ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

YASALAR ÖYLE DİYOR; SEVDİĞİNİZİN ÖLÜSÜ BİLE ARTIK SİZİN DEĞİL! – Av. Gökmen YEŞİL

Av. Gökmen YEŞİL

ÇHD İstanbul Şubesi Başkanı

“Adem ve Havva cesedi ne yapacaklarını bilmeden cesetin yanına oturup ağladılar, henüz gömme işlemi hakkında hiç birşey bilmiyorlardı. Derken bir karga geldi, başka bir karganın ölü bedenini aldı ve yeri eşeleyerek bir çukur açtı ve ceseti çukura yerleştirdi, sonra da üstünü kapattı. Adem, ‘haydi, biz de karganın yaptığının aynını yapalım’ dedi ve hemen Habil’in bedenini kargadan öğrendikleri gibi gömdüler.”[1]

aile-aclik-grevi-1Geçtiğimiz günlerde, KHK’lar ve yönetmelikler devleti yeni bir buyruk yayınladı. Adli Tıp Kurumu Uygulama Yönetmeliği ile Mezarlık Yerlerinin İnşaası, Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklik yapılarak devlet yetkililerine ölüleri kaçırma ve ailelerine haber vermeden gömme yetkisi verildi. Bir de şöyle ifade edeyim; bir kaymakam veya vali ölen bir yakınınızın cenazesinin size teslim edilmesinin zararlı olabileceğini “değerlendiriyorsa” cenazeyi size vermeyecek, kaçırıp kendi gömecek. Olur da cenazenizi aldınız, 24 saat içinde gömmek zorundasınız aksi takdirde vali yine cenazenize el koyma ve size haber vermeden gömme yetkisine sahip.

Topraklarımızın en eski kaynaklarından olan Tevrat, ölülerimizi gömmeyi yukarıda anlatıldığı gibi öğrendiğimizi aktarıyor. Bu konu üzerine ayrıntılı bir yazı kaleme almış olan Benan Molu ise “ne zamandan beri mevcut olduğu bilinmeyen ve ebediyen geçerli” bir gömülme hakkından bahsediyor. Bazı kaynaklar bu “hakkın” yaklaşık 100 bin, bazıları ise 350 bin yıl ötesine kadar gittiğini söylüyor. Ama mutlaka bir sebebi olmalıydı; bu kadar eski, köklü ve yaygın bir gelenek neden ortaya çıktı? Acaba insan olma yolunda ilk adımlarını atan “insan,” sevdiklerinin ölü bedenlerini açıkta bırakarak başka canlılar tarafından çalınmasına engel mi olmak istiyordu?

Neyse, konumuz edebiyat değil tabii! Tarihin ve Tanrı’nın değişmez yasalarından değil, ölüyü çalmayı, ölü hırsızlığını yasallaştıran bir değişiklikten söz edeceğim. Sebebini ve zamanını tam olarak bilemediğimiz ölüyü gömme “hakkı” nedense bu güne kadar beşeri yasaların konusu olmamış. Bilebildiğimiz kadarıyla bu güne kadar hiç bir yasa, insanlara yakınlarını istedikleri gibi defnetme veya diledikleri başka bir şekilde ‘hakka uğurlama’ hakkından bahsetmemiş. Belki de, Tarihe/Tanrı’ya rağmen yasa yapma gücünü kendinde bulan mukdedirler bu konuya dokunmaktan korktular.

680x365cc-mrs-091115-aziz-gler-aciklama1Daha önceleri de hep sorun olmuştu ama özellikle son bir yıldır, Rojava’da IŞİD’e karşı savaşırken ölen veya ülke içinde devlet güçleri tarafından öldürülen bazı insanların ölü bedenleri dahi devlet için büyüyen bir sorun olmaya başlamıştı. Önceleri bakanların emirleri ile cenazelerin ailelere teslimine engel olundu, Rojava’da ölenlerin bedenleri bakanların emri ile sınırları aşamadı; sınırın bu tarafında öldürülenler ise Gazi Cemevi’nde olduğu gibi kaçırılmaya çalışıldı veya Sur, Cizre ve Silopi’de olduğu gibi sokakta çürümeye mahkum edildi. Sokaktan cenazesini almaya çalışanlar da devletin silahlı güçlerince vuruldu ve öldürüldü. Devlet şimdi bu belirsizlikten kurtuluyor; cansız bir bedeni dahi devlete isyan öznesi olarak değerlendiren devlet, artık ölüleri kaçırma, kaybetme ve gömme yetkisini elde etmiş oluyor.

Benan Molu, gömülme ‘hakkı’ meselesini yasal ve anayasal mevzuat, uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları yönünden ayrıntılı olarak incelemiş, ayrıca okunmasını önemle tavsiye ederim.[2] Ben yeni hal nedeniyle kısa bir ek ve tekrar yapayım:

Yapılan değişiklik ile Adlî Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 10’uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendine ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere “Cesedin teslim veya gömülme işlemleri sırasında kamu düzeninin bozulabileceği veya toplumsal olayların meydana gelebileceği ya da suç işlenebileceği mülki idare amirince değerlendirildiği takdirde cesetler, gömülmek üzere doğrudan mülki idare amirliğine teslim edilir” hükmü getirildi. Hemen belirtmeliyiz ki bu yönetmeliğin ve maddenin yasal dayanağı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 17. maddesi ve söz konusu madde cenazenin ailesine veya belediyeye tesliminden söz ediyor. Yani Yönetmelik ile bu şekilde bir düzenleme getirilmesi mümkün değil, zira yönetmeliğin dayanağı olan kanun, ne Bakanlar Kurulu’na ve ne de ilgili vali ve kaymakamlara böyle bir yetki verilmesine açık değil.

Aynı şekilde Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin 39. maddesine eklenen fıkralar ile “gömülmek üzere ailesine veya yakınlarına ya da belediyeye teslim edilen cenazeler, yirmi dört saat içinde defnedilir (…) Süresi içinde defin işlemi yapılmayan cenazeler, mülki idare amirinin kararıyla bulunduğu yerden alınarak gömülür” deniliyor ve valiler, bu güne kadar yasadışı yaptıkları ölü hızsızlığı için mevzuata uygun bir yetkiye kavuşuyorlar.

gunay_ozarslanin_cenaze_toreni_icin_bekleyenlere_polis_saldirdi_h13706_01377Yani… Mesela, cenazenizi gömmek için Gazi’deki Cemevi’nden veya Cizre’deki tarihi Cami’den veya her hangi bir ibadethaneden omuzlarınıza aldınız ve mezarlığa doğru yürümek için yola çıktınız. İşte bu anda devlet devreye girecek ve ‘kamu düzeni’nin bozulduğu gerekçesi ile bu duruma gaz bombaları veya gerçek mermilerle müdahale edecek ve siz ibadethaneden dışarı çıkamayacaksınız. Ya da yakınınız öldürüldü ve siz de ölüm tehdidi nedeniyle onu sokaktan alamıyorsunuz. İşte o anda valilik, polis ve jandarması ile karşınıza çıkacak, “24 saat geçmesine rağmen ölünüzü gömmediniz, o sebeple ben bu ölüyü çalma yetkisine sahibim” diyecek.

Yukarıda değindiğim gibi gerek yasalarda, gerekse Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde gömümle hakkı ile ilgili açık bir düzenleme yoktur. Anayasa 17. maddesinde işkence ve eziyet yasağından ve 20. maddesinde özel hayatın korunmasından bahsederken AİHS, konuyu özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını koruyan 8. maddesi altında ele almaktadır. AİHM’nin kararları da yine çoğunlukla özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı doğrultusunda tartışılmaktadır. Yine Benan Molu’ya atıf yaparak belirteyim ki yasal düzenlemeler gibi Anayasa Mahkemesi ve AİHM karararları da ölünüzün sizden çalınmasına imkân veriyor.

Bu aşamada bir şey eklemekte fayda var: Ölü hızsızlığı konusunda AKP’ye fazla haksızlık etmemek gerekir çünkü yanlız değil. Türkiye gibi Ortadoğu’nun diğer müşrik diktatörleri de cenazeleri ailelerden kaçırma konusunda sabıkalılar.

Son söz ölü hırsızlarına olsun; ölüm herkes için…

 

 

[1] http://dinsizdeist.blogspot.com.tr/2012/04/kargann-kabile-ceset-gommeyi-ogretmesi.html

 

[2] Gömülme Hakkı; http://bianet.org/bianet/insan-haklari/170595-gom-ul-me-hakki