ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

EBRUMUZA ve ANISINA SALDIRALANLARA CEVABIMIZDIR

Süleyman Soylu, Abdülhamit Gül ve Diğer Gerici Kesimlerin Ebru’muza Saldırısına Dair Açıklamamızdır

Arkadaşımızı, kendisinden çok şey öğrendiğimiz güçlü bir kadını, avukatlık pratiği her zaman bizlere rehber olacak bir avukatı, Ebru’yu toprağa vermenin üzüntüsü içerisindeyiz. Ne var ki henüz gözlerimizdeki yaş kurumadan, siyasal iktidarın temsilcileri ve trol ordusu tarafından iftira ve karalama kampanyaları başlatılmıştır. Mezar saldırılarından, teşhir edilen ölü kadın bedenlerinden, tanka bağlanıp sürüklenen, sokakta ve sınırlarda bekletilen cenazelerden, biz bu kişi ve odakların hangi değer ve yargılara sahip olduklarını gayet iyi biliyoruz. Ebru’yu kaybetmemizin ardından bu ‘yüce ahlak’ sahipleri Ebru’nun anısına hakaret etmeye kalkışmışlardır. Ancak, Ebru’nun yaşamı ve hatırasının asla leke tutmayacağı açıktır.

İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı pozisyonunda olan ve “bağımsız yargı” üzerinde baskı otoritesi olan kişiler, Ebru hakkında ‘terörist’ ifadesini kullanmış; Ebru’yu Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın öldürülmesinden sorumlu tutmuşlardır. Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın öldürülmesi olayıyla ilgili yürütülen soruşturma ve kovuşturmada Ebru hakkında tek bir iddia ve isnat bulunmamaktadır. Konu bu kadar açık ve netken Savcının ölümüyle Ebru arasında ilişki kurmak ancak sorunlu bir aklın veya kötü bir niyetin varlığını işaret eder. Yargılandıkları ve Yargıtay aşamasında olan dosyada ise yargılamaya konu olan ve suç isnat edilen eylemlerinin tamamı avukatlık faaliyetleridir. Buna rağmen yargılaması hâlâ devam eden dosyada siyasi iktidarın iki temsilcisinin yaptığı açıklamalar ise açık şekilde yargıya baskı ve talimat niteliğindedir.

Soylu ve Gül’ün bu yalan ve iftiralara sarılmasının nedenini gayet iyi biliyoruz. Ebru’nun taleplerinin kitleler nezdinde yankı bulmasından çekinen bu kişiler, anısına hakaret ederek Ebru’nun mücadelesini itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır.

Ebru, tıpkı vasiyet ettiği gibi kadın avukatların omuzlarında son yolculuğa uğurlanmış, son nefesine dek onurlu bir hayat sürdürmüş bir devrimci olarak toplumun ilerici güçlerince sahiplenilmiştir. Sizlerin ağzından dökülecek sözler bizler için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Zira Ebru’nun ve avukat arkadaşlarımızın yargılandığı dosyaya yapılan siyasi müdahalelerde bizzat parmağınız olduğunu gayet iyi biliyoruz.

Ebru katledildi. Bu cümlenin bir hamaset ifade etmediği okuyan, dinleyen, gören, gözlemleyenler için tartışmasızdır. Ebru, doğrudan talimatla işletilen, adil olmayan bir hukuk sistemi ve bu sistemin bekası için var gücü ile çalışan ve uzun süredir iktidara çöreklenmiş erk sahibi çıkar toplulukları eliyle katledildi. Kendisinin ve diğer meslektaşlarımızın yargılandığı davadaki hukuksuzluklar apaçık ortada olmasına rağmen, Adli Tıp Kurumu’nun ve hastanelerin verdiği raporlara rağmen tahliyesini reddeden hakimler eliyle, hakkında doğrudan Süleyman Soylu eliyle ısmarlanmış haberleri yayımlamaktan geri durmayan ve doğrudan iktidar sözcülüğüne soyunmuş kalemşörler eliyle katledildi. Bunu biliyoruz, ve asla ama asla unutmayacağız.

Sizlere söyleyeceğimiz son söz:

Ebru’nun taleplerini haykırmaya, mücadelesini sürdürmeye ve anısını sahiplenmeye her koşulda devam edeceğiz. Ebru’yla yürüdüğümüz yolda, sermaye çarkı altında ezilen işçilerin, kaderine terkedilen kadınların, ötekileştirilen bireylerin, her dönem devletin saldırısı altında olan Kürt halkının, devrimcilerin, kısacası tüm ezilen sınıfların omuz başında avukatlıklarını yapmaya devam edeceğiz.

Biz bir kız kardeşimizi yitirdik. Bir erkek kardeşimiz ise hala ölümün eşiğinde. Bu demektir ki bugün biz yastayız, acı içindeyiz, ama bir o kadar da öfkeliyiz, hem de Aytaç’ı yaşatmak için elimizden geleni yapmak gibi çok önemli bir de işimiz ve mücadele sözümüz var.

Biz yasımızı böyle tutacağız, acımızdan öfke mayalayarak ve mücadeleyi büyüterek…

 

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

Share Post