ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

Hâkim meslektaşlarımızın sözü, bizim sözümüzdür! Uzaklaştırılsak da, cezalandırılsak da, hapsedilsek de söylemekten geri durmayacağız; ÇÜNKÜ YAŞAMI SAVUNMAK SUÇ DEĞİLDİR!

BASINA VE KAMUOYUNA

Bir süredir Türkiye’de – neoliberal baskı rejimlerinin doğasına uygun bir şekilde – olağanüstü rejimin olağanlaştığı ve bu anlamda baskı ve zor uygulamalarının gündelik yaşama içkin bir biçimde süreklileştiği tespitini tüm açıklamalarımızda yineliyoruz. Yakın zamanda Grup Yorum’un bas gitaristi İbrahim Gökçek’in vefatı akabinde yaşanan gelişmeler, bu tespitimizin yerindeliğini gözler önüne sermiştir.

İbrahim Gökçek’in demokratik işleyişin temel prensiplerine asgari düzeyde uyma yükümlülüğünü yerine getiren herhangi bir devlet açısından kabul edilmesi beklenecek talepleri için ölüm orucuna başlamak zorunda kalması ve ilerleyen süreçte yaşamını kaybetmesi sadece vicdan sahibi olan insanları değil, ancak Türkiye’nin bugününe ve geleceğine ilişkin samimi kaygıları olan herkesi derinden etkilemiştir. Onbinlerce kişi, – Türkiyeli ya da değil – bu konuda tepkisini dile getirmiştir. Bu tepkiler, üzüntüden öfkeye geniş bir yelpazeyi yansıtmaktadır. Kanımızca insan olmanın gereği de budur. Gözünüzün önünde bir yaşam kayıp giderken başka türlüsü mümkün olmamalıdır.

Tepkisini dile getiren onbinlerce insan arasında üç hâkim yer almaktadır: Yargıçlar Sendikası Başkanı Hâkim Ayşe Sarısu Pehlivan, Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Hâkim Orhan Gazi Ertekin ve yine OHAL sürecinde hiçbir hukuki dayanak olmaksızın kapatılan YARSAV’ın Genel Sekreteri Hâkim Leyla Köksal. Söz konusu hâkim meslektaşlarımız kişisel Twitter hesaplarından yaşamı savunan paylaşımlarda bulunmuşlardır. Bu paylaşımları nedeniyle son dönem sıklıkla olduğu gibi AKP eliyle beslenen ve palazlandırılan, adına trol denilen hesaplarca hedef gösterilip, açıkça linçe de maruz bırakılmışlardır. Ancak üçü de söylem ve duruşlarından ödün vermemişlerdir.

Bu gelişmeler karşısında, şaşırtıcı olmayan bir şekilde Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) harekete geçtiği öğrenilmiştir. Doğrudan iktidar eliyle kurulan HSK, biat kültürünün gereği olarak derhal Sn. Ayşe Sarısu Pehlivan hakkında soruşturma başlatmış ve kendisine 3 ay süre ile tedbiren görevden uzaklaştırıldığı bildirilmiştir. Sn. Orhan Gazi Ertekin ve Sn. Leyla Köksal’a da soruşturma başlatıldığı yönünde haberler gelmektedir.

Bütün bu gelişmeler ışığında Çağdaş Hukukçular Derneği olarak hâkim meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha duyurma sorumluluğunu duyuyoruz. Hâkim meslektaşlarımızın kamuoyu ile paylaştıkları duygu ve düşüncelerinin, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunun altını çizmeyi zül sayıyoruz. Zira içinden geçtiğimiz politik ahval içerisinde alışılmış kalıplarla hak savunuculuğu yürütülemeyeceğini biliyoruz, bu açmazı her gün deneyimliyor, yaşıyoruz. Verili iktidar aygıtına temel hak ve özgürlüklerini ihlal ettiğini hatırlatmak elbette bir hukuk örgütü olarak görevimiz, ancak hepimizin aldığı nefesin üstüne çökmüş bu kan emici ve saldırgan mekanizmayı böyle dönüştüremeyeceğimizi de biliyoruz.

Bu bağlamda, çağrımız hukukçu olsun olmasın mevcut durumla derdi olan herkesedir.

Birileri kanımızla duş alacağını söylüyor ve korunuyor!

Birileri ellerinde silahlarla propaganda videoları yayımlıyor ve korunuyor!

Televizyon programlarında çocuk bedeninden kuluçka gibi bahsediyor birileri, alkışlanıyor!

Tüm toplumun ekmek gibi, su gibi ihtiyaç duyduğu temel hak ve özgürlükler için yaşamını kaybetmeyi göze alanlar karşısında “oh olsun” diyenler alkışlanırken, acı çeken, tepki veren, öfke duyanlar cezalandırılıyor!

Peki, nasıl dayanışacağız? Açıklamalarla mı? Kınayarak mı? Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ilgili uluslararası düzenlemeleri hatırlatarak mı?

Biz diyoruz ki, bu kez, hep bir ağızdan onlar ne yaptıysa onu yaparak dayanışalım! İbrahim’in, Mustafa’nın, Helin’in ölümü karşısında ses çıkarmaksa bu saldırganlığı bu ölçüde artıran, dostlarımızın hedef gösterilmesine yol açan, onların mezarları ise yakılıp yıkılmak istenen, o zaman söz söyleyeceğimiz yer de burası olsun!

Meslektaşlarımızın söylediklerini söyleyeceğiz;

Yaşamlara sahip çıkacağız, bilinçli tercihleri ile temel hak ve özgürlükler için ölüm orucu başlatan yaşamlara,

Kayıtsız çalıştırılıp polis kurşunu ile katledilen yaşamlara,

Şantiyelerde, asansör boşluklarında soluksuz bırakılan yaşamlara,

Kapitalist üretim sürsün diye bu salgın koşullarında korunmasız şekilde en ağır şartlarda çalışmaya zorlanan yaşamlara,

Ev içi şiddete maruz kalıp katledilen yaşamlara,

Ege kıyılarına vuran yaşamlara,

Özcesi bu kuralsızlık ve acımasızlık ortamının yükünü taşıyan tüm yaşamlara sahip çıkacağız.

Bizim dayanışmadan anladığımız budur! Bunu sadece hukukçular olarak yapmayacağız, bunu nefes alabildiğimiz bir geleceğin özlemini duyan “herkes” olarak yapacağız!

Çünkü evet Sn. Ayşe Sarısu Pehlivan’ın da dediği gibi; “yaşamı savunmak suç değildir”. Ve yine O’nun dediği gibi bu sadece bizim savaşımız değildir. Bu savaşı hep birlikte durarak, eyleyerek ve söyleyerek kazanacağız! Hâkim meslektaşlarımızın sözü, bizim sözümüzdür! Uzaklaştırılsak da, cezalandırılsak da, hapsedilsek de söylemekten geri durmayacağız; ÇÜNKÜ YAŞAMI SAVUNMAK SUÇ DEĞİLDİR!

                                                   ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

Share Post