ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

EV HAPSİ KARARLARI Hukuki Mi ? Amaçlanan Ne?

Kayyum Rektör Protestoları ve Birleşik Mücadele Güçleri Açıklamasına Yönelik Saldırılar Işığında

EV HAPSİ KARARLARI

Hukuki Mi?

Amaçlanan Ne?

 

Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyum rektörü protesto eylemlerinde ve 4.2.2021 günü Birleşik Mücadele Güçleri’nin çağrısıyla yapılan eylemden gözaltına alınan toplam 48 kişiye “ev hapsi” verildi.

Ev hapsi, kişinin bir hakimlik/mahkeme kararı ile kendi evinin sınırları dışına çıkmaktan yasaklanmasıdır.

Kişiler hakkında ev hapsi uygulandığında bu kişilerin kesintisiz bir şekilde evlerinin dışına çıkmaları mümkün olmamaktadır. Bu durumda kişiler, haklarındaki bu tedbir sona erinceye kadar yaşamlarını sürekli olarak evlerinde sürdürmek zorundadır. Dolayısıyla ev hapsi, CMK 109/3-j’de düzenlenmiş hali ile “konutu terk etmeme”, kişilerin fiziksel özgürlük alanını yalnızca ikamet ettiği konutun içi ile sınırlandıran ve gün boyunca kesintisiz olarak devam ettirilen, uyulmadığında ise şüpheli veya sanık hakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasına neden olabilen bir adli kontrol tedbiri niteliğindedir. Yüksek mahkeme kararlarına göre ise kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına yönelmiş bir müdahaledir.

Gerek kayyum rektör eylemlerinde gerekse de 4.2.2021 günü gözaltına alınan kişiler, Anayasa’nın 34. Maddesinde korunan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Haklarını kullanmışlardır. Bu hakkı ve İfade Özgürlüğünü korumakla yükümlü olan devlet ise bu eylemleri polis gücünü kullanarak dağıtmış, kişileri gözaltına almıştır. Gözaltındaki kişilere yönelik işkence ve kötü muamele uygulamaları gerçekleşmiştir. Bazı kişilerin boynu sıkılmış, bazılarına hakaret ve küfredilmiş, bazılarına ise cinsel tacizde bulunulmuştur.

Gözaltı süresinin sonunda kişiler adliyeye sevk edilmiştir. Savcılık tarafından çok sayıda kişinin tutuklanması bir kısmına da ev hapsi verilmesi talep edilmiştir. Ev hapsi bir adli kontrol tedbiri olarak nitelendirilerek hakimlikler tarafından duruşma açılmadan dosya üzerinden incelenmiştir.

Neden duruşmalı olarak incelenmeli:

  • Şu anda ev hapsinde tutulan kişilere uygulandığı biçimiyle, ev hapsi kişi özgürlüğüne yönelmiş bir müdahaledir. Kanuna göre kişi özgürlüğüne suç isnadı ile yönelen müdahaleler mutlaka hakim önüne çıkarılmak suretiyle yapılmalı (AİHS.m.5/1/c); tutuklama gibi, duruşma açılarak incelenmelidir. Zira m.100 vd. hükümlerine göre tutukluluğun gerekip gerekmediğine duruşmada karar verme zorunluluğu vardır. Diğer yandan iddia edilen suça ilişkin somut delil olup olmadığı işin esasına ilişkin olduğundan, şüpheli ve vekilinin açıklamaları ve göstereceği deliller dinlenilerek/gerektiğinde toplanarak (CMK.m.147) karar verilmelidir:

Suç işlendiğine dair belirtinin bulunması –tıpkı tutuklamada olduğu gibi– anılan tedbir için ön koşul olduğundan aksi durumun kabulü, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin tüm güvencelerin anlamsız hâle gelmesi sonucunu doğurur.” (Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2020 tarih ve 2017/32052 Başvuru Numaralı kararı,Paragraf.101)

  • Ev hapsine ilişkin karar verilirken tutuklama standartlarına uyulması şarttır.
  • Somut belirti yani delil ortaya konmamışsa işin esasına ilişkin bir ihlal tespiti yapılmış olacak, diğer konuların incelenmesi dahi gerekmeyecektir:

Anayasa Mahkemesince varılan bu sonuç karşısında konutu terk etmeme tedbiri bakımından meşru bir amacın bulunup bulunmadığının veya bu tedbirin ölçülü olup olmadığının incelenmesine gerek görülmemiştir. Yine söz konusu tedbirin esasına ilişkin hak ihlali olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle tedbire hükmedilirken duruşma yapılmadığına ve tedbire yönelik itirazın incelenmediğine yönelik şikâyetlerin de ayrıca incelenmesine gerek olmadığı değerlendirilmiştir.”( Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2020 tarih ve 2017/32052 Başvuru Numaralı kararı, Paragraf.94)

 Ev Hapsi Kararları Özgürlüğe Müdahale İçin Gerekli Şartları Sağlıyor Mu?

 Bir hak veya özgürlüğün devlet eliyle sınırlandırılabilmesi için hukuken aranan bazı gereklilikler vardır.

  • Kanuna dayanmalı, dolayısıyla kanundaki sınırlarla tabi olmalıdır (CMK.m.100vd. ile 109 vd.),
  • Uygulanabilmesi için elde somut, delile dayanan suç şüphesi olmalıdır,
  • Suç işlenmesi veya suçun önlenmesi amacına yönelik uygulanmalıdır; yani ifade özgürlüğünü, toplanma özgürlüğünü engellemek için uygulanmamalıdır,
  • Ölçülü uygulanmalıdır, yani uygulanması zorunlu, elverişli ve orantılı olmalıdır.

Ölçülülük ilkesi elverişlilikgereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik, öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını; gereklilik, ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını, yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını; orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.

Bugüne kadar verilen ev hapsi kararlarında hakimlikler “görüntü izleme ve tespit tutanaklarına göre kişilerin kaçma şüphe ve delilleri karartma ihtimallerinin olduğu, atılı suç için öngörülen cezanın alt ve üst hadleri, haklarındaki soruşturmayı sonuçsuz bırakmaya yönelik matuf eylemde bulunabilecekleri” gerekçelerine dayanmıştır. Bu nedenlerden hiçbiri ev hapsi verilmesi için yeterli değildir. Kişinin kaçma şüphesinin bulunması soyut ve genel geçer bir söylemden uzak somut bir olaya dayanan bir şüphe olmalıdır. Ne var ki, hakimlik kararı eylem görüntüsüne atıf yaparak bu şüphenin oluştuğu gibi inandırıcılıktan uzak bir nedene dayanmaktadır. Eylemcilere atılı suç ise genelde Toplantı ve Gösteri Yürüyüşünde İhtara Rağmen Kendiliğinden Dağılmamadan ibarettir. Bunun cezası ise kanunda 6 aydan 3 yıla kadar gösterilmiştir. 2 yılın altındaki cezaların denetimli serbestliğe tabi olduğu düşünülürse tek başına kaçma şüphesi nedeni olamayacağı açıktır. “Haklarındaki soruşturmayı sonuçsuz bırakmaya yönelik matuf eylem”in ne olabileceği de hakimlik kararlarında açıklanmamıştır.

Alıkoyma (tutuklama veya ev hapsi şeklinde olabilir – detention) halinde, bu işlemin keyfi olup olmadığı, alıkoyma gerekçesi ile yapılan işlemin orantılı olup olmadığına göre belirlenir.  (James, Wells ve Lee/Birleşik Krallık, 25119/09, Paragraf.195.)

Ev hapsi kararlarının gerekçesi ile ev hapsi uygulamasının orantılı olduğu söylenemez.

Diğer bir unsur olan zorunluluk “demokratik bir toplumda” zorunlu olma şartıdır. “Demokratik bir toplumdan” kastedilen “çoğulcu, toleranslı ve açık fikirli” bir toplumsal ortamdır (Anayasa Mahkemesi’nin 12.11.2014 tarih ve 2013/1461 Başvuru Nolu kararı Paragraf.92). En azından hukukun vaadi budur. Bu göre, en başta otoritenin hikmetinden sual edilebilmesi ön şarttır. Kararlar alınırken halkın konuya ilişkin verileri bilmesi, fikrini söyleyebilmesi, etkili olması gerekir. Somut olayda, rektörlük ataması konusunda en azından o üniversitedeki öğrenci/öğretim üyelerine söz hakkı verilmeyen, fikirlerine değer verilmek bir yana fikirleri bastırılan ve bu fikirleri ifade etmeleri engellenen toplum, demokratik olmadığından; ev hapsi kararının “demokratik bir toplumda zorunlu olması” şartını sağladığı söylenemez. Ev hapsi kararının kendisi, ifade özgürlüğünü engelleyici bir araç olarak kullanıldığından demokratik toplumun ön şartı, somut olayda ev hapsinin kaldırılmasıdır.

Ev Hapsinde Kelepçe Zorunlu Mu?

Bir adli kontrol tedbirinin elektronik cihazla takibinin sağlanması için buna dair bir yargı kararı gerekir.

“DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ md. 42/1: Yükümlülüğün elektronik cihazlar kullanılmak suretiyle yerine getirilmesine karar verilmesi durumunda, yükümlü elektronik kelepçe ve diğer cihazlar ile ilgili üniteyi usulüne uygun olarak kullanmak ve korumak zorundadır.”

Uygulamada denetimli serbestlik bürosu memurları tarafından adrese doğrudan elektronik kelepçe ile gidilmektedir. Örneğin, bugüne kadar kayyum rektör eylemleri nedeniyle verilen ev hapsi kararlarının hiçbirinde elektronik cihazla takip kararı yoktur. Ancak elektronik kelepçe takılan protestocular vardır. Adli kontrol tedbirinin kişi özgürlüğüne müdahalesini oldukça ağırlaştıran elektronik kelepçe takılması denetimli serbestlik bürosu memurlarının inisiyatifine bırakılmış durumdadır.

Ev Hapsi Kararlarının Amacı Nedir?

Protesto eylemlerine katılan üniversite öğrencilerinin amacı rektör atama biçimine itiraz etmek ve atanmış bir rektörün istifasını sağlamaktır. Toplanma ve ifade özgürlüğünü kullanma haktır. “Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.” (Türk Ceza Kanunu.m.26/1)

Uzun süre önce meşruluğunu yitirmiş olan yargı sistemi hukuki kriterlere göre karar vermiyor. Siyasi iktidarın hoşuna gidip/gitmeme kriterini aşamayan savcılar, hakimler, mahkemeler kamuoyunun vicdanı yaralayan, adalet düşüncesini zayıflatan kararlar vermeye devam ediyor. Adaletsizliğin, kanunsuzluğun adli mercilerden yayıldığı bu dönemde iktidarın siyaseten rahatlatılması için adalet dahil her şey kurban edilebilir gibi gözüküyor.

Üniversite öğrencilerine, kayyum rektörü protesto eylemlerine karşı uygulanan tutuklama ve ev hapislerinin amacı, eylemleri engellemek ve iktidarı siyaseten rahatlatmak ve rektörün istinafının önüne geçmektir.

Somut olayda ifade ve toplanma hakkını engellemek için (öğrencilerin tekrar eyleme katılmasını engellemek ve diğerlerini korkutup caydırmak için) ev hapsine hükmedildiği, dolayısıyla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının da ihlal edildiği açıktır.

Buna göre AİHS.m.5’te suç işlenmesi veya suçun önlenmesi kapsamında izin verilen bir tedbir, amacı dışında kullanılarak bu kullanım, hakların kısıtlanmasının sınırını aşarak AİHS md 18’in  de ihlali sonucunu doğurmuştur.

Ne var ki, hak arama bilincine sahip olanlar ilk defa evlere kapatılmak istenmiyor. Daha önce Yüksel Direnişçilerinden Acun Karadağ, Nazan Bozkurt, Mehmet Dersulu, Esra Özkan Özakça hakkında da ev hapsi kararları verilmiş, Anayasa Mahkemesi bu uygulamayı aylar önce mahkûm etmişti. (Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2020 tarih ve 2017/32052 Başvuru Numaralı kararı) Mevcut ev hapsi kararları, son dönem yoğunlaşan, yerel mercilerin Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını umursamama tutumlarının bir devamıdır. “Anayasa hükümlerini hiçe sayan” bu benzeri tutumlar “Anayasa’da güvence altına alınmış olan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin tüm güvenceleri anlamsız ve işlevsiz hâle getiren bir niteliğe sahiptir.” (Anayasa Mahkemesi’nin 21.01.2021 tarih ve 2020/32949 Başvuru Numaralı kararı, Paragraf.134)

İktidar sokakta olan herkesin evine geri dönmesini istiyor, bunu yaparken hukuku da bir araç olarak kullanıyor.

Evlerimiz hapishane değil, kimse de kendisinin gardiyanı olmak zorunda değil.

Hukuka aykırı tutuklama ve ev hapsi kararları kaldırılmalıdır.

Keyfi ve siyasi bir tutumla, öğrencilerin özgürlük ve güvenlik haklarını, ifade ve toplanma özgürlüklerini ortadan kaldıranlar görevden alınarak yargılanmalıdırlar.

Demokratik kamuoyunu, hukuksuz uygulamalar karşısında duyarlılık göstermeye, hukuksuzluğu kanıksamamaya, dayanışmaya davet ediyoruz.

 

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi

Share Post