ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

DARBE VE İÇ SAVAŞ KOŞULLARI YAŞANIYOR; SESSİZ KALMAYACAĞIZ!

CMnPwThWUAAan84Seçilmemiş hükümetin ilan ettiği “barış”ı sona erdiren açıklamaların ardından, ülkemiz hızla iç savaş koşullarına sürükleniyor.

Cumhurbaşkanının ağzından, seçimlerle yapılamayan şeyin fiilen yapıldığı ve ülkenin seçimsiz olarak olağanüstü yönetim koşulları altına sokulduğu açıklanmış bulunuyor.

Varto’da katliam girişimine direnmek için kendisini savunan halka karşı hükümet, güvenlik güçleriyle ilçeyi sarmış, yaptığı yığınak ile topyekun bir saldırı hazırlığı yapmıştır. Valilik, Varto’da sokağa çıkma yasağı uygulandığı ilan etmiştir. Onlarca işyeri taranmış ve ateşe verilmiştir. Bingöl, Silvan, Silopi de benzer durumdadır. Hükümet iç savaş hazırlıkları yapmaktadır.

Bütün ülkeye ve hatta mahallelere kadar yayılacak özel güvenlik bölgeleri oluşturulmakta, keskin nişancılarla insanlar hedef alınmakta, sokağa çıkma yasakları uygulanmakta; köylerde orman yangınları çıkarılmakta; insanların tarım, hayvancılık, ticaret gibi yaşam olanakları elinden alınmakta; bütün bunlarla adeta Kürt halkının hayat hakkı elinden alınmış olmaktadır.

Ulusal medyada haberlere sansür uygulanmakta, ya da havuz medyasında dezenformasyon haberler yayılmaktadır.

Bütün bunlar, iktidarın bu il ve ilçelerde büyük katliamlara hazırlandığını göstermektedir. Çıplak kadın gerilla fotoğrafları servis edilmekte; silah namlusuyla insanlara tecavüz edilmekte; öldürülen sivil çocuklara gerilla kıyafetleri giydirilerek, sivillere yönelik katliamlar maskelenmeye çalışılmaktadır.

Bu arada, Alanya ilçesinde, dezenformasyon etkisinde, sivil faşistler HDP binasına sürülmüş, polis müdahale etmeyerek saldırıları desteklemiştir. Ülkenin bir çok ilçesinde benzer saldırıların başlatılması an meselesidir.
Sağlık Bakanı, oldukça net bir açıklama yapmıştır, “Cumhurbaşkanı yerine Başkan seçmiş olsak bu kaosu yaşamazdık.” Seçimleri kaybeden AKP, halklardan intikam almaktadır.

Recep Tayyip Erdoğan ve AKP, anti-demokratik barajların artık işe yaramadığını, onu sona götüren eğik düzlemde tutunmasının imkansızlaştığını görüp, iktidarını can ve kan pahasına, ne olursa olsun korumanın derdindedir. Sivil faşistler ve partisi, elini ovuşturarak parsa toplamayı beklemektedir.

Anayasal düzlemi kaybedip, ülkeyi seçimsiz, zorba bir iktidarla yönetmeye soyunan AKP’ye karşı direniş, anayasal bir haktır. İç savaş ve zorbalık, sadece hükümetteki partinin ve koalisyon için ona göz kırpan MHP’nin tercihidir. Bunların dışındaki her siyasi parti, demokratik kitle örgütü, sendika, demokrasi güçlerine katılmalı ve direnmelidir.

Ülkemizde insanlık suçu işlenmektedir. Sessiz kalmak, suça ortak olmaktır. Siyasal iktidarın halklara karşı işlediği suçların hesabını sormak için hep birlikte sesimizi yükseltelim.

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ
GENEL MERKEZİ