ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

Çağlayan Adliyesinde Meydana Gelen Katliam ..

31.03.2015 Tarihinde Çağlayan Adliyesinde Meydana Gelen Katliam Nedeniyle ÇHD Genel Merkezi Değerlendirmesi

 

çhd logoÇağlayan’da gerçekleşen katliamın ağırlığı ve üzüntüsü hepimizin üzerine çökmüş durumda. Değerlendirmelerimizi kaybettiğimiz insanların ardından konuşmanın zorluğuyla yaptığımız bilinmelidir. Böyle bir zamanda aklımızı ve gerçek karşısındaki sorumluluğumuzu kayıplarımız arasına katmamak yükümlülüğündeyiz.

Bu çerçevede aşağıda sıraladığımız gerçeklerin tespit edilmesi ve hatırlanması gereğine inanıyoruz:

  1. Berkin Elvan’ın katedilmesine ilişkin savcılık soruşturmasının, polisin cezasızlıktan yararlandırılması amacıyla sürüncemede bırakılması ve faillerin gizlenmesi, ağır ve telafi edilemez bir adaletsizlik duygusuna yol açmıştı Berkin’in cenazesine katılan milyonlarca insanın, faillerin bulunması için kesintisiz olarak demokratik alanda mücadele eden; gözaltına alınan, dayak yiyen, işkence gören yüzlerce insanın çabası yetersiz kalmıştır.
  2. Başta dönemin başbakanı olan Cumhurbaşkanı’nın, polislerin cezasız kalmasını güvence altına almak üzere yürüttüğü etkili müdahale ve bundan cesaret alan kolluğun failleri saklama ısrarı soruşturmanın çürümesine yol açmıştır.
  3. Soruşturma savcısının iki DHKP/C militanı tarafından silahla rehin alınarak, fotoğrafları dosyada bulunan polis faillerin isimlerinin kamuoyuna açıklanmasını talep etmeleri neredeyse iki yıla yayılmış bütün bu çaresizliğin ve çürümenin sonunda meydana gelmiştir.
  4. “Rehine Kurtarma Operasyonu” adı altında gerçekleştirilen katliam, polislerin cezasız kalması karşısında sadece rehin alanların değil, Cumhuriyet Savcısı’nın da hayatının hiçbir önemi bulunmadığını göstermiş Devlet, Cumhuriyet savcısını hiç tereddüt etmeden katletmiştir. Bu gelişmenin de aynı çürümenin bir sonucu olduğu ortadadır.
  5. Eylem boyunca ve devamında Derneğimize ve avukatlık mesleğine karşı yürütülen düzenli bilgi kirletme, hedef gösterme ve gerçeği örtbas etme organizasyonununu tanıyoruz, bundan önceki örnekler gibi yalan ve düşmanlığa dayanan bu kampanyanın sorumluları Çağdaş Hukukçular Derneği kırk yıldır halkın ve ezilenlerin avukatlığını yürütmektedir. Hiç bir türden suçlama, saldırı veya bilgi kirliliği tarihimizden gelen görev ve sorumluluklarımızdan bizi uzaklaştıramayacaktır.
  6. Bu tarihsel anda, yargıç ve savcıların, yargı örgütlerinin, baroların ve avukatların ayırdına varmalarını beklediğimiz şey; artık devletleşmiş olan siyasal iktidarın ve silahlı bürokrasisinin kendi varlığının sürdürülmesi karşısında hiçbirimizin hayatına ve mesleğine değer atfetmediğinin anlaşılmasıdır. Siyasal iktidar geri dönüşsüz bir biçimde faşist diktatörlüğü kurumsallaştırmaktadır.
  7. Yargıda partizanlaşma, nokta tayinleri, sürgünler, tasfiye, avukatlara saldırılar, sonunda silahlı kolluğun siyasal iktidarın kararıyla adliye içerisinde bir Cumhuriyet savcısını katletmesine veya en azından gözden çıkarmasına karar verebileceği noktaya gelmiş İktidar savcı ve yargıçları değil polisi tercih etmektedir. Yargının daha önce Askeri Faşist Diktatörlükler karşısındaki sinik tutumunu, siyasal çıkarlar nedeniyle bir neşter olarak kullanılmasını gözden geçireceği gün bugündür. Hiçbir kesin hükmün, nihai kararın, soruşturmanın ve hatta yasanın değerinin kalmadığı gündeyiz. Nürnberg Yargılamaları, neden faşizme direnemediğini, neden siyasal iktidarın basit bir uzantısı ve tetikçisi haline geldiğini, devlet aklı ve meslek alışkanlığı yoluyla anlatmaya çalışan yargıç ifadeleriyle doludur. Bunlardan ders alınmalıdır.
  8. Yeni bir akla ihtiyacımız var. Berkin’in katledilmesindeki kadar açık ve sıradan bir hazırlık soruşturmasını, katletme faillerinin ifadelerinin alınması ve tutuklanması yoluyla sürdürmemekte direnen, kamuoyunun adalet isteğiyle takip ettiği bir soruşturmayı çürüten akıl terk edilmelidir. Odada bulunan herkesin bomba ve uzun namlulu silahlarla katledildiği bir “Rehine Kurtarma Operasyonu”nun başarılı bulunarak alkışlanmasından, savcının ve eylemcilerin pervasızca katledilmesini hamasete boğmaktan vazgeçilmelidir. Ortada adil bir soruşturma isteği ve faillerin cezalandırılması talebi dışında hiç bir avukat faaliyeti yokken avukatların linç edilmeye çalışılmasına son verilmelidir.
  9. Siyasal iktidarın ayrımsız tüm muhaliflerine karşı kulandığı şiddet tekeli devletindir, kamu kaynakları ile beslenmektedir ve bugün tamamen denetim dışındadır. Kamu güvenliğini sağlamanın tek ve öncelikli yolu önce bu ölçüsüz şiddetin ve cezasızlığın denetim altına alınmasından geçer, bu başka hiç bir tür hamasetle üstü örtülemeyecek açık bir gerçektir.
  10. Çağdaş Hukukçular Derneği, kırk yıldır üzerinde bulunduğu hattadır. Halka yönelmiş her türlü şiddete ve faillerinin cezasız bırakılmasına karşı mücadele etmektedir. Hiç bir tehdit bizleri bu kararlılığımızdan ve tarihsel görevimizden uzaklaştıramayacaktır.

Saygılarımızla.  02.04.2015

Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Merkezi

Share Post