ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

KIRŞEHİR E TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ HAK İHLALLERİ RAPORU 04.06.2020

Farklı tarihlerde Kırşehir E Tipi Kapalı Hapishanesinde hak ihlallerine uğrayan, darp edilen mahpusların aileleri tarafından kurumlarımıza yapılan şikâyet başvuruları neticesinde Özgürlük İçin Hukukçular Derneği ve İnsan Hakları Derneği tarafından 01.06.2020 tarihinde Kırşehir E Tipi Kapalı Hapishanesine heyet olarak ziyaret gerçekleştirilmiştir.

Mahpuslarla yapılan görüşmeler neticesinde ziyaret edilen hapishanede temel hak ve hürriyetler ile işkence yasağının ihlal edildiği değerlendirilmiştir. Mahpuslar uğradıkları hak ihlalleri nedeniyle açlık grevine başladıklarını beyan etmişlerdir.

Rapor ile amaçlanan: başta başvuru konusu işkence ve kötü muamele iddiasının tespiti, temel hak ve hürriyetleri, işkence ve kötü muamele yasağı ve diğer insan hakkı ihlallerinin önlenmesi, ihlallere ilişkin etkili soruşturma yürütülmesi, yetkisi ve sorumluluğu olan tüm mercilerin ve kurumların bu ihlallerin sonlandırılmasına yönelik harekete geçmelerini sağlamaktır.

İş bu rapor mahpus yakınlarının başvuruları neticesinde yapılan ziyaretlerdeki mahpusların beyanları ve idare ile yapılan görüşmeler neticesinde hazırlanmıştır.

KIRŞEHİR E TİPİ KAPALI HAPİSHANESİNDE YAŞANAN HAK İHLALLERİNE İLİŞKİN GÖRÜŞME NOTLARI[1]:

Mahpus N.Y yapılan görüşmede;

B-12 koğuşunda kaldığını, koğuşta 4 kişi olduklarını, kendirlerine dayatılan askeri nizamda ayakta sayımı reddettikleri için dilekçe verdiklerini ve bundan sonra 07.05.2020 tarihinde gardiyanlarca gelinerek bir kısım arkadaşlarının sürüklenerek koğuştan çıkarıldıklarını, kendisinin ise birkaç arkadaşı ile birlikte koğuşta bırakıldığını; 08.05.2020‘den sonra askeri nizamda ayakta sayım, darp, hakaret gibi durumların yaşanmadığını, kendisinin ve aynı koğuşta olanların açlık grevinde olmadığını, sağlık durumlarının iyi olduğunu, Perşembe günleri odalarının dezenfekte edildiğini, ancak maske, eldiven ve benzeri ekipmanları kullanmaksızın; hijyen kurallarına dikkat etmeyerek odaya giren gardiyanlar olduğunu ifade etmiştir.

Mahpus Ö.H yapılan görüşmede;

Avukat görüşü yapmaya gelirken, notlarını yazdığı kağıdının “Biz inceleyeceğiz.” denilerek elinden alındığını belirtmiştir. 06.05.2020 tarihinde; askeri nizamda ayakta sayımı reddettikleri için dilekçe verdiklerini, öncesinde her gün zorla avluya çıkarılarak hizalı askeri nizamda sayım yaptırıldığını, akabinde 07.05.2020 tarihinde koğuşların dağıtıldığını, bu sırada darp edildiklerini, kollarından sürüklenerek müşahedeye götürüldüklerini, kameraların olmadığı yerlere sürüklenerek, kafa ve sırtlarına olacak surette darp edildiklerini, darp sırasında dahi gardiyanların maskesi eldiveni olmadığını, müşahedede çıplak aramaya maruz bırakıldıklarını, gardiyanların isimlerini bilmediğini, ancak teşhis edebileceklerini, aynı tarihte 07.05.2020’de doktor kontrolü yapıldığını, doktora darp edildiklerini ifade etmelerine rağmen bu yönde rapor tutulup tutulmadığını bilmediğini, kötü muamele ve hak ihlalleri ile ilgili HDP ve CHP grup başkanvekillerine mektup yazdıklarını ancak bu mektupların sakıncalı bulunarak cezaevi tarafından gönderilmediğini, gönderilmeyen mektup ile birebir aynı içerikte olan Adalet Bakanlığı’na yazdıkları mektubun ise cezaevi tarafından gönderildiğini, 25 gündür müşahedede olduğunu, kendisinin 21.05.2020 tarihinden beri açlık grevinde olduğunu, günde bir tane B vitamini verildiğini ancak bunun kompleks olup olmadığını bilmediğini, şeker ve tuz aldıklarını, 5 günde bir tane meyve suyu verildiğini, meyve suyunun verilmesi için dilekçe verdiklerini, sağlık durumunun iyi olduğunu, müşahede odalarında hijyen sorunu olduğunu; odaların çok kirli olduğunu, tuvalet vs. iç içe olması sebebi ile çok kötü koktuğunu, gardiyanların hijyen kurallarına riayet etmediğini, maske – eldiven kullanımına özen göstermediğini, kendisine slogan atmaktan 3 ay, sayım vermemekten 3 ay görüş cezası; açlık grevi sebebi ile de 3 ay etkinlik cezası verildiğini, bu hususlarda savunma yaptığını, bunun ile ilgili İnfaz Hakimliği’ne itiraz ettiklerini, 29.05.2020 tarihinde C-3 teki 5 kişinin; S.Ö, F.A, Ö.B, A.S, İ.B’nin askeri nizamda sayım vermemek için dilekçe verdiklerini bildiğini ve bu dilekçeden sonra 30.05.2020 tarihinde sesler geldiğini ve bu arkadaşlara çök – kalk yaptırıldığını duyduğunu, aynı şekilde çıplak arama da yapıldığını, bunu yapan memurlardan birinin ismini bildiklerini ancak diğerlerini sadece teşhis edebileceklerini, açlık grevine ilk olarak Ç.Y’nin 19.05.2020 tarihinde başladığını, akabinde 21.05.2020 tarihinde kendisinin başladığını, 22.05.2020 tarihinde C.Y ile M.D’nin, 25.05.2020 tarihinde E.K’nin, 28.05.2020 tarihinde de M.Y’nin , F.G’nin , ve M.K’nin başladığını ifade etti.

Mahpus S.Ö yapılan görüşmede;

27.05.2020 tarihinde ayakta sayım vermeyeceklerini ifade eden bir dilekçe verdiklerini, bu dilekçe işlem görmeyince 28.05.2020 tarihinde tekrar dilekçe verdiklerini ve bu dilekçelerinin işleme alındığını,  29.05.2020 tarihinde, baş memur ile birlikte 30-40 kadar kişinin sayıma geldiğini; koğuşta kalanlarının tamamı olan 5 kişinin de bu sırada masada oturduklarını, memurlara sayımı bu şekilde alabileceklerini söylediklerini, memurların “Kalkın ayağa ve dışarda sayım verin.” dediklerini, akabinde kendilerini sürükleyerek dışarı çıkardıklarını söyledi. Bu durumda dahi sayım vermeyeceklerini söylediklerinde ise sürükleyerek hücrelere götürülmeye çalışıldıklarını, baş ve bel bölgelerine kuvvet uygulanarak, kolları arkada ters kelepçeli imiş gibi bir duruma getirilerek darp edildiklerini, çok fazla memur olduğunu, kişi başı 5-6 memur düştüğünü ve darp edildiklerini, İ.B ’nin sırtına basıldığını, F.A’nın da sırtına 5 kişinin ayakları ile bastığını, kendisine de kafasını kaldırmaması için elleri ile tazyik uyguladıklarını, hücreye getirildiklerinde; hücre kapısında zorla çıplak arama yapmaya çalıştıklarını, buna karşı sert çıktıklarında ise “Soyunun.” dediklerini, soyunduktan sonra hücreye alındıklarını ve hücre içinde de kendilerine çök – kalk yaptırıldığını, bazı arkadaşlarına da çıplak aramadan sonra çoraplarının vs. verilmediğini ancak istediklerinde verildiğini,  aynı gün saat 10.00 civarı doktorun geldiğini, hiçbir muayene yapmadığını, elleri, kolları ve bellerinin vs. ağrıdığını söylemelerine rağmen doktorun muayene etmeden gittiğini, aynı gün kendileri hakkında disiplin soruşturması açılmış olduğunu, bu disiplin soruşturması ile ilgili savunma verdiklerini, yeteri kadar kâğıtları bulunmadığından, Salı günü kâğıt alıp şikâyet dilekçelerini Çarşamba günü vereceklerini, şu an tek kişilik hücrede kaldıklarından oturarak sayımı memurların kendilerinin aldıklarını, F.A’nın 01.06.2020 tarihinde açlık grevi hususunda dilekçe verdiğini ve 02.06.2020 tarihinde açlık grevine başlayacağını; Ö.B’nin bu hafta Perşembe günü 04.06.2020 tarihinde dilekçe verip, Cuma günü 05.06.2020 tarihinde açlık grevine başlayacağını; İ.B’nin ise haftaya pazartesi günü 08.06.2020 tarihinde dilekçe verip, 09.06.2020 tarihinde açlık grevine başlayacağını ifade etti. Kendisinin şeker hastalığı olduğu için greve girmeyeceğini ve diğer arkadaşları olan A.S’nin da şu aşamada greve girmeyeceğini, müşahedelerin kirli olduğunu ve su sıkıntısı yaşadıklarını ifade etti.

 

E.K, C.Y, F.G, M.D, M.K ve Ç.Y ile yapılan görüşmelerdeki ortak anlatımlarda;

  • 7 Mayıs 2020 tarihinde yaşanan darp olayı sonrasında koğuşların dağıtılmasıyla birlikte 3 kişinin(E.K, Ö.H ve Ç.Y’nin) sağ tarafta bulunan 3 ayrı müşahede odasında, 2 kişinin (M.D, C.Y’nin) ise sol tarafta bulunan 2 ayrı müşahede odasında tek başına kaldığını, görüşme günü itibariyle 25 gündür müşahede odasında tek başına bulundukları,
  • K tarafından cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Milletvekili Özgür Özel ve Meral Danış Beştaş’a yazılan mektupların sakıncalı sayılarak gönderilmediğini ve idare tarafından mektubun yok edilmesine karar verildiği,[2]
  • 25 gündür müşahede odasında kalan E.K, günde 20 dakika havalandırmaya çıkabildiği, C.Y ise 25 gündür 4 kez havalandırmaya 15 dakika ile sınırlandırılarak ve tek başına çıkarıldığı ve çıkarıldığı saatlerin güneşi göremeyeceği saatler olduğunu, sadece son çıktığı havalandırmada güneşi görebildiği,
  • Müşahede odasında kalanların odalarının dışarıdan yeni gelen ya da dışarıyla temas etmiş mahpusların karantina odalarıyla aynı koridorda olduğu ve gardiyanların temizliğe, maske kullanımına vs. çok özen göstermedikleri,
  • Müşahede odalarının çok kirli ve pis olduğu, gerekli temizlik malzemelerinin idare tarafından verilmediği gibi kendilerinin almasına da izin verilmediği, battaniyelerinin kendilerine getirildiği; ancak nevresimlerinin verilmediği, müşahede odasının çok soğuk olduğu, hiç gün ışığı almadığı ve çok üşüdükleri,
  • 07 Mayıs 2020 tarihinde gerçekleşen cebir ve şiddet olayına ilişkin şikâyetlerine henüz bir sonuç alamadıkları ve şikâyetlerinin ulaşıp ulaşmadığını da bilmedikleri,
  • Açlık grevinde olan E.K tarafından; hemşirenin normalde günlük tansiyon ölçümlerini yaptığını; ancak 31 Mayıs’ta izne ayrıldığı için ya da başka bir sebepten cezaevinde olmadığından son gün sadece tartı ölçümü yapıldığı
  • Açlık grevinde olan C.Y tarafından; tartının bozuk olduğu, idare tarafından verilen iaşe içindeki meyve suyunun şekerli sudan farkı olmadığı, kendilerinin kantinden meyve suyu almalarına ya da meyve alıp suyunu sıkmalarına da izin verilmediği,
  • Açlık grevine giren mahpuslara kısıtlı miktarda iaşe verildiği, meyve suyunun 5 günde bir sadece 1 litre verildiği,
  • B Vitamininin bazı mahpuslara günde bir tane, bazılarına 2 günde bir tane verildiği,
  • Açlık grevindeki mahpuslara sadece kilo kontrolü yapıldığını, başlangıçta yapılan kan ve tansiyon ölçümünün 3 gündür yapılmadığını, görüş yapıldığı gün Ç.Y’yle görüşen hapishane doktorunun provokatif yaklaşımları olduğu,
  • K’nun açlık grevine başladığı gün darp edilerek hücreye alındığı, kendisine herhangi bir temizlik malzemesi verilmediği, hücrede lavabo taşının olmadığı ve musluğun da bozuk olduğu belirtilmiştir.

CEZAEVİ İDARESİ İLE GÖRÜŞME TALEBİMİZE DAİR NOTLAR

Cezaevi girişinde çevik kuvvet ve TOMA’ nın bulunduğu ve yoğun güvenlik önlemleri alındığı gözlemlenmiştir. Heyetle birlikte gelen İHD temsilcisi kurum idaresi ile görüşme talebinde bulunmuşsa da idarenin görüşme yapmayacağı fakat Kırşehir Cumhuriyet Başsavcısının görüşme yapacağı ifade edilmiş bunun üzerine heyetimiz avukat eşliğinde adliyeye gitmiştir. Adliyeye giden heyeti Kırşehir Adliyesi’ne kadar emniyet ekiplerinin araçları takip etmiş, GBT yapmıştır. Adliyede ise Başsavcının değil infaz savcısının görüşmeyi kabul ettiği, kendisinin de avukatlar dışında kurum temsilcileri görüşme yapmayacağını beyan etmesi üzerine avukat görüşmeyi yapmışsa da hukuka aykırı ve suç teşkil eden uygulamalardan vazgeçilmesine dair olumlu bir izlenim alınamamıştır. Hapishanede avukatların mahpuslarla yaptığı görüşme sonrasında kurum idaresi ile görüşme talep edilmiş; ancak önce 1. Müdür’ün görüşme kabul etmediği söylenmiş daha sonra Adliye’de Başsavcı’nın yanında olduğu ifade edilmiştir. 2. Müdür ile görüşme talep edilmiş ancak onun da olmadığı söylenmiş ve görüşme talebi kabul edilmemiştir. Hapishane çıkışı sonrası Kırşehir ili çıkışına kadar emniyet ekiplerinin araçları tarafından takip devam etmiştir.

TESPİT EDİLEN HAK İHLALLERİ

Temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerde başta işkence yasağı, mahpusların tutulma koşulları, hapishane idarelerinin yetkilerinin sınırları, hapsedilenin hakları hakkında belli kural ve standartlar bulunmaktadır.

Mahkûmlara Uygulanacak Muameleye İlişkin Standart Asgari Kurallar (1955), Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 2006/2 sayılı Avrupa Hapishane Kuralları, AİHS ve ulusal mevzuatımız mahpusların tutulma koşullarının insan haklarına uygun şekilde gerçekleşmesi gerektiğini düzenlemektedir. Bu bağlamda mahpusların beyanlarına göre gerçekleşen hak ihlallerini değerlendirecek olursak:

İşkence ve Kötü Muamele Yasağı İhlali Hakkında

1-Mahpusların beyanlarında, Kırşehir E Tipi Kapalı Hapishanesi’nde; askeri nizam da avluya çıkarılarak yapılmak istenen ayakta sayımın kabul edilmemesi halinde hücrelerde ve koğuşlarda, mahpuslara fiziksel şiddet uygulandığı, işkence yapıldığı, kaba dayak, hakaret, uygulamalarına başvurulduğu ifade edilmiştir.

AİHS ‘İşkence Yasağı’ başlıklı 3. Madde ’de

“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz”  düzenlemesi yer almaktadır.

Yine AİHS ‘Etkili Başvuru Hakkı’ başlıklı 13. Madde de ise,

“Bu sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmış da olsa, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapabilme hakkına sahiptir” denilmektedir.

Mahpus beyanlarına göre farklı tarihlerde tüm mahpuslara kamu görevlisi olan gardiyanlar tarafından farklı yöntemlerle işkence yapılmıştır. Kaba dayak, zorla sürükleme gibi yöntemlerle; küfür, hakaret ve tehdit gibi psikolojik yöntemler kullanılmıştır. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun mad.86/7’de ‘Aramalarda insan onuruna saygı esastır.’ denilmektedir.

Mahpusların hapishanede yapılan işkenceye ilişkin şikâyetler, başvurular olmasına rağmen bu hususta bir şey yapılmamış ve mahpusların şikâyet dilekçelerinin akıbetine ilişkin bilgi de verilmemiştir. Bu hususta adli ve idari soruşturma yürütüldüğüne ilişkin hiçbir gösterge yoktur. Mahpuslara hiçbir şekilde dönüş yapılmamış, ifadelerine başvurulmamıştır. Tam tersine işkenceye karşı slogan atan mahpuslara disiplin soruşturması açılmıştır.

Mahpuslara işkence yapan kamu görevlisi olan gardiyanlar gibi bu olayın etkili soruşturmasının yürütülmesini engelleyen her türlü kademede görev yapan tüm kamu görevlilerin sorumluluğu mevcuttur. İşkence yasağı ve işkenceye karşı fiillere ilişkin etkili soruşturma yükümlülüğü ihlal edilmiştir.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Ceza İnfaz Alanındaki Tavsiye Kararlarının 72/1. maddesine göre, cezaevleri, tüm mahpuslara insanca davranma ve insan olmalarından kaynaklanan onurlarına saygı gösterme zorunluluğunu kabul eden etik koşullar içerisinde yönetilmelidir.

Özel olarak ise Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 34. maddesinin 9. fıkrasına göre “Arama ve sayımlar sırasında insan onuruna saygı esastır.”

Kırşehir E Tipi Kapalı Hapishanesi’nde mahpusların sayısının kolaylıkla tespit edebileceği göz önüne alındığında, askeri nizamda sayım istenmesinin insan onuruna aykırılık teşkil etmektedir.

Mahpusların kısıtlaması mevzuata aykırıdır. Görüşme yapılan mahpusların hiçbiri ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılan mahpuslardan olmadığı halde Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ağırlaştırılmış müebbet hapis infazı başlıklı 25. Madde de belirtilen infaz koşullarına tabi tutulmaktadırlar. Bu maddeye göre mahpusun günde 1 saat açık havaya çıkma ve spor hakkı bulunmaktadır. Oysa bu uygulamaya tabi tutulan mahpuslar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılan mahpuslardan değillerdir. Kaldı ki tek başına hücre ya da oda olarak tabir edilen yer de kalan mahpusun tek başına havalandırma imkânından yararlandırılması da hukuka uygun değildir. Bir kişinin tek kişilik odada kalması ile tüm iletişim alanının kendinden ibaret kılınması ayrı anlamlar taşır. Bu durum tecrit olarak değerlendirilir.

SONUÇ:

5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 2. maddesi ile infaz hukukunun temel ilkeleri belirlenmiş ve ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanacağı öngörülmüştür. Yine aynı maddede ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamayacağı vazedilmektedir. Yasal ve uluslararası mevzuat evrensel hukuk ilkeleri ile birlikte göz önüne alındığında; kurumlarımıza gelen başvurular sonucunda tespit edilen ifade özgürlüğü, işkence yasağı, kötü muamele yasağı ihlallerinin sebebi olan hapishane idaresi ve personeli uygulamalarının ve eylemlerinin sonlandırılması ve idarenin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir. Tespit edilen hak ihlallerinde idari yöneticilerin, personelin, denetim yetkisini yerine getirmeyen idari kurumların sorumluluk taşıdığı açıktır. İşkenceye maruz kalan kişilerin Adli Tıp Kurumu’na ya da tam teşekküllü bir hastaneye sevklerinin yapılması, mahpusların tedavisinin yapılması, ilgili görevliler hakkında idari soruşturma başlatılması ve İstanbul Protokolü’ne uygun cezai soruşturma süreci yürütülmesi gerekmektedir. Bu sebeple tüm idari yöneticilerin, personelin, denetim yetkisi bulunan idari kurumların ve ilgili bakanlıkların ulusal ve uluslararası mevzuattan doğan sorumluluklarını yerine getirmesini ve sorunları ivedilikle çözmesini talep ediyoruz.

 

ÇHD ANKARA ŞUBE-İHD ANKARA ŞUBE-ÖHD ANKARA ŞUBE-MED-TUHAD FED

[1] 01.06.2020 tarihinde 10 mahpus ile görüşme yapılmıştır.

[2] 29.05.2020 tarihli ve  2020/375 K numaralı Kurul Kararı

Share Post