ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

EGEMENLERİN SAVAŞINA KARŞI HALKLARIN BARIŞI

BASINA VE KAMUOYUNA


Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye halkının topraklarında uluslararası hukuka aykırı olarak şeriatçı çetelerle birlikte sürdürdüğü savaş artık bir sınıra gelmiştir. 27 Şubat 2020 tarihinde İdlib’te yapılan saldırıda ve devamındaki çatışmalarda bugüne kadar 36 askerin yaşamını yitirdiği resmi olarak açıklanmıştır. Yaşamını yitirenlerin sayısının resmi açıklanan sayının çok daha üzerinde olduğuna ilişkin kuvvetli bir şüphe söz konusudur. 

Henüz bu konuda haberler yayımlanmamışken yandaş basın, ilk elden Suriye ordusuna ne kadar zayiat verildiğine ilişkin haberler geçmeye başlamıştır. Ölüm haberlerinin basına yansımasından hemen sonra ise mevcut yasal düzenlemeler hiçe sayılarak tüm sosyal medya uygulamalarına yönelik erişim hakkı yasa dışı yollarla gasp edilmiştir. Bu anlamda Anayasa’nın 22. maddesinde düzenlenen haberleşme hürriyeti hakkı devlet eliyle ihlal edilmiştir.

Kendisinden hesap sorulmasının önüne geçip, burjuva muhalefeti “şoven” rüzgar ile yedeğine alan iktidar, kara ve deniz sınırlarını açtığını duyurarak bir kez daha Türkiye’de bulunan göçmen ve mülteciler üzerinden insan hayatını bir şantaj malzemesine dönüştürmüştür. Bugün itibariyle, devletin sorumsuzca yönlendirmesi ile binlerce çaresiz mülteci, Ege’nin karşı kıyısına ulaşabilmek için hayatlarını tehlikeye atmakta ve sınır kapılarına yürümektedir.

Bu sırada, tüm burjuva basın ve burjuva partiler, aynı devletçi hamasi tutumun arkasında sıralanmış; sıcak yalılarında oturanlar, takım elbiseler içinde yaşayanlar, gemiciklerden inmeyenler “şehit” mertebesinin önünde saf tutmuştur.

Daha önce de açıkladığımız gibi, bu savaş, dünyamızı ve coğrafyamızı yağmalayan emperyalistlere, halkımızı sömüren burjuvalara karşı bir savaş değil, yüz yıllardır kanla sulanan Ortadoğu’da pay kapma savaşıdır. Ülkemiz ve bölge halklarını ateşe atma pahasına kendi bekasını korumak için, bölge halklarının başı üzerinden emperyal hayallerle tükenişlerini durdurmaya çalışan egemenlerin savaşıdır. Bu savaş; iktidarın Kürt düşmanlığı politikalarıyla, ülkeyi sürüklediği ekonomik krizi, yoksulluğu, sefaleti unutturma ve iç siyasetteki tıkanıklığını giderme manevrasıdır.

Bu haksız savaşın ve dolayısıyla ölümlerin müsebbibi, MHP destekli Saray/AKP hükumetidir. Besleme cihatçı çetelerin hamiliğini yaparak, başka bir ülkenin topraklarında işgalci durumda olan tüm askeri güçler derhal çekilmelidir. Tarihsel olarak ispatlandığı gibi günümüzde de emperyalist ve işgalci güçler bölge halklarına yoksulluk ve ölümden başka bir şey getirmeyecektir. Emperyalist işgal ve haksız savaşların mağdurları ise hayatını kaybeden yoksul halk çocukları ve toprağını terk etmek zorunda kalan göçmenlerdir. Bu haksız savaşın sahiplerinden hesap sorulmalı, ‘Yansın İdlip, Yıkılsın Suriye, Kahrolsun Esad’ saldırganlığına karşı ‘Yaşasın halkların kardeşliği ve birliği ‘ şiarı yükseltilmelidir.

Çağdaş Hukukçular Derneği olarak, egemenlerin savaşına karşı, halkların barışını savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurgulayarak, başta barolar, tüm hukuk kurumları, sendikalar ve demokratik kitle örgütleri olmak üzere tüm Türkiye toplumunu, bu savaşa karşı çıkarak, bölge halkları arasındaki dayanışma ve kardeşlik duygularının yeniden yeşermesine, halkların barış içinde yaşamasını sağlamak için mücadele etmeye çağırıyoruz.  

 

Çağdaş Hukukçular Derneği

Share Post