ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

ÇHD İZMİR ŞUBESİ ADLİ YIL BASIN AÇIKLAMASI…

BASINA VE KAMUOYUNAchd_logo

2015 -2016 Adli Çalışma Dönemi bugün başlıyor. Ülkemizin ve her bir birey olarak bizim, hepimizin ‘Özgürlük’, ‘Adalet’ ve ‘Barış’ talebi var.

Adalet kurumu, yeni bir çalışma dönemine başlıyor.

‘Adli Yıl Açılış Törenleri’ kötüye kullanıldığı savıyla, ‘Milli iradenin aşağılandığı, Başbakan’ın azarlandığı, törendeki konuşmalara karşı Başbakan’a  cevap hakkı tanınmadığı’  bir platform olarak değerlendirilip sakıncalı bulunduğu için 1943 Yılından beri köklü bir gelenek haline gelmiş bulunan ve 1973 Yılından beri Yargıtay Kanunu’nda düzenlemesi mevcut olan ‘Adli Yıl Açılış Törenleri’, kanun değişikliği ile bu yıldan itibaren Yargıtay’da gerçekleştirilmeyecek.

Sebep, yalnız ‘eleştiriye, çok sesliliğe tahammülsüzlük’.

Türkiye’nin içinde bulunduğu ‘özgürlük’ yoksunu ortamı besleyen en temel sorun bu;  ‘Çok sesliliğe, farklı düşünceye ve eleştiriye kapalı olmak’. Susturmaya ve kendi lehine konuşmaya zorlamak. Kısaca Faşizm.

Türkiye, bu yeni başlangıçta ‘Özgürlük’ ihtiyacını dile getiriyor. Düşüncede, yazıda, gazetede, televizyonda, mizahta, sokakta, üniversitede, sanal ortamda, adliyede ve her yerde özgürlük!

Türkiye, bu yeni başlangıçta ‘Adalet’ özlemini dile getiriyor. Adalete olan güven %16’lar seviyesine gerilemişken, her yüz yurttaştan 11’i fikri olmadığını, % 73’ü oluşturan geniş bir kesim ise adli sisteme güven duymadığını açıkça ifade ederken; Adalet mekanizması, siyaset alanını düzenlemenin kaba bir aracı haline dönüştürülmüşken,

Binlerce kişinin beş yılı aşkın süre tutuklu kaldığı toplu siyasal hesaplaşma davalarında, rüzgârın ters esmesi ile şekil veren gazetecileri hücrelerde tutuklu ve savcıları yurtdışında kaçak konumdayken; Yargının ‘inandırıcılık’ sorunu başat sorun halini almışken, HSYK sıradan yurttaşın hak ve özgürlük arayışında karşılaştığı sorunlara kapalı, yalnız siyasal hesaplaşmanın bir tarafına ağırlığını koyarken…

Son on yılda, benzeri görülmemiş oranda bir cezaevileşme çalışması başlatılmış ve cezaevi kampusu adı altında devasa alanlar betona kesilmişken, Türkiye Cezaevleri tarihte görülmedik doluluk oranlarına ulaşmışken,

‘Yargısız infaz’ olarak tabir edilen yasadışı öldürme olayları yeniden gündemleşirken,

Siyasal sebeplerle cezaevleri doldurulmaya devam ederken,

Devrimci tutuklu ve hükümlüler hasta haklarından yararlandırılmazken,

Adalet Bakanlığı’nın dava ve icra takipleri kanalı ile elde ettiği muazzam gelirin harcanması konusu halen şeffaflaştırılamamışken,

Adliye çalışanları, emek verenleri, özlük hakları, fazla mesai çalışmaları ve kendilerini ifade olanağı yönünden en dezavantajlı kesimi oluştururken,

‘Adalet’ sistemini yeniden örmemiz gerekiyor. Ama muktedirlerin değil kendi adalet sistemimizi… Onların ki ortada, istedikleri ve ellerinden gelen adalet sistemi bu…

Özgürlük ve Adalet kavramlarının yok edildiği, Faşizmin uluorta faaliyet gösterdiği yerde ”Barış’ da mümkün olmuyor.

AKP Hükümeti’nin, otuz yıllık iç çatışma dönemini “çözüm süreci” masasında yavaşlatmışken, seçimlerde aldığı sonucu beğenmeyip masayı devirmesi ve yeniden alevlenen çatışma ortamı. Bölgeden her gün ulaşan, yoksul insan evlatlarının ‘şehit’ haberleri ve operasyonlar, bombardımanlar. Silopi, Varto, Silvan, Lice, Cizre, Yüksekova’nın ateş hattına alınması, sokağa çıkma yasağı, basına, milletvekillerine men, sivil ölümler;

Dünün ‘Olağan Üstü Hal’ durumu,

Bugünün ‘Özel Güvenlik Bölgesi’.

‘Barış’ en temel ihtiyacımız! Ve bu barış yine muktedirlerin çıkarına olan değil, halkların çıkarına olan bir barış. Nihai barış. Sadece iç çatışmalarda değil, her gün denizlerde bir başka ülkeye kaçmak isterken gerçekleşen göçmen ölümlerinin de son bulacağı bir barış. Kapitalizmin ve emperyalizmin elinden alınmış bir barış…

Bölgemiz ateş topu, Tunus, Mısır, Libya, Bahreyn, Cezayir, Ürdün, Yemen, ‘Arap Baharı’  kalkışmalarında Halkların özgürlük taleplerinin boğulması, kalkışmaların daha fazla emperyal müdahaleye kapı aralaması.  2001 Yılından beri bölgemizde 3. Dünya Paylaşım Savaşları. Irak’ın işgali, Suriye’de iç savaş, Uluslararası destekli IŞİD canilik organizasyonu. Irak ve Suriye’de birer milyon sivil can kaybı, beşer milyon göçmen insan… Yerinden yurdundan olan, kaçak göçmen konumuna, sefalete sürüklenen milyonlarca insan… Uluslararası Toplumun, Örgütlerin seyirci kalması, iflâsı…

Yalnız Ülkemizde değil, Uluslar üstü alanda adalet sistemimizin yeniden inşası talebimiz var!

Bu Adli Yıl Açılış Törenlerinin

1 Eylül Dünya Barış Gününe denk gelmesi sebebi ile bütün örgütlü gücümüz ile;

Özgürlük!

Adalet!

Barış!

Taleplerimizi dile getiriyoruz.

‘İç Güvenlik Kanunu’na karşı,

Yasadışı öldürme olaylarına yol verenlere karşı,

Milyon sayıda insanı gözaltına alan darbe uygulamalarına karşı,

Faşizme karşı,

Örgütlü Mücadeleye davet ediyoruz.

 

01.09.2015

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

İZMİR ŞUBESİ