ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

GREVDEKİ MALTEPE BELEDİYESİ İŞÇİLERİNİN YANINDAYIZ

Maltepe Belediyesi ile Genel-İş arasındaki Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine 23 Şubat’ta grev başlamıştır. Bir çok yönüyle geniş tartışmalara sebep olan bu grevle ilgili olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 27 Şubat’ta “Maltepe’de Halk Sağlığı İçin Çöpleri İBB Topluyor” başlığıyla yaptığı açıklama sonrasında komisyonumuz tarafından bir değerlendirme yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Grevin ilk günlerinden itibaren işveren konumundaki Maltepe Belediyesi’nin iştiraki olan MATAŞ A.Ş., İBB personeli ve belediye başkanı Ali Kılıç’ın çağrısı ile “gönüllü kişiler” tarafından temizlik işçilerine özgülenmiş çöp toplama işi yapılmaya çalışılmıştır. Ayrıca muhtar ve belediye yöneticilerinin de aralarında olduğu kişiler tarafından bilgi kirliliği yaratılarak, yasal haklarını kullanan işçiler hedef gösterilmiştir. Bunlarla paralel olarak, çöpleri toplamak için organize olmuş kişilerin bazı yerlerde grevdeki işçilere yönelik saldırılar gerçekleştirildiği yönünde bilgiler paylaşılmıştır. Bu süreçte İBB tarafından yapılan açıklamada da Anayasa’da “sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı” gerekçesiyle İBB’ nin ilçedeki çöpleri topladığı ifade edilmiştir.

Grev hakkı Anayasa’nın 54.maddesiyle ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmıştır. Anayasal bir hak, başka bir hak gerekçe gösterilerek kısıtlanamaz. 6356 sayılı kanunun 68. maddesi gereği; işveren, grevdeki işçiler yerine sürekli ya da geçici olarak başka işçi alamaz ve çalıştıramaz. Kanunun 78. maddesinde ise grevdeki işçilerin yerine işçi çalıştıran işverenin aldığı her bir işçiyle ilgili olarak idari para cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Grev hakkının kullanılmasına yapılacak her türlü kısıtlama, sendikal haklara saldırı niteliğinde olup, cebir ve şiddet içeren eylemler başta olmak üzere bu hakkın kullanımını engellemeye yönelik fiiller TCK’nın 118. maddesinde düzenlenmiş olan Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu’ nu oluşturmaktadır. İBB açıklamasıyla her şeyden önce yasaya aykırı bir uygulama içerisinde olduğunu beyan etmiştir.

Öte yandan son derece dar sınırlara hapsedilmiş yasal grev haklarını kullanan işçilerin karşısına “toplum sağlığı” gibi gerekçelerle çıkılmasının ve grevi kamu gücüyle etkisizleştirmeye yönelik çabaların mevcut iktidarın politikalarından bir farkı yoktur. Halk sağlığı ve pandemi, belediye yönetimlerinin de siyasal iktidarın da aklına yalnızca belediye işçileri grev hakkını kullandığında, işçiler sendikal hakları için Ankara’ya yürümek istediklerinde gelmektedir. İktidar gücüne sahip olan AKP’nin grevleri “ulusal güvenlik” ve “kamu sağlığı” gibi gerekçelerle yasaklamasına benzer biçimde, CHP’li belediyeler de “sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı” gerekçesiyle, ellerindeki tüm imkanlarla işçilerin grev hakkına saldırmaktadır. İşçinin iş bırakma hakkının İBB eliyle elinden alınması kelimenin tam manasıyla “grev kırıcılık” tır.

Kadıköy Belediyesi grevinde olduğu gibi, Maltepe Belediyesi grevinde de, muhalif olma iddiasındaki kesimler tarafından, işçilerin taleplerinin çarpıtılarak sunulmasını, işçilerin insanca çalışma koşulları ve ücret taleplerinin karşısında sefalet koşullarına razı olmaları gerektiğinin salık verilmesini de ibretle takip ediyoruz. Bizler sömürücü bir azınlığın lüks içinde yaşadığı bu düzende tüm emekçilerin onlara layık görülenden çok daha fazlasını hak ettiğini biliyor ve daha fazlası için verilen her tür mücadeleyi sahipleniyoruz.

ÇHD olarak, hangi patrona karşı olursa olsun bugüne kadar gerçekleşen sayısız grev ve direnişte işçilerin yanında olduğumuz gibi, bugün de Maltepe işçilerin yanında olduğunu belirtiyor, grevi engellemeye dönük uygulamalara derhal son verilmesini ve taleplerinin bir an önce karşılanmasını talep ediyoruz.

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

İŞÇİ KOMİSYONU

 

Share Post