ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

FİİLİ OLAĞANÜSTÜ HAL REJİMİNE SON VERİLMELİDİR!

 

chdBASINA VE KAMUOYUNA

 

FİİLİ OLAĞANÜSTÜ HAL REJİMİNE SON VERİLMELİDİR!

Geçtiğimiz günlerde Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün talebi üzerine bir mahkeme tarafından verilen “genel arama” kamuoyunun gündemine OHAL araması olarak yansıdı. Verilen kararın olağanüstü oluşu yetmezmiş gibi Ankara Emniyeti yaptığı resmi açıklamasında bu tür aramaların RUTİN olduğunu belirtti.  Aynı açıklamada dikkat çeken bir diğer husus ise bu rutin arama işlemlerinin “Terör Örgütlerinin Faaliyetlerinin Tespiti ve Önlenmesi”ni de hedeflediği idi. Ankara’daki arama kararının iptal edilmesinin üzerinden çok geçmeden bu kez benzer bir kararın İstanbul’un Beyoğlu ilçesi için alındığı ortaya çıktı. Ve bizler böylece uzun zamandır rutin ve sürekli işlemlerle bir olağanüstü hal rejiminde yaşadığımızı, bu rejimin giderek tüm Türkiye geneline yayılacağını öğrenmiş olduk.

Beyoğlu için verilen arama kararıyla hiçbir somut gerekçe gösterilmeksizin, Beyoğlu’nda bulunan tüm vatandaşların üstlerinin, özel eşya ve evraklarının keyfi şekilde aranması yetkisi polise verilmiş durumdadır. Bu uygulama, Beyoğlu’nda da resmen olmasa dahi fiili olarak OHAL’in hayata geçtiğini göstermektedir. Bu durumun hukukla açıklanabilir, bağdaşabilir hiçbir yanı bulunmamaktadır.

Her hak arama talebini bir “terör örgütü” faaliyeti, hak talep edeni ise “terörist” ilan etme kabiliyetine sahip bir Terörle Mücadele Yasasına, terör mahkemelerine, polise olağanüstü yetkiler veren PVSK ve diğer yasalara dayanarak toplum üzerinde baskı kuran, bizzat kendisi terör estiren devlet aygıtının, bunlarla yetinmediğini görmekteyiz. Devlet aygıtı, baskı ve zor uygulamalarını olağanüstü hal rejimiyle şiddetlendirerek tüm Türkiye geneline yaymak istemektedir. Bir avuç azınlığın hangi yöntemlerle zenginleştirildiğini, geniş bir kitlenin nasıl ve ne denli yoksullaştırıldığını gizlemek için bu baskı yöntemlerine başvurulmaktadır. Bu duruma itiraz etmeye kalkışan her kişi “terörist” ilan edilmektedir. Artan baskıya “terör” faaliyetlerinin engellenmesi gerekçe gösterilmektedir. Çok yakında aynı gerekçelerle sokağa çıkma yasağı ilan edilecek olursa buna da şaşırmayacağız. Zira Türkiye tarihi sıkıyönetim dönelerine, Kürt illerinde uzun yıllar uygulanan olağanüstü hal rejimlerine hiç de yabancı değildir. Gerçekte, adına “ileri demokrasi” denen düzenin de bir olağanüstü hal rejiminden farklı olmadığı artan kitlesel tutuklamalardan, siyasetçilere, sendikacılara, gazetecilere, avukatlara, öğrencilere ve toplumun her kesimine yönelik saldırılardan anlaşılmaktadır.

Bakan çocuklarının evlerinde bulunan para kasalarını, para sayma makinelerini, ayakkabı kutularından çıkan milyonları görmemek ve işlem yapmamak için direnen yargı, sıradan vatandaşın tüm yaşam alanlarını, özel hayatını gözetleyip didik didik etmeye yönelik kararlara gözü kapalı imza atmaktan çekinmemektedir. Bu da yargının Türkiye’deki işlevini göstermesi açısından dikkat çekicidir.

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi olarak tüm kamuoyunu karşı karşıya kalacağımız yeni baskı yöntemlerine karşı dikkatli ve duyarlı olmaya çağırıyoruz. Demokratik toplumdaki işlevimiz gereği artan hukuksuzluklara ve baskılara karşı duracağımızı ve bunların takipçisi olacağımızı duyuruyoruz. Saygılarımızla,

 

Çağdaş Hukukçular Derneği

İstanbul Şubesi

Beyoğlu Hukuksuz Arama 2

Share Post