ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

URFADA YAŞANAN İŞKENCEYE SESSİZ KALMAYALIM!

İŞKENCE İNSANLIK SUÇUDUR!

URFADA YAŞANAN İŞKENCEYE SESSİZ KALMAYALIM!

17 Mayıs 2019’u 18 Mayıs 2019 tarihine bağlayan gece Şanlıurfa ili Halfeti ilçesi Dergili (Dêrto) köyünde iki yasadışı örgüt üyesi bulunduğu iddiasıyla Şanlıurfa Tem Şube ekipleri, Özel Harekât polisi ve Jandarma Özel Harekâtın yaptığı operasyon sırasında çıkan çatışma sonrasında Dergili (Derto) köyünden ve çevre köylerden çok sayıda kişi gözaltına alınmış, gözaltına alınan kişilerin işkenceye uğradığına dair Şanlıurfa Barosu İnsan Hakları Merkezi’ne birden çok başvuru yapılmıştır.

Gözaltına alınan kişilerden birinin Şanlıurfa Barosu üyesi bir avukatın babası olması ve özel harekât polisi adıyla çeşitli sosyal medya hesaplarından Halfeti ilçesi Yaylak Jandarma Karakolu bahçesinde elleri arkadan kelepçeli yüzüstü şekilde yere yatırılmış onlarca insanın olduğu fotoğrafların paylaşılması üzerine, Şanlıurfa Barosu İnsan Hakları Merkezi Üyesi avukat meslektaşlarımızın, konuya ilişkin yaptıkları araştırma, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı ve gözaltındaki kişilerle yaptıkları görüşmeler ve gözaltındaki kişilerin vücutlarındaki izlerden, işkence ve kötü muamele iddialarının doğruluğu ne yazık ki teyit edilmiş, akabinde Şanlıurfa Barosunca basın açıklaması yapılarak kamuoyu bu hususta bilgilendirilmiştir.

İşkence, insan onurunu hedef alan bir insanlık suçudur. Bu nedenle, uluslararası insan hakları metinlerinde de kabul edildiği üzere,  işkence suçu, savaş dönemlerinde dahi yasaktır. Hiçbir gerekçe, işkence sucunu hafifletemez, meşrulaştıramaz, mazur gösteremez.

Şanlıurfa Halfeti ilçesinde gerçekleşen işkence iddiaları kamuoyuna yansımasına, gözaltındaki kişilerin avukatları ve Şanlıurfa Barosu İnsan Hakları Merkezinin tüm girişimlerine rağmen, Savcılık tarafından işkence sucunun mağdurları, işkence emarelerinin kaybolmadan tespit edilmesi için Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmemiş olup halen gözaltında tutulmaya devam etmektedir. Bu durum, işkence sucunun üstünün örtülmeye, faillerin korunmaya çalışıldığı kanaatini uyandırmaktadır.

Bir suç soruşturması, şüphelilere işkence yapılmasını meşrulaştırmayacağı gibi, işkence sucunun üzerinin örtülmesi için bir kılıf olarak da kullanılamaz. Bu nedenle, halen gözaltında tutulan işkence mağdurlarının derhal Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek işkenceye ilişkin iz ve bulguların tespit edilmesi gerekmektedir.

Gerek ulusal mevzuata göre ve gerekse insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelere göre; işkence iddiası söz konusu olduğunda devlet, bu suçun aydınlatılması, delillerinin toplanması ve failler hakkında gerekli hukuki sürecin başlatılması ile yükümlüdür.

Bir kolluk görevlisinin ölümü gerekçe gösterilerek, evrensel hukukun en temel ilkelerinden olan şüpheli haklarının ihlali ve devamında kin ve nefret söylemi ile tüm bir ilçeden ve şehirden öç alma dürtüsü ile gözaltına alınanlara işkence yapılması, tamamen kabile hukukunun göstergesidir ve kabul edilemez.

Urfa’da hukukun rafa kaldırılması, kanunların görmezden gelinmesi ve hatta hukuku uygulamak için elinden geleni yapan Şanlıurfa Barosu mensubu meslektaşlarımızın açık olarak gözaltına alınma ve yaşamlarıyla tehdit edilmesi karşısında sessiz kalmayacağız.

Ayrıca, 18 Mayıs 2019 tarihinde bir kolluk görevlisinin ölümü bahane edilerek sabah erken saatlerde tarlaya çalışmaya giden bir işçi servisine dur ihtarı sonrası polis tarafından 82 el ateş edilip edilmediği ve 7 mevsimlik işçinin bu sebeple yaralanıp yaralanmadığı hususunun da Şanlıurfa Savcılığı tarafından aydınlatılması ve açıklanması gerekmektedir.

Başta hukuk örgütleri ve demokratik kamuoyuna açık çağrımızdır:

Şanlıurfa’da kolluğun yıllardır rutin bir uygulaması hâline gelen işkence ve kötü muamele uygulamalarının son bulması ve bu insanlık ayıbını ortadan kaldırılması için Şanlıurfa Barosu ve işkenceye uğrayanlarla dayanışmak üzere demokratik kamuoyunu Şanlıurfa ilinde buluşmaya, işkence ve hukuksuz uygulamalar sona erinceye kadar bu durumun takipçisi olmaya davet ediyoruz.

Çağdaş Hukukçular Derneği

Share Post