi alt üst etmektedir.

‘Kişi güvenliği ve özgürlüğü’ evrensel hukuk metinlerinde de önceliği olan en temel insan haklarındandır. Bir suç soruşturmasında, kimin tutuklu yargılanacağına, kimin özgür kılınacağına ilk aşamada karar verme kudretini elinde bulunduran Sulh Ceza Hâkimlerinin, mahkemeleri kaldırılarak, sayıları sınırlı tutularak özel olarak görevlendirilmeleri,’kişi güvenliği ve özgürlüğü’ değerini peşinen ihlâl etmektedir.

Toplu suç soruşturmalarında, Sulh Ceza Hâkimi sayısındaki sınırlılık de etken olmak üzere, Anayasal ve yasal sınırları kesin olarak belirlenmiş ‘gözaltı’ sürelerinin ihlâl edilmesinin kabul edilebilir bir yönü bulunmamaktadır.

Sulh Ceza Hâkimleri yalnız sorgu işlemi ve tedbirler için düşünülmüş, yargılama faaliyeti yapmamak üzere konumlandırılmışlardır. Ancak, mahkeme olarak kapatılmış olmalarına rağmen, günübirlik düzenlemeler ile sistem alt üst edildiğinden, diğer kanunlar ile verilmiş bazı görevleri devam etmektedir.

‘Özel yaşamın dokunulmazlığının’ ihlâli medya, özellikle internet medyası aracılığı ile gerçekleşmiş ise, başvurulacak merci bu ‘özel’ belirlenmiş Sulh Ceza Hâkimleridir. Atamayı yapan zihniyetin, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı’nın özel yaşamına internet üzerinden en çirkin şekilde saldırıda bulunulması karşısında, meydanlarda siyaset yaparken, ‘Bu özel yaşam değil, genel, genel’ haykırışları, bugün sınırlı sayıda Sulh Ceza Hâkimi’nin korumasına bırakılmış bu alanın, esasen ne denli korumasız kılındığına dair bir veridir.

17 Aralık, 25 Aralık 2013 tarihlerinde, Hükümete yönelik suç soruşturması başlatıldığında, derhal çıkarılan bir yasal düzenleme ile ‘Hazırlık soruşturmasında gizlilik kararı ile avukatın soruşturma dosyası hakkında bilgilenmesi ve örnek alması önündeki engeller’ kaldırılmıştır. Hükümet, yargı ile olan serüveninin tamamen sona erdiği inancındadır ki, 6 Eylül 2014 tarihinde yeniden faaliyete başlayacak Meclis’te, güven oylamasından sonra gündeme alınmak üzere bekleyen yasa tasarısında, eski sisteme dönmek üzere, ‘hazırlık soruşturmasına gizlilik kaydı getirilmesi ve avukatın dosya içeriğini öğrenmesinin engellenmesi’ konulu bir madde mevcuttur.

‘Savunma Hakkı’ yalnız muktedirlere gerektiğinde bir hak olarak algılanmaktadır. Hükümetin yolsuzluk soruşturma dosyalarının yargıya intikal ettirilmesini mümkün kılmamak üzere her yöntem düşünülmektedir.

Dün Yargıtay Başkanı’nın, mafya liderinin ceza kararının kesinleştiğini yakınlarına duyurmasının tesadüfen dinlenmesi sonucu, ‘tesadüfen dinlemeler, delil değildir’ içeriğinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı üretilmiş ve sonra bu karardan dönülmüş olduğu gibi, bugün de savunma hakkına yönelik engellemeler, yalnız iktidar sahipleri soruşturulurken kaldırılmakta, sonra yeniden konulmaktadır.

Yeni Türkiye, iddialarına rağmen, egemenlerin hukuka yaklaşımlarında daha fütursuz ve daha cüretkâr olmak dışında bir yenilik mevcut değildir!

Özel Görevli ve Yetkili Mahkemeler ‘temel hak ve özgürlükleri tanımadıkları’, ‘savunma hakkını kısıtladıkları’ ve ‘adil yargılanma hakkını sağlayamadıkları’ gerekçeleri ile kaldırılmış, ancak kamuoyu tarafından isimleri bilinmeyen binlerce mağduru cezaevlerinde tutulmaya devam etmektedir. Tıpkı, aynı gerekçelerle DGM’lerin kaldırılmış olmasına rağmen yüzlerce DGM mağdurunun halen cezaevlerinde tutulması gibi.

Yine DGM ve ÖYM mağduru hasta tutuklu ve hükümlüler için halen bir çözüm üretilebilmiş değildir. Her saat sağlık durumları için yaşamsal önem taşımaktadır!

AİHM’den ‘adil yargılanma güvencesinden yararlandırılmamıştır’ kararı aldıran ve yeniden yargılanması gereken üç yüzün üzerinde birey, halen yeniden yargılanma için beklemektedir. Ancak medya desteğini arkalarına alan siyasal iktidara yakın konumlanan kişiler, yeniden yargılanmak üzere dosyalarını açtırabilmekte, özgürlüklerine kavuşabilmektedir.  Devrimcilerin ve yurtseverlerin dosyaları da açılmalı ve özgürlüklerine kavuşabilmeleri sağlanmalıdır.

Yürütmenin önüne engel çıkaran İdari Yargı Kararları’nın üstesinden gelebilmek için son derece seri yasal düzenlemeler yapılabilmektedir.

Milyar dolarlar ifade olunan yargı harçlarının kullanım konusu halen şeffaf değildir!

Yargı emekçilerinin durumu, özlük hakları ve çalışma koşulları bugün dünden daha iyi değildir.

Geçen yıl, ‘Adli Yıl Açılış Törenleri’ Cumhuriyet tarihinin görmediği sayıda avukatın cezaevlerinde bulunduğu koşullarda, protestolar altında gerçekleşmiş idi. Bugün meslektaşlarımızın büyük çoğunluğu aramıza döndüler. Ancak onlara yapılan haksızlığı protesto eden meslektaşlarımız yargı önündeler. En son 2014 Mayıs ayında Soma’da gerçekleştiği üzere, hak ve özgürlük mücadelesi ile mesleğini anlamlandıran avukatlara yönelik saldırılar ve baskıların sonu gelmemektedir.

Adli Yıl açılış töreninin 1 Eylül Dünya Barış gününe gelmesi sebebi ile;

  • Ülkemizde, savaşlarda kullanımı yasaklanan kimyasal silahların, demokratik tepkilerini sokak gösterileriyle ifade eden yurttaşlara karşı kullanılmasını engellenmesi için var gücümüz ile çalışacağımızı,
  • Dünya’da, Gazze’de Savaş Hukuku’nun bilinen bütün kurallarını ihlâl ederek çocukları, kadınları, hastaneleri, okulları, ibadethaneler hedef alan azgın emperyal güç ile Rojawa’da özyönetim kuran Kürtlerin bu demokratik yaşam biçimlerine tahammül gösteremeyen gözü dönmüş saldırganların aynı emperyal kaynaktan beslendiklerini tespit ederek Ortadoğu’da kalıcı bir barışın bir an önce kurulmasını diliyor,
  • Sayıları bir buçuk milyonu bulan savaş mağdur olan ülkemize sığınmış mültecilere yönelik ırkçı ve aşağılayıcı her türlü uygulamaya karşı temel haklarının korunması için yanlarında olduğumuzu beyan ediyoruz.

Avukatlık mesleğini ‘hak ve özgürlük arayışının’ bir parçası olarak görüyoruz. Tüm meslektaşlarımızı hak ve özgürlük mücadelesinde birlikte çalışmaya davet ediyoruz.

Saygılarımızla. 01.09.2014

 

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

İZMİR ŞUBESİ

20140901_122839