ÇHD Susmadı, Susmayacak!

ERMENEK

 

Sen bildiğin yolda yürü,  

Bırak ne derlerse desinler!*

 

“Öyle insanlar gördüm ki / ölüm peşlerine düşmeye korkardı …” 1940’lı yıllarda Zonguldak’ta öğretmenlik yapan şair İlhan Berk; kaleme aldığı “Bu Şiir Kömür Kokar” adlı şiirinde böyle anlatmaya başlıyor Zonguldaklı maden işçilerini. Nasıl bitirdiğini açıp okuyun derim. Ben de Ermenekli maden işçilerinden bahsedeceğim size. Madenlerdeki çalışma koşullarından, madencilerin maden sahipleri ile olan mücadelelerinden; işe başlarken sevdikleriniz ile vedalaştığınız, iş bittiğinde ise iyi tatiller, hoşça kal, yarın görüşürüz yerine geçmiş olsun ile karşılandığınız bir çalışma hayatından bahsedeceğim.

Ermenek ilçesinde madencilik bölgenin geçim kaynaklarının başında geliyor. Madencilik çok fazla sabır ve yoğun bir beden gücü gerektiren bir iş ve aynı zamanda Ermenek’te karın doyurmanın en önemli yolu. Ermenekli madenciler Özbey ailesi tarafından işletilen madenlerde uzun yıllardır çalışıyor. Ancak aylardır başta ücretleri olmak üzere kıdem ve ihbar tazminatları, fazla mesai ve yıllık izin alacağı gibi kanundan kaynaklanan hakları maden sahipleri tarafından ödenmiyor. Maden sahipleri tarafından açlığa mahkûm edilen madenciler haklarını almak için mücadeleye başladılar. Bu mücadeleyi başından itibaren destekleyen Bağımsız Maden İşçileri Sendikası ile birlikte Ermenekli madencilerin direnişi ilmek ilmek örüldü. Ermenekli madenciler ölüm ile burun buruna çalışmaya, hak gasplarına, keyfi ve haksız işten atılmalara karşı 12 Ekim Pazartesi günü Somalı maden işçileriyle eş zamanlı bir şekilde Ankara’ya doğru yürüyüş başlattılar. Amaçlanan ilk olarak maden sahibi Özbey ailesinin Konya’da bulunan yem fabrikası önünde basın açıklaması yapmak ve daha sonra Ankara’ya yürüyüp mahkûm edildikleri çalışma koşulların düzeltilmesi için seslerini yetkililere duyurmaktı. Ancak madenciler jandarmanın engellemesi ile karşılaştılar ve darp edildiler.  Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Tahir Çetin, işçilerden İbrahim Yılmaz, Mesut Öner ve maden mühendisi Emel Tunçdemir darp edildi. Mesut’u keyfi bir şekilde gözaltına alan, ters kelepçe takan, telefonuna el koyup saldırıyı kaydeden videoları silen, yumruk atan, yüzüne çok yakın mesafeden biber gazı sıkan Ermenek Jandarması “asayişi ve düzeni sağlamak” adına bir kez daha kapitalist düzenin muhafızlığı rolünü kusursuzca yerine getirdi. Biber gazının kullanıldığı ve madencilerin darp edildiği bu saldırıdan sonra Ermenekli madencilerin hikâyesi ülke gündemine yerleşti. Jandarmanın madencilere yönelik bu sert müdahalesi ile ilgili Bağımsız Maden-İş Sendikası avukatları tarafından suç duyurusunda bulunuldu. Ancak Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı bu suç duyurusu ile ilgili takipsizlik kararı verdi. Bununla birlikte madencilere yönelik bu organize saldırı birçok siyasi parti, kurum, milletvekili, sendika ve haber kanalı tarafından mahkûm edildi. Duyarlı, dürüst ve vicdanlı tüm kamuoyu madencilerin yanındaydı ve yanında olmaya devam ediyor. Sonrasında Ermenek Belediye Başkanı’nın araya girip sözler vermesiyle ertelenen yürüyüş ve bekleyiş Güneyyurt Meydanı’na taşındı.

Daha önce sorunların çözümü için muhatap bulamayan işçiler direniş ile birlikte Ermenek Kaymakamlığı, Karaman Valiliği, Ermenek Belediyesi, Enerji Bakanlığı, Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve TBMM ile görüşmelere başladı. Tüm bu müzakere süreci ve ısrarlı mücadele bir kısım maaş ödemelerinin yapılmasını sağladı. Direnişin sonuçlarını almaya başlayan madenciler olağanüstü bir sabır ve sebatkârlık göstererek bu kararlılık halinin ve ısrarın devam edeceğini söylediler. Ermenek’te en çok duyduğumuz slogan: Ölmek var, dönmek yok!

 

“TOPLU ÖLÜR MADENCİLER”

Âşık Mahzuni Şerif’in söylediği gibi “Toptan ölür madenciler…” Grizu patlamasının, karbon monoksit zehirlenmesinin, su baskınının, tavan çökmesinin, yangının ve sayamadığımız onlarca “tedbirsizliğin” kural “iş güvenliğinin” istisna olduğu bir yer maden ocakları. Yeraltı kurallarının geçerli olduğu bu mutlak karanlıkta çalışan madenciye, canı ile geliri arasındaki “derin” ikilemin her gün yaşatıldığı bir yer maden ocakları. Hangisinin tercih edildiğini söylemeye gerek var mı?

Cumhuriyet tarihinin en büyük işçi katliamı Manisa ili Soma İlçesi Karanlıkdere Mevki Eynez köyünde bulunan ve Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen yeraltı kömür ocağında 13.5.2014 tarihinde yaşanmıştı. Katliamda 301 maden işçisi hayatını kaybetmiş ve 162 işçi hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmıştı. Soma Katliamı’ndan sonra Karaman’ın Ermenek İlçesinde Pamuklu Köyü Cenne Mevkii’nde 28.10.2014 tarihinde Has Şekerler Madencilik Şirketi’ne ait maden ocağında bir toplu iş cinayeti daha yaşandı ve yerin 350 metre altında 12 bin ton suda boğulan on sekiz maden işçisi hayatını kaybetti. Nazım bir şiirinde şöyle diyor; ‘‘Yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer / anneler gibi ağlamanın yiğitliğine.’’ İşte o annelerden birisi Ayşen Gökçe. Ermenek’te meydana gelen maden katliamında hayatını kaybeden işçilerden Tezcan Gökçe’nin annesi Ayşe Gökçe hiçbir zaman onarılamayacak acısını şu cümle ile ifade etmişti; “Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?”

Ermenek maden katliamında hayatını kaybeden on sekiz maden işçisinden Osman Çoksöyler’in eşi Şadiye Çoksöyler: “Biz sadaka değil hakkımızı istiyoruz. Babası öldüğünde üç aylık olan çocuğum ‘Babam nerede?’ diye soruyor.”

Ermenek maden katliamında hayatını kaybeden maden işçisi Mehmet Özcan’ın beş yaşındaki oğlu: “Babama Galatasaray maçı var dersek, madenden çıkar.”

Maden ocağının dibinden çıkamayan madencileri merhum Cem Karaca bir şarkısında şöyle anlatıyor:

“Maden ocağının dibinde!

Ayırdılar seni dünyadan,

Aldılar elinden ışığını, havanı, besinini…

Sevdiğin kadını, taptığın oğlunu aldılar elinden!

Aldılar seni dünyadan…”

 

ERMENEKLİ MADENCİLER

Ermenekli madencilere yapılan jandarma saldırısında biber gazından etkilenen altı aylık bir bebek var. Yücel Aybars bebek. Meraklı gözlerle etrafa bakan, direnişin en küçük üyesi. Dünya tatlısı.

Maden mühendisi arkadaşımız Emel, “Tazminat Haramdır” başlıklı tiyatrosu ile jandarma barikatı ile madenciler arasında tek kişilik bir gösteri yapan Mehmet, direnişi duyurmak ve kamuoyunun gündeminde tutmak için canla başla çalışan madencilerin çocukları; Müge, Mertcan ve İlayda.

Sendikanın bayrağını damperli patpatına sabitleyen Kadir, Özgür, Salim, Bülent Abdullah, İbrahim ve diğer madenciler. Hepsi mücadelenin gerekliliğine yürekten inanmış, “biz yerin altında korkmamışız yerin üstünde mi korkacaz?” diye jandarmaya seslenen güzel insanlar.

Bir maden işçisi olarak en naif tabirle yaşadığı zorlukları kağıtlara döken, şiir yazan Ahmet abi. Şöyle diyor:

‘’Para Özbeylere gerek

Adamlar hacca umreye gidecek

Kutsal yerlere mübarek yüz sürecek

Oradan yeni din, kitap getirecek

Kanunlarını Hatem belirleyecek

Zengine çalmayı öğretecek

Fakire fukaraya nasihat öğüt verecek’’

 

SOMALI MADENCİLERİN MÜCADELESİNE DAİR

Öncelikle şunun altını çizmekte fayda var: Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 1995 tarihli 176 numaralı Maden İşyerlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi 4 Aralık 2014 tarihinde Meclis Genel Kurulunda kabul edildi ve 12.12.2014 tarihinde 29203 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yani 301 insanın hayatına neden olan toplu iş cinayetinden sonra. Meseleyi böyle bir zeminde tartıştığımızı bilmek maden işçisinin yaşamına, eylemine ve taleplerine samimi ve gerçekçi bir şekilde yaklaşmamızı sağlayacaktır.

13.5.2014 tarihinde Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne ait olup Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen Eynez köyünde bulunan yeraltı kömür ocağında meydana gelen ve 301 maden işçisinin ölümüne neden olan katliamdan sonra 30.11.2014 tarihinde 2831 maden işçisi işten çıkartılmıştı. İşten çıkartılan işçilerin kıdem ve ihbar tazminatları ve diğer alacakları ödenmemişti. Bunun üzerine işçiler 5.10.2019 günü Soma’dan başlayacak ve 15.10.2019 tarihinde Ankara’da Enerji Bakanlığı’nın önünde son bulacak bir yürüyüş gerçekleştirme kararı aldılar. Fiili ve yasal her türlü engellemeye rağmen madencilerin yürüyüşü/direnişi sonuç verdi ve yasal düzenleme yapıldı. Hatta Soma Kaymakamlığı’nın madencilerin yürüyüşünü uygun görmediği yazısını tebliğ alan Bağımsız Maden İşçileri Sendikası tarafından işlemin iptali için açılan yürütmeyi durdurma talepli iptal davasında, yürütmeyi durdurma kararı veren ve işlemi iptal eden Manisa 1. İdare Mahkemesi; Anayasa Mahkemesine başvurmuş ve bu başvuru neticesinde 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun “şehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez” hükmü iptal edilmiştir (Jandarma Manisa 1. İdare Mahkemesinin kararına rağmen yürüyüşü durdurmaya devam etti. Çünkü çağdaş bir hukuk devletinde bir eylemin suç olup olmadığı konusunda yasalar ve yargı kararlarından ziyade kolluğun yorumu belirleyicidir.). Ancak meclis tarafından yapılan yasal düzenleme eksik olduğu ve mağduriyetleri tam olarak gidermediği için işçiler Bağımsız Maden İşçileri Sendikası öncülüğünde tekrar bir yürüyüş başlattılar. 16 Kasım Pazartesi günü İçişleri Bakanı Soylu ile yapılan görüşmede bizzat bakan tarafından 15 Ocak 2021 tarihine kadar süre istenip sorunların çözüleceğinin garantisi verildi. Somalı madenciler söz verilen tarihe kadar sürecin takipçisi olacaklarını ifade ettiler.

 

MADENCİLERİN GÖZALTINA ALINMASI VE ERMENEK’TE FİİLİ SIKIYÖNETİM

16 Kasım Pazartesi günü Somalı işçilerin oluşturduğu heyet ile görüşen İçişleri Bakanı Soylu, Ermenekli madencilerin sorunlarının çözümü için Karaman Valisi Mehmet Alpaslan Işık’ı arayarak talimat verdi. 23 Kasım Pazartesi günü Karaman Valisi ile görüşen madenciler verilen talimatlara rağmen mağduriyetlerinin giderilmeyeceğini ve oyalandıklarını bir kez daha öğrenince yürüyüş kararı aldılar. “Bizim yolumuzu açın, Özbey’lerin önüne barikat kurun!” diyen madencilerin önüne barikat kuruldu. Yürümek isteyen madencilere karşı biber gazı, jop ve plastik mermi kullanıldı. On kişi gözaltına alındı. Darp raporu almak için hastaneye giden maden işçisi İbrahim’in oğlu Mertcan sırf bu nedenle gözaltına alındı. Bu yaşananlardan sonra Turab Madencilik bünyesinde çalışan maden işçilerinin neredeyse tamamının ödenmeyen maaşları ödendi. Her ne kadar tüm sorunların çözümü için patronun masaya oturması şimdilik sağlanamadıysa da işçilerin ödenmeyen maaşlarının büyük bir kısmının ödemelerinin yapılması sağlandı. Ancak haksız yere işten atılan işçilerin mağduriyeti, diğer tazminatlar ve alacakların durumu, madenlerin iş sağlığı ve güvenliği açısından taşıdığı risklerin denetimi belirsizliğini koruyor. Gözaltına alındıktan sonra ifadeleri alınıp serbest bırakılan madencilerden Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi Barış bundan sonra ne yapacaklarına ilişkin kısa bir açıklama yaptı:

‘’Kaldığımız yerden devam!’’

Yaşamları ve kazançları sermayenin insafına terk edilen işçiler günlerdir direniyor. Yılların ezilmişliğinin birikimi ve öfkesi ile işçisini, üyesini yalnız bırakmayan, geri adım atmayan, Meclis’e yasa yaptıran bir sendika bir araya gelince hak mücadelesinin nasıl verileceği ve cesaretin nasıl örgütleneceği bir kez daha ve bu sefer Ermenek’te yazılıyor. Tarihin en basit derslerinden biri, “aşağıdakilerin ortak hak ve çıkarları için yukarıdakilere karşı birlikte mücadele etmesi” Ermenekli maden işçileri tarafından deneyimleniyor. Covid-19 virüsü kapsamında alınan önlemler dolayısıyla Ermenekli maden işçileri direnişlerine kısa bir ara verdiler. Yalnız ekleyelim:

“Yoksullar bazen yorulur, sık sık da yenilirler. Sabretmek ile teslim olmayı; soluklanmak ile vazgeçmeyi sakın birbirine karıştırmayın.”

 

Av. Şafak AKİ

 

*Dante İlahi Komedya’dan esinlenen Karl Marx, Kapital.

Share Post