ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

“ULUSLARARASI HALKLAR KONFERANSI: MADENCİLİK” MANİLA – FİLİPİNLER

Filipinlerde 30 Temmuz – 1 Ağustos 2015 tarihlerinde, 75 uluslararası delegenin katılımı ile “ULUSLARARASI HALKLAR KONFERANSI: MADENCİLİK” isimli bir Konferans gerçekleştiriliyor.

Konferansın teması; insanların yaşam ve direniş haklarının savunulması, doğal çevre ve ortak geleceğin vurgulanması olarak belirlendi. Bu açıdan madencilikten etkilenen toplumlarda insanların hakları, adalet, dayanışmanın güçlendirilmesi, konu ile ilgili akademik, teknik ve hukukçu uzmanlar tarafından madenlerin her anlamda yol açtığı zararların giderilmesi konusunda ortak bir çaba harcamasının sağlaması amaçlanıyor.

Konferans içeriğinde vaka analizleri, çeşitli konu başlıkları altında sempozyum, basın toplantısı ve deneyim aktarımları yapılıyor. Aynı zamanda ortak ve hedefli bir kampanyanın inşası ve bir network oluşturulması da Konferansın hedefleri arasında yer alıyor.

Uluslararası Konferansın açılış konuşması ÇHD ve üyesi olduğumuz IADL (International Association of Democratic Lawyers)adına Genel Başkanımız Selçuk KOZAĞAÇLI tarafından yapıldı.

Açılış konuşması metni, Türkçe ve İngilizce olarak aşağıda yer almaktadır.

Ayrıca, Konferans için hazırlanmış olan broşüre, şu linki tıklayarak ulaşabilirsiniz: IPCM2015-Concept_May2015

Al7GRgqhCZbSRMQU_d_xVwtc_q16i25s5xF_F6buXc-d

 

 

 

 

 

 

 

 

ULUSLARARASI HALKLAR KONFERANSI: MADENCİLİK

Kongre Açılış Konuşması

30.07.2015

MANİLA – FİLİPİNLER

Günaydın.

Birbirlerinden çok uzakta yaşamalarına rağmen, ortak sorunlarını konuşmak için dünyanın dört bir yanından gelmiş bütün katılımcıları selamlıyorum.

Hepimiz hoş geldik.

Bizi buraya çağıran, sadece bu toplantı için büyük emek vermiş olan ev sahiplerimiz değil. Onlara elbette bu büyük ve verimli buluşma için çok teşekkür ediyoruz. Ama bir diğer yandan da hepimiz aslında acımasızca yok edilen doğanın ve geleceğimizin yakarışını duyduk.

Katledilen binlerce yoksul insanın, talan edilen ormanların, kirletilen ırmakların ve denizlerin, yok edilen tarım alanlarının davetini aldık.

Elbette farklı mesleklere, etnik, sosyal, siyasal kimliklere sahibiz. Bu çeşitliliktir. Bugün önemli olan farklılıklarımızdan çok bir arada çalışma ve mücadele etme isteğimiz.  Sadece bu çağrıyı duyabilen insanlar olmamız yeterli. Bizi çok uzaklardan buraya getirebildiğine göre; enternasyonalist dayanışma ve birlikte mücadele için neler yapabileceğimizi de yine doğanın ve tarihin bu çağrısından çıkaracağımıza inanıyorum.

Merkezinde büyük sermayenin madencilik faaliyetlerinin, çalışma ve üretim biçimlerinin insanların yaşamına etkisini koyduğumuz bir toplantı bu. Ama dar anlamda sadece madencileri ve avukatlarını ilgilendirmiyor.

Emeklerinden başka satacak hiç bir şeyleri olmayan işçiler,

Ellerindeki küçük toprak parçalarında veya büyük toprak sahiplerinin geniş arazilerinde onlar için çalışmak zorunda olan köylüler,

Her gün ölümle yüzyüze kalarak yerin altına inen madenciler,

Her sezonda bir öncekine göre zorlanan ve yoksullaşan balıkçılar,

Gelecek beklentisi azalmış gençler ve öğrenciler,

Hiçbir düzenli işe ve gelire sahip olamayan kent yoksulları, göçmenler,

Savaşlara ve açlığa sıkışıp kalmış milyarlarca insan ve aileleri kendi geleceklerini kuramıyor.

Kadınlar ise bütün bu yükü hepimiz için iki kere taşımak zorundalar.

Madenler çöküyor, patlıyor, zehirliyor.

Ağır işler insanları kalıcı bir biçimde sakat bırakıyor.

Hava, su ve toprak, kendisini milyonlarca yıldır yaptığı gibi temizlemeye ve yenilemeye artık yetişemiyor.

Yoksulların çalışma koşulları, beslenme ve barınma ihtiyaçları, eğitim ve sağlık beklentileri her geçen gün kötüleşiyor ve umutsuzluğa sürükleniyorlar.

Politik olarak örgütlenen ve mücadele eden yoksullar kriminalize ediliyor, “terör” listelerine alınıyor, işlerini, vatanlarını, özgürlüklerini hatta yaşamlarını sadece bu nedenle kaybediyorlar.

Çünkü ne kadar her birimizin ülkesinde eşitsiz ve farklı da gelişse, birbirine bağlı üretim biçimimizi ve üretim ilişkilerimizi tanımlayan kapitalizmin geldiği aşama bizi çürütüyor.

İnsanlığın önüne koyabildiği tek hedef; daha fazla kâr, daha fazla üretim, daha fazla sermaye birikimi, daha fazla tüketim… Oysa tarih bundan ibaret olmamalı.

Bir devrime ihtiyacımız var.

Bunun heyecan yaratan ve tartışmalı bir sözcük olduğunu kabul ediyorum. Belki de özenli kullanmalıyız. Böyle büyük bir hedefin tanımında ortaklaşmak zor, şimdilik gerekli de olmayabilir. Kendi ülkelerimizden getirdiğimiz farklı hayallerimiz, inançlarımız, beklentilerimiz var. Belki ileride bunları daha çok ortaklaştırabileceğiz.

Burada olduğumuza göre en azından şunu biliyoruz; birlikte bir şeyler yapabiliriz. Ama ne? Walter Benjamin’in uzun yıllar önce güzel bir biçimde ifade ettiği gibi belki de “Devrim”; “…son hızla uçuruma giden bu ilerlemenin el frenini çekmekten ibarettir.”

Ekolojik ve insani bir yıkıma dönüştürülmüş olan kâr amaçlı endüstriyel büyüme, büyük ölçekli fosil yakıt üretimi, büyük madencilik girişimleri ve bunlara bağlı sonsuz elektrik üretimi ihtiyacına dur demek zorundayız.

İşçilerin ve köylülerin acımasızca sömürülmesine dur demek zorundayız.

“Demokrasi ve insan hakları götürüyoruz” iddiasıyla yürütülen işgal ve sömürge savaşlarına dur demek zorundayız.

Eğer hemen bugün burada bunları durduramıyorsak, yıkımın yavaşlatılması ve sınırlanması için yürütülen mücadeleyi ortaklaştırmalıyız. Böylece bizden sonraki kuşaklara özlediğimiz devrimi gerçekleştirmek ve daha güzel bir dünyada yaşamak için vakit kazandırırız.

İşçi sendikaları, köylü örgütleri, avukatlar, politik militanlar, insan hakları ve doğa savunucuları bu hak mücadelesinde birlikte çalışmalıdır. İki gün boyunca atölyelerde bunu yapacağız.

Ama önce şu soruya cevap vermeliyiz: İnsan bu mudur? Neolitik çağdan başlayarak günümüze kadar on bin yılda türünde yarattığı gelişmeyi bu berbat tablo ile sona mı erdirmiştir? Hayır.

Ortak geleceğine ve doğaya sahip çıkan enternasyonalist bir dayanışmaya ihtiyacımız var. Yeni İnsan’a ihtiyacımız var. Birbirimizi sadece izlemeye ve dinlemeye değil birlikte çalışmaya, mücadele etmeye ihtiyacımız var.

Çokuluslu şirketlerin çıkarlarından, baskıcı ve yayılmacı devlet politikalarından daha fazlasına ihtiyacımız var.

Ben son iki yılda 350 maden işçisinin yaşamını “kaza” adı verilen iş cinayetlerinde yitirdiği bir ülkeden geliyorum. “Orada kömür var ve ülkemizin çıkarları için onu çıkarmak zorundayız, bu da bedeli…” diyen politikacıların ve patronların ciddiye almadığı yaşamlardan söz ediyorum. Anlatmaya ve dinlemeye geldim.

Sınırlarında büyük savaşlar süren, ülkeleri işgal ve saldırı altındaki Suriyeli, Iraklı, Yemenli, Filistinli insanlarla komşuyum. Petrol savaşlarının ve işgalin  “demokrasi” ihracı olarak tanımlandığı bir coğrafya burası…

Bir diğer komşumuzda, Yunanistan’da zenginlerin borçlarını ödemek için daha da yoksullaşan halk adına uluslararası sermaye ile borç erteleme pazarlıkları yapılıyor. İnsanlar sokakta…

Birbirimize davalarımızı, deneyimlerimizi ve başarılarımızı anlatalım. Birbirimizin yenilgilerinden ders alalım. Birbirimize öğretelim. Enternasyonal dayanışma bu demektir. Birimizin önüne çıkacak engeli hep birlikte aşmaya çalışarak engelleri küçültebiliriz. Elbette sanayi üretimini veya madenciliği durdurmaya çalışmıyoruz. El frenini çekmeye çalıştığımız şey aşırı kâr hırsının ve insan hayatına değer vermeyen sermayenin aklıdır.

Karşımızdakinin kararlı ve acımasız “saf” kâr hırsı olduğunu unutmayalım. Böyle bir hırsın milliyeti, dini veya vatanı yok. Bütün dünyayı tahrip ediyor, işgücünü ucuza satmak zorunda olan bütün işçiler onun çalışanı. Onun işçisi olmayan yoksullar da onun askeri veya polisi haline getirilmiş.

Bu nedenle biz de aramızdaki farkların mücadelemizi en az etkileyeceği forma bürünmeliyiz. Bunu birlikte keşfedeceğiz, başarısız olursa yeniden yapılandıracağız ve gerekirse bir kere daha baştan başlayacağız, böyle devam edecek.

Vazgeçme şansımız ve vazgeçme hakkımız yok. Bizden önce bu mücadeleyi verenlere karşı borcumuz ve bizden sonraki kuşaklara karşı sorumluluğumuz var. Biz vazgeçersek onlar da bizimle birlikte yenilmiş sayılacaklar. İnsanlık yenilmiş olacak.

Kongrenin sonunda hepimizin ortaklaşacağını bildiğim duygu umuttur. Gerçekçiyiz, zorlukların farkındayız ama asla karamsar değiliz. İnsan ve doğa için doğru olanı yapıyoruz.

Biz haklıyız ve sonunda mutlaka biz kazanacağız.

Herkesi tekrar selamlıyorum ve kongreye başarılar diliyorum.

 Selçuk KOZAĞAÇLI

Avukat

Türkiye

(Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı)

Ak37oMMvrkDvMFiM4Dnl4tz7wRTwvQWpcF7nJoZDKlJW

_____________________________________

July 2015 – Mining Congress in Philippines

Inauguration Speech By

Selcuk Kozagacli

The President of the Progressive Lawyers Association in Turkey

We live in the far ends of the world but we came here to discuss our common problems. I would like to salute all the participants: We are all welcome.

It is not only our hosts who called us here today. Yes they laboured very hard and we thank them very much for this great and fruitful meeting. On the other hand, we are here because we here the cries of the nature and our future that is being relentlessly destroyed. We have received the invitation of thousands of murdered people, of the pillaged forests, polluted rivers and seas and the destroyed agricultural fields.

Of course we all have different professions, different ethnical, social and political identities. This is diversity. Today the most important thing is not our differences, rather our desire to work and struggle together. We are the kind of people who can hear this call, and that is enough. This call of nature and history was strong enough to bring us together from the far corners of the world. And I believe, we can also learn from it what we can do for the sake of internationalist solidarity and a united struggle.

This is a meeting which is focused on the mining activities of large capital and the impacts of its methods of working and production upon the lives of the people. But this meeting does not concern the miners and lawyers alone.

There are workers who have nothing but their labour to sell,

There are peasants who were forced to work on their small pieces of lands or on the large fields of the big landlords,

There are miners who go down below the earth, facing the death every single day,

There are fishermen and women who are impoverished more with every passing season,

There are youngsters and students with less and less hope for the future,

There are urban poor, immigrants without any regular employment or income,

There are billions of people with their families stuck in between the wars and hunger.

They are all unable to establish their own future.

And the women: They are forced to carry this burden twice for all of us.

Mines collapse, explode and poison.

Difficult working conditions leave people permanently disabled.

Air, water and soil are failing to clean and renew themselves as they had been doing for millions of years. The working conditions of the poor, their food and sheltering needs, their education and health expectations are getting worse day by day and they are dragged towards hopelessness.

The poor who are struggling and getting politically organized are criminalized, included in “terror” lists and they are losing their jobs, homelands, freedoms and even lives just for this reason.

Because capitalism is defining our interconnected modes and relations of production and at its current stage capitalism is corrupting all of us, despite the fact that it is developed unevenly and differently in our countries.

More profit, more production, more accumulation of capital, more consumption: These are the only targets that the humanity managed to set for itself. But the history should not only be about this.

We need a revolution. I agree that this is an exciting and disputable word. Maybe we should use it carefully. It is very difficult to agree on the definition of such a large target, it may even be unnecessary.

We have different dreams, beliefs and expectations brought from our own countries. It can be possible to arrive at some common definitions in the future.

But we are here and at least we know this: We can do something together. But what? As Walter Benjamin beautifully put it years ago: “Perhaps the revolutions are human race grabbing for the emergency brake.”

The profit-focused industrial growth, large scale consumption of fossil fuels, large mining enterprises and immense electricity consumption has been transformed into an environmental and humanitarian destruction. We must say “stop” to it.

We must say stop to the relentless exploitation of workers and peasants.

We must say stop to the wars of occupation and colonization that are being waged under the excuse of “bringing democracy and human rights”.

If we cannot stop it right now right here, we should unite the struggle for slowing down and limiting this destruction. So that we can save time for the following generations to realize the revolution that we aspire to make and to live in a better world.

Worker unions, peasant organizations, lawyers, political militants, defenders of human rights and nature should be working together in this struggle for rights. This is what we are going to do in the workshops for two days.

But first of all, we should answer the following question: Is this what we call as human?

Starting from the Neolithic Age, human managed to create an amazing development in its species in ten thousand years. And is this horrible picture the end? No.

We need an internationalist solidarity that stands for the common future and nature. We need the new woman and the new man. We need to work and struggle together, more than we need to watch and listen each other.

We need something that goes beyond the interests of the multi-national companies and the oppressive and invasive state policies.

I am coming from a country where 350 miners lost their lives to the workplace murders that are called “accidents” in the last two years. Here, I am talking about the lives that the politicians and bosses ignored and said “There is coal down there, and we should extract it for the interests of our country”.

I came here to tell and listen. I am a neighbour to the Syrian, Iraqi, Yemeni people in whose borders wars are being waged, whose countries are under attack and invasion. This is a place where the oil wars and occupation are defined as the “export of democracy”.

In Greece, which is another neighbour, debt bargains are made with the international capital on behalf of the poor to pay the debts of the rich. People are outside on the streets.

Let’s tell each other our causes, experiences and successes. Let’s learn from each others’ defeats. Let’s teach each other. This is what international solidarity means. We can make the obstacles smaller by trying to overcome them together. Of course, we are not trying to stop the industrial production and mining.

We are trying to grab the emergency brake for the excessive greed for profit and for the capital’s way of reasoning.

We should not forget the fact that it is the determined, relentless and pure greed for profit that we are facing against. Such a greed knows no nationality, religion or homeland. It is destroying the entire world and all the workers that are forced to sell their labour power for cheap are their employees. The poor people who are not their workers are transformed into its policemen or soldier.

That is why we should adopt a form where our differences would have the least negative impact on our struggle. We are going to explore this together. If we fail to do so, we will restructure it. We will start from the beginning and it will go like this. We do not have the chance and right to give up.

We owe to those who have been struggling before us and we have a responsibility towards the generations after us. If we give up now, they would be counted as beaten. The humanity would be beaten.

There is one feeling I know that would be uniting us at the end of the congress: Hope… We are realistic, we are aware of the difficulties but we are never pessimistic. We are doing what is right for human and nature.

We are right and at the end we will absolutely win.

I salute everybody and I wish us a successful congress.

SDC11794

AmnuzAR5054sDwc0hvUk-VZQKYiLbRHoXAXMH6Yu6cE3

SDC11784

SDC11788