ÇHD Susmadı, Susmayacak!

EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GENELGESİ HUKUKEN NE İFADE EDİYOR?

Basına ve Halklarımıza

Emniyet Genel Müdürlüğü Genelgesi Hukuken Ne İfade Ediyor?

 

“Sizin genelgeniz ne kanun ne de içtihattır.”

(Faruk Erem, Bir Ceza Avukatının Anıları)

 

 

Emniyet Genel Müdürlüğü, 27.04.2021 tarih ve 2021/19 sayılı Genelgesi ile “özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması, kanunlara uygun tedbirlere uyulmasını sağlanması” gerekçeleri ile emniyet personelinin görüntüsünün alınmasını yasaklamaya kalkmıştır.

Özetle “genelge”, bir adsız idari işlem olup içeriğinde bir kanunun herkese uygulanma biçimini düzenliyorsa yönetmelik gibi değerlendirilir.

İşkence ve kötü muamele durumlarını da içeren, ülke geneline yaygın bir ses ve görüntü yasağı, “genelge” adı altında çıkarılmış olsa da esasen bir “yönetmeliktir” ve yönetmeliklerin taşıması gereken niteliklere sahip olmalıdır.

Ses ve görüntü kamu görevlisi tarafından alınıyorsa, bu işlemin adı “teknik takiptir” ve CMK.m.140 hükmüne uygun icra edilmesi gereken adli bir işlem söz konusudur. Bu hüküm, basın açıklamalarında/sokak gösterilerinde çoğu zaman özel telefonları ile Mahkeme kararı olmaksızın çekim yapan kolluk tarafından sıklıkla ihlal edilmektedir. Adli bir işlem olan teknik takip konusunda yönetmelik dahi çıkarılamaz. Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan Yönetmelik de yakın tarihte iptal edilmiştir. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 20.05.2019 tarih ve 2017/2123E., 2019/2471K.) OHAL KHK’sı ile getirilmeye çalışılan yeni yönetmelik çıkarma yetkisi girişiminin akıbeti ise hukuken belirsizdir. Adalet Bakanlığı henüz bir işlem tesis etmemiştir.

Yurttaşlar işkence, hakaret, kötü muamele, tehdit ve bunun gibi hukuka aykırılıklara karşı ses ve görüntü alıyorlarsa bu işlemin adı “meşru savunmadır.” (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.06.2011 tarih, 2010/5-87E., 2011/131 K.) Türk Ceza Kanunu’nun 25. maddesinde Meşru savunma ve zorunluluk halibaşlığı ile tanınan bu hak, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün “genelgesi” ile yasaklanamaz.

“İnsanlık onuru” kişinin kendisine ve başkasına yapılan zulme boyun eğmemesini gerektirir; zulüm normalleştirilemez. İnsanlık onuru, kamu düzenindendir. (Kemal Gözler, İdare Hukuku, 2011, s.579)

Kolluğun özel alanı kendi evidir; hukuka aykırı işlemi görevi değildir. “Zor kullanmada sınırın aşılması” hallerinde dahi kolluk eyleminin görüntü altına alınması bir yana, bu fiillerden dolayı kolluğun yargılanması için soruşturma izni de gerekmez.(Anayasa Mahkemesi, 17.03.2021 tarih ve 2017/37237 Başvuru sayılı karar) Diğer yandan işkence, zamanaşımına uğramayan ve engellemeyen kamu görevlisinin de uygulayanla aynı derecede sorumlu olduğu bir suçtur. Suça direnmek haktır.

Söz konusu genelge, bir idari işlemin sahip olması gereken “yetki, şekil, sebep, konu ve amaç” unsurlarının tümü açısından sakattır; ulaştığı bu hukuka aykırılık derecesi itibari ile hukuken “yok hükmündedir.” Kimse bu genelgeye aykırı hareket ettiği için suçlanamaz, engellenemez. Bu genelgeye göre işlem yapan kolluk görevlileri, açıkça kanuna aykırı emri icra eden kamu görevlisi durumuna düşeceklerdir. (Anayasa.m.137)

Tüm halklarımızı, hukuk kamuoyunu ve Baroları gerekli duyarlılığı göstermeye; tüm yurttaşları, kamu görevlilerinin suç işlediği anlarda kameralarını açık tutmaya davet ediyoruz.

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

Share Post