ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

KIDEM TAZMİNATI FONU NE GETİRİYOR ?

capitalPatronlar ve oların temsilcisi AKP Hükümeti, uzun süredir işçi sınıfının kıdem tazminatı hakkını gasp etmek, ortadan kaldırmak için hazırlıklar ve zaman zaman denemeler yapmaktadır. Bunlar, kıdem tazminatının patrona yük olduğunu, işçilerin de kıdem tazminatını zaten alamadıklarını söylemektedirler. Peki, gerçekten böyle mi? Kıdem fonu ile amaçlanan nedir? Fon ne getirecek, ne götürecek:

 Önce, AKP Hükümeti kurmak istediği kıdem fonunu nasıl anlatıyor ona bakalım:

61. Hükümet kendi programında[1], “İşsizliği kalıcı bir şekilde çözmeyi amaçlayan, 22 adet somut hedef ile 102 politika ve tedbirden oluşan Ulusal İstihdam Stratejisini kararlılıkla uygulayacağız.” diyor. Yani Hükümet, daha önce Ulusal İstihdam Stratejisi[2] adıyla kendine bir yol haritası ortaya koymuş, sonra da bu yol haritasına nasıl sıkı sıkıya bağlı olduğunu yeniden ilan etmiş. Bu belgede Hükümet ve temsil ettiği patronların fondan ve kıdemden ne anladığı, ne yapmak istedikleri ortaya çıkıyor. Buna bir de hükümetin son çalışmalarının basına sızması eklenince manzara iyice aydınlandı.

 Bir önceki bölümde tarihi ve işçiler için önemi anlatılan kıdem tazminatı hakkı, Hükümetin plan belgesinde patronlar için baş belası olarak anlatılıyor. İşsizliğin faturası da kıdem tazminatı gibi işçi haklarına çıkarılıyor. Hükümet, temsil ettiği sermaye sınıfının ağzından açık açık işçi çıkarmanın kıdem tazminatı ve diğer haklar yüzünden zorlaştığını savunuyor. Sonra da işçilerin zaten bu haklarını da almadıkları için fon sistemine geçmeyi savunuyor. Peki, sormazlar mı, madem işçiler bu haklarını alamıyorlar, patronlar bu haktan niye korkup işçi çıkaramasın; işçiler kıdemlerini alamadıklarında hükümet olarak sen bugüne kadar ne yaptın, dava açmayı işçiye ücretsiz yapıp kolaylaştıracağına, Ekim 2011’de 6100 sayılı yasa ile pahalandıran sen değil miydin?

 Kıdem tazminatından kim sorumlu olacak?

Patronların ve Hükümetin yasalaştırmak istediği sistemde, patron işçilerin kıdeminden sorumlu olmayacak. Bunun yerine, kurulacak bir fona ufak bir prim ödeyecekler. Böylece istedikleri işçiyi istedikleri zaman, kıdem korkusu olamadan kapı önüne koyabilecekler.

 Patron Fona primleri yatırmazsa ne olacak, işçiler dava yükünden kurtuluyor mu?

Bugün patron kıdem tazminatını ödemediğinde ne oluyorsa, o zaman da o olacak, işçi dava açmak zorunda kalacak. Yani Devlet, fona ödeyecek primleri garanti altına almıyor. Bu gün kıdem tazminatını alamayan o zaman da alamayacak, değişen bir şey yok. Bugün kıdem tazminatı dava ile alınınca hiç olmazsa arada geçen zamanda faiz işliyor, fon sistemin de bu da düzenlenmemiştir. Bugün davada muhatap belli: patron; fon düzeninde bir de fonun kendisi ya da özel sigorta şirketleri işin içine girecek davalar karmaşıklaşacak, uzayacak, masraflar artacak, muhatap belli olmayacak.

 Bir de bu zorlukların üstüne, fonu elinde tutan özel şirket batarsa bir davalık mesel daha ortaya çıkacak. Fonda biriken parayı almak imkânsızlaşacak çünkü bu şirketler üretime dayalı iş yapmayıp sigorta, para işletme vb. işler yaptıkları için geriye haczedilecek makine, hammadde vb. de kalmayacak. Aşağıda kıdem tazminatının kaç senede nasıl alınacağını göreceğiz. 20-25 yıl sonra alacaklarımızı almak için fonu elinde tutan şirketlere başvurduğumuzda Türkiye şartlarında, şirketlerin yerinde yeller esecek.

 Fon sisteminde kıdem tazminatı ne kadar olacak?

İlk bölümde anlatıldığı gibi bugün, işçinin bir aylık brüt ücretine yol, yemek, prim, yakıt yardımı gibi haklarının eklenmesi bulunan miktar, işçinin bir yıllık kıdem tazminatı oluyor. Fon sistemi gelirse, işçinin bir yıllık kıdem tazminatı bir aylık ücretinin yaklaşık yüzde otuzuna inecek. Bugün işçi kaç yıl çalışırsa çalışsın kıdem tazminatı son ayki ücretinden hesaplanıyor. Fon sisteminde ise primler aylık yatacağından, primin yattığı dönemdeki daha düşük ücretten kıdem alacağı birikmiş olacak. Ayrıca bu ücretin brüt ücret mi, net ücret mi olacağı, bu ücrete yol, yemek ve diğer hakların eklenip eklenmeyeceği de belli değildir. Yani yeni sistemde işçiler en az %70 hak kaybına uğrayacaklar, o da alacaklarını alabilirlerse.

 Yukarıda gördüğümüz gibi, fondan kıdem hakkımız almak, bugünkü gibi devlet garantisinde değil, hatta bugünden daha zor, o zaman neden daha az kıdem tazminatı almayı kabul edelim?

 İşçi fondan parasını hangi şartlarda alacak?

Fon sisteminde ancak, yaklaşık 15 yıl sigortalı çalışan ve 3600 gün prim sahibi işçiler birikmiş paralarını (fon özel şirketlerin elinde batmamışsa) çekebilecekler, bu şartları sağlamadan fondan tazminat alınamayacak. Bu günkü sistemde ise 1 yıl çalışması ve haklı nedenleri olan herkes kıdem hakkına sahiptir. Ülkemizin düzensiz ve güvencesiz çalışma koşulları, sık sık yaşanan iş arama dönemleri düşünüldüğünde, bir işçinin 15 yıl sigortalı çalışıp 3600 gün yatmış prime sahip olması belki de 20 belki 25 ve daha fazla zaman alacaktır. Mevcut kıdem tazminatı hakkında ise diğer imkânların yanında 15 yıl sigortalı olan ve 3600 gün yatmış primleri olanların zaten kıdem tazminatı hakları vardır. Bu durum, mevcut sistemde, diğer kıdem tazminatına hak kazanma imkânlarının yalnızca birisidir.

 Askerlik, emeklilik, kadınlar için evlilik, kötü muamele, ücretin geç ödenmesi, 15 yıl çalışma ve 3600 gün yatmış prime sahip olma,  sigorta priminin yatmaması, asgari geçim indiriminin ödenmemsi… Bunların hepsi, tek başlarına bugün, kıdem tazminatına hak kazanmak için geçerli şartlardır. Fon uygulamasında bu hakların hepsi ortadan kaldırılarak, 15 yıl çalışma ve 3600 gün yatmış prime sahip olanların istedikleri halde başvurabilecekleri hakları da hak olmaktan çıkarılıyor; kuşa çevrilen kıdem tazminatını almanın önünde bir engele dönüştürülüyor. Hükümet kaynakları işçinin 1 gün bile çalışsa kıdem tazminatı alabileceğini söylüyorlar, bugün bir yıl kıdemi olan işçi de 1 gün bile çalışsa o günün kıdemine hak kazanıyor, amaçları işçinin 1 gününe bile sahip çıkmaksa kıdem tazminatına hak kazanmak için gerekli 1 yıl kıdem şartını kaldırsınlar, olsun bitsin.

 Fon nasıl işletilecek, yönetim hakkı kimde olacak?

Fon patronlara emanet edilecek! Sigorta primleri ile birlikte yatırılacak olan kıdem primleri, SGK tarafından özel emeklilik ve sigorta şirketlerine aktarılacak ve bu paralar şirketler tarafından kullanılacak. Fonun yönetimi, işveren ve hükümet temsilcilerinin ağırlığını oluşturduğu, işçi temsilcilerinin azınlıkta kaldığı bir kurul tarafından sağlanacak; kıdem tazminat için yatan primler şirketlerin elindeki bireysel hesaplarda toplanacağından belki de fon yönetimi için bir kurul bile olmayacak.

 Halen mevcut olan ve işçilerin birikmiş paralarından çok azının faydalandırıldığı işsizlik sigorta fonundan kıdem fonuna, işverenin ödeyeceği kıdem fonu için, para aktarılarak patronların sözde kıdem primini de ödememeleri sağlanacak. Yani işsizlik fonu adı altında toplanan işçilere ait paralarla, patronların kıdem primleri ödenecek. Buna göre, işçinin parası ile patronun borcu ödenecek, o para da kıdem fonu diye özel sigorta şirketlerine yani o patrona ya da başka bir patrona sermaye olarak verilecek.

  Fon kurulursa fondan önce çalışmaya başlamış işçilerin hakları ne olacak?

Fondan önce çalışmaya başlamış olsun olmasın tüm işçiler aynı anda fona tabi olacak. İşçilerin fon yasalaşmadan önceki tazminat hakları ise sözde korunacak. Sözde diyoruz çünkü işçilere “istemeleri halinde” eski kıdem tazminatlarını fona devretme hakkı verilecek. Dolayısı ile kıdem yükünden kurtulmak isteyen ve fondan yine dönüp dolaşıp kendi nemalanacak olan patron işçiye birikmiş haklarını fona devretmesi için baskı yapacak, kötü çalışma koşullarıyla, işsiz kalmakla tehdit edecek.

 Sonuçta fon sistemi gelirse ne olacak, olması gereken ne?

Fon sistemi gelirse işçiler kıdemlerini ya hiç alamayacaklar ya da yıllar sonra, ellerine harçlık niyetine para verilecek. Patronlar, kıdem tazminatı ödemeyerek kar ettikleri gibi, fonlarda biriken paraları kullanarak kar üstüne kar edecekler. Kıdem tazminatı ödeme korkusu kalmayan patronlar, işçilerin ücretlerini geciktirebilecek, iş yerlerine kötü muamele artacak, işçiler keyfe keder istendiği zaman kapı önüne konabilecek.

 Amaç işçilerin kıdemlerini almalarını sağlamaksa, kaçan iflas eden patronun borcunu Devlet üstlensin, sonra yüz binlerce maliye memuru ile polis memuru ile patronun peşine düşüp alacağını alsın. Amaç işçilerin kıdemlerini almalarını sağlamaksa, sigortasız işyerleri Devlet’in sayısı yüz binleri bulan maliyecisi, polisi, müfettişi ile tespit edilsin, denetim altına alınsın. Amaç kıdem tazminatı, amaç istihdamsa kamu malları özel kesime peş keş çekilmesin.

 İşçilerin emekleri üzerine kurulu rekabete dayalı sermaye düzeninde, sermaye sürekli kar edip büyümezse iflas eder, çöker. Bu nedenle sermaye karlarını artırmak için sürekli işçileri ücretlerini azaltmaya, haklarını gasp edip daha az ödemeye çalışır. Bu da yetmeyince özelleştirme adı altında tüm halkın birikmiş ortak mallarına el atar, satar savar parasını cebe indirir. O da yetmeyince Devletin hizmet olarak sunduklarını paralı hale getirir, yollardan, hastanelerden para keser kar eder. O da yetmeyince işsizlik fonu, konut edindirme fonu gibi işçilerin birikmiş paralarının bulunduğu fonlara göz diker; onları yutmak ister. Yani işçiler dur demeden patronlar, şirketler, sermaye durmaz doymaz. 12 Eylül darbesinden bu yana işçilerin alım gücü kat be kat düştü; kamunun fabrikaları satıldı, nerede ise her kamu hizmeti paralı hale geldi bunların çoğu da kendisini 12 Eylül Darbesi’ne karşıymış gibi göstermeye çalışan AKP döneminde oldu. Deniz tükendi, işçi sınıfının kıdem tazminatı hakkına sıra geldi. Kıdem fonu denen meselenin özeti budur.

O gün patronları temsil eden 12 Eylül Darbesi, işçilerin sendikalarını kapatarak, örgütlerini dağıtarak, yasalarını kötüleştirerek bunları becerdi. Bugün, patronları temsil eden AKP Hükümeti’nin kıdem tazminatı hakkını kaldırmasının önüne ancak, işçilerin bira araya gelmesi, örgütlenmesi ve seslerini sermayeye karşı yükseltmeleri ile geçilebilir.

 ÇHD işçilerin bu haklı mücadelesinde yanlarında olacaktır.

[1] 17.07.2011 tarih ve 27997 sayılı Resmi Gazete.

Share Post