ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

OHAL KARARI İLE YAPILAN, SİVİL DARBEDİR!

çhd logoAKP ve Erdoğan İktidarı, 15 Temmuz Cuma gecesi yaşanan darbe girişiminin ilk şokunu atlattıktan hemen sonra, darbe girişimiyle ve Gülen Cemaati ile ilişkileri olduğu iddiası ile binlerce asker, hakim, savcı ve polisi derdest edip cezaevine gönderdi, aralarında vali ve kaymakamların da bulunduğu binlerce kamu personelini açığa aldı.

Siyasal iktidar bununla da yetinmedi ve şimdi de şiddet olaylarının yaygınlaştığı gerekçesiyle, Anayasanın 120.maddesine dayanarak, 3 ay süreyle, tüm ülke genelinde, olağanüstü hal ilan etti.

Böylece, siyasal iktidar, yasama organını devre dışı bırakarak, Cumhurbaşkanı başkanlığındaki Bakanlar Kurulu’nun çıkaracağı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri ile, temel hak ve özgürlükleri Anayasa’nın 15.maddesinin 2.fıkrasındaki istisnalar hariç olmak üzere, istediği şekilde kısıtlama imkanına kavuştu (Anayasa m.15/1, 91/5, 121/3). Artık, “Savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.’’ diyen Anayasa’nın 15/2.maddesi dışında, siyasal iktidarı sınırlayacak hiçbir hukuki düzenleme yok. Üstelik Anayasa’nın 148.maddesine göre, bu kanun hükmünde kararnamelerin Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesi ve iptali de mümkün değil.

Artık siyasal iktidarı şeklen de olsa dizginleyebilecek ne bir yasama organı denetimi ne de yargı denetimi var. Bu sayede siyasal iktidar, çıkaracağı olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile;  gözaltı sürelerini uzatabilir, savunma hakkını kısıtlayıcı düzenlemeler yapabilir, seyahat özgürlüğünü kısıtlayabilir, telefon dinleme, teknik ve fiziki takip uygulamalarına başvurulmasını kolaylaştırabilir. Nitekim, siyasal iktidarın OHAL ilanından hemen sonra, gözaltı sürelerinin 2 katına çıkarılacağı ana akım medya tarafından hızla servis edilmeye başlanmıştır.

Olağanüstü Hal ilan edilmesiyle birlikte  siyasal iktidar, ayrıca 12 Eylül Cuntasının çıkardığı ve halen geçerli olan 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’na dayanarak, alacağı merkezi bir kararla tüm ülke genelinde veya, valilerin alacağı kararlarla; tek tek illerde sokağa çıkmayı sınırlama veya yasaklama, belli yerlerde veya belli saatlerde kişilerin dolaşmalarını ve toplanmalarını, araçların seyirlerini yasaklama, kişilerin üstünü, araçlarını, eşyalarını arama ve bulunacak suç eşyası ve delil niteliğinde olanlarına el koyma, olağanüstü hal ilan edilen bölge sakinleri ile bu bölgeye hariçten girecek kişiler için kimlik belirleyici belge taşıma mecburiyeti koyma, gazete, dergi, broşür, kitap, el ve duvar ilanı ve benzerlerinin basılmasını, çoğaltılmasını, yayımlanmasını ve dağıtılmasını, bunlardan olağanüstü hal bölgesi dışında basılmış veya çoğaltılmış olanların bölgeye sokulmasını ve dağıtılmasını yasaklama veya izne bağlama, basılması ve neşri yasaklanan kitap, dergi, gazete, broşür, afiş ve benzeri matbuayı toplatma, söz, yazı, resim, film, plak, ses ve görüntü bantlarını ve sesle yapılan her türlü yayımı denetlemek, gerektiğinde kayıtlamak veya yasaklama; her nevi sahne oyunlarını ve gösterilen filmleri denetleme, gerektiğinde durdurma veya yasaklama, kamu düzeni veya kamu güvenini bozabileceği kanısını uyandıran kişi ve toplulukların bölgeye girişini yasaklama, bölge dışına çıkarma veya bölge içerisinde belirli yerlere girmesini veya yerleşmesini yasaklama, kapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklama, erteleme, izne bağlama veya toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yer ve zamanı tayin, tespit ve tahsis etmek, izne bağladığı her türlü toplantıyı izletme, gözetim altında tutma veya gerekiyorsa dağıtma, dernek faaliyetlerini, üç ayı geçmemek kaydıyla durdurma gibi bir çok yetkiye sahip olacak ve bunlara karşı hiçbir hukuki yola başvurulamayacaktır.

Dolayısıyla, OHAL ilanıyla birlikte, temel hak ve özgürlükler askıya alınmış, zaten kırıntılarıyla yetindiğimiz temel hak ve özgürlüklerin tümüyle rafa kaldırılmasının zemini yaratılmış; 15 Temmuz askeri darbe girişimini atlatan Türkiye Halkları, bugün siyasal iktidar tarafından ilan edilmiş, sivil bir darbe ile karşı karşıya kalmıştır.

Bu itibarla bizler, devrimci, demokrat, yurtsever tüm muhalif güçlerin bir araya gelmesinin acil bir sorumluluk olduğunu hatırlatıyor, bu mücadelenin bir parçası olduğumuzu yineliyoruz.

 

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

GENEL MERKEZİ