ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

SİYASİ DAVALAR VE DEVRİMCİ AVUKATLIK..

Av. Barkın TİMTİK,

ÇHD Genel Yönetim Kurulu Üyesi

barkin

SİYASİ DAVALAR VE DEVRİMCİ AVUKATLIK

Siyasi Davalar, özü gereği hakkı gasp edene karşı bir mücadele sonucu gündeme gelir. Hakkı gasp eden, egemen sınıfın temsilcisi devlettir. Hak da devletten talep edilir. Siyasi davaların tamamı bu nedenle taraflı, adil olmayan yargılamaların yapıldığı davalardır.

Yasayı yapanla hakkı gasp eden bir ve aynıdır. Hükmü verenle, iddiada bulunan aynı menfaati korurlar. Devlet yargı eliyle hak talep edeni, muhalefet edeni cezalandırıp, tutsak eder. Köleci toplum düzeninde kölenin kaçmasının, efendisinin malını çalması olarak görülmesi gibi.

Biz hiçbir devrimcinin, siyasi muhalifin yargılanmasını meşru görmeyiz. Bu yargılamalar ve cezalandırmalar sınıf mücadelesinin bir alanıdır. Bu nedenle de egemenler mümkün olduğunca sert ve şiddetli vuruşlar yapmak isterler. Hatta salt düşünceler ve düşüncelerin bir ifadesi olan eylemler yargılama konusu edilmekle yetinilmez. Yapmadığın eylemler, yapmışsın gibi düzmece delillerle ileri sürülür. Ne de olsa polisin yani siyasi kolluğun delil üretmesi için yeterli zamanı ve malzemesi vardır. İtirafçılar ve son yılların moda delili gizli tanıklarla bu mücadeleden bir ömür boyu el çektirilebilirsin. Tarih onlarca komplo davasına tanıktır. Onların suçsuzlukları üzerinden yıllar geçse de resmi olarak anlaşılmış, kabul edilmiş ve adları baş eğmeyen kahramanlar olarak halkların mücadele tarihine yazılmıştır.

Bir kez daha saygıyla anıyoruz Haymarket işçilerini;

Yıl 1886, yer ABD’dir. 8 saatlik işgünü talebiyle, 1 mayıs’ta 350 bin kişilik bir grev örgütlenir. Grev kırıcıların da yardımıyla polis 4 işçiyi öldürür. Bu ölümleri protesto etmek için Haymarket Alanı’nda 4 Mayıs günü düzenlenen miting alanına bomba atılır. Bombaları kimin attığı belli değildir. Ama bu bombaların kimin işine yaradığı bellidir. 30 işçi önderi gözaltına alınır, bu sayı önce 12’ye sonra 8’e iner. Ama sekiz saatlik işgünü mücadelesinin öncülerini yok etmek, davada kullanılacak deliller yaratmaktır. Tutuklanan 8 işçi önderinden 7’si o gün Haymarket Alanı’nda hiç bulunmamışlardır. 8’inci işçi ise olay sırasında kürsüde konuşmaktadır. Ama bunların bir önemi yoktur. İbret olsun diye bu 8 işçi önderi cezalandırılmalıdır. Dava 21 Haziran 1886’da başlar. Göstermelik bir yargılamadan sonra 7 işçi “yazıları ve düşünceleri” kanıt gösterilerek ölüme mahkum edilirler. Bir işçi ise 15 yıl ceza alır. İdam edilen işçi önderlerinden Albert Parson büyük bir inançla “Sessizliğimizin sözlerimizden daha fazlasını söylediği günlerde gelecektir” diyordu idama giderken. Halk düşmanları bu komployu 127 yıl önce kurmuştu.

Saygıyla anıyoruz Sacco ve Vanzetti’yi;

NicolaSacco kundura işçisi, BartolomeoVanzetti seyyar balıkçı iki İtalyan göçmendir. Yıl 1920, yer ABD’nin Massachusetts eyaletidir. O yıllarda ABD’de komünizm karşıtı histeri içinde, işlemedikleri bir cinayet ve gasp suçundan ölüme mahkum edilmişlerdir. Onlar, elektrikli sandalyeyle idam edilmeden önce gerçek suçlu suçunu itiraf ettiği ve yetkili yerlere bildirdiği halde gerçek suçluyla birlikte Sacco ve Vanzetti de öldürülmüştür.

Vanzetti’nin son sözleri bugünün yargılamalarına da ışık tutuyor;

“Yaptıklarım için değil inandıklarım için çile çekiyorum. Ama haklı olduğuma öyle inanıyorum ki beni üst üste iki kez idam edebilseydiniz ve ben de iki kez dünyaya gelebilseydim, yine bu yaptıklarımı yapmak için yaşardım. Bugünkü yasaların ve ahlakın haklı bulduğu ve kutsadığı suçu da yani insanın insanı ezmesi ve sömürmesi suçunu da işlemedim. Ve burada suçlu olarak bulunmamın bir nedeni varsa, o da bundan başka bir şey değildir”

Bundan 93 yıl önce kuruldu komplo ve suçsuzlukları onyıllar sonra da olsa resmi olarak kabul edildi.

Rosenbergler’i de anmadan geçmek olmaz.

Komplodan 52 yıl sonra Ethel’in kardeşi idam kararına yol açan ifadesinin yalan olduğunu itiraf etti.

JuliesRosenberg bir mühendisti ve kurulan komployla atom bombası casusluğuyla suçlandı. Rosenbergler’e sosyalist oldukları ve sendikal mücadele yürüttükleri için pişmanlık dayatarak tüm sosyalistlere mesaj vermek istediler. Ama onlar işlemedikleri bir suçtan pişmanlık duyduklarını söylemeyi kabul etmediler.

Şöyle diyordu Rosenbergler;

“Elektrikli sandalyeden korkup da onların suratlarını aklamaya yanaşmayacağımız gibi yurttaş olarak hakkımız olan adaleti talep etmek yerine çirkin, aşağılık bir pazarlığı, küçülmeyi kabul ederek gittikçe daha sık uygulanır hale gelen anti-demokratik polis devleti yöntemlerine de ortak olmayacağız…”

Rosenberglerin iki çocukları vardı. Onlara kavuşmak için sadece af dilemeleri yetecekti. Bir anne babayı çocuklarıyla vurmak istiyorlardı. Rosenberglerin cevabı net oldu;

“Ya suçsuzluğumuza inanan onlarca insan, onlar da bizim çocuklarımız değil mi? Onlara ihanet etmeyeceğiz!”

                Evet,  biz Rosenbergler’in çocuklarıyız. SaccoVanzettiler’in, Dimotrovların, Haymarket işçilerinin, Emile Zolalar’ın, Şeyh Bedreddinler’in, Seyit Rızalar’ın …

                İdam ilmeği altında son sözleri “Kahrolsun emperyalizm, yaşasın halkların kardeşliği” olan Deniz Gezmiş’lerin…

                Kurşun sağanakları altında teslim olmayıp, “Biz buraya dönmeye değil,  ölmeye geldik “ diyen Mahir Çayanl’arın…

                Cunta mahkemelerinde “ haklıyız kazanacağız “ diyen devrimcilerin…

                Ölüm ve yaşam tercihine zorlandığında erdemi ve onuru seçmiş tüm insanlığın…

                Biz de bir komplo davasıyla karşı karşıyayız.

                18 Ocak 2013; bize kurulan komplonun yürürlüğe koyulma tarihi.Gece yarısı evlerimiz ve bürolarımız kapıları kırılarak basıldı. Devrimci avukatlık yaptığımız için tutuklandık.

                 Devrimciyiz, avukatız.

                Siyasi dava avukatlığının gereği; hakkı, meşruluğu savunmak faşizmi ve zulmü teşhir etmektir. Adalet arayışını mahkeme salonlarıyla sınırlamayarak hayatın aktığı her yerde olabilmektir. Gecekondu yıkımlarından hapishanelere, işçi direnişlerinden emniyet nezarethanelerine, panellerden sempozyumlardan TV Programlarına… Her yerde taşınır bu kimlik.

                Halkın savunmanlığıdır devrimci avukatlık. Hayatın içinde halkın safında olmak, hak ve özgürlük mücadelesi vermek, “siyasi bir davayı” savunmaktır.Çünkü içinde yaşadığımız toplum, soluduğumuz hava bir siyasetin, bir ideolojinin zehriyle kirletilmiştir. Bu hakim havayı tersine çevirme eylemi ve mücadelesi siyasidir. Bu siyasetin avukatlığı da siyasi dava avukatlığıdır.

                Böyle düşündük, böyle öğrendik, böyle yaptık.Bu nedenle bir komplonun “kurbanı” haline getirildik.

                “İpinizi çekeceğiz” dedi siyasi şube polisleri. 1 ay geçmeden “11 kapılı kozmik oda”, “casusluk” yalanlarıyla tutuklandık.

Yok, şaşırmadık. Davamız siyasi ve biz Rosenbergler’in çocuklarıyız. Şeyh Bedrettinler ’in, Seyit Rızalar’ın torunlarıyız.

                     “Ben sizin yalanlarınızla baş edemedim

                      Bu bana dert oldu

                      Sizde bana boyun eğdirmediniz

                      Bu da size dert olsun. “ diyordu Seyit Rıza.

Biz bugünün egemenlerinin yalanlarıyla da başedeceğiz.

Çünkü biz haklıyız

biz kazanacağız!

 

Share Post