ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

İNFAZ YASASINDA SİYASİ TUTSAKLARA AYRIMCILIK KABUL EDİLEMEZ

BASINA VE KAMUOYUNA

Ülkemizde ve dünyada yaşanmakta olan Koronavirüs salgını toplumsal yaşamın tüm alanlarını tehdit ediyor. Salgına karşı korumasız olan ve en riskli alanlardan kabul edilen Hapishanelerde alınan önlemler ne yazık ki oldukça yetersiz.

Türkiye’deki hapishanelerde kapasitenin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunmakta, bu durum yaşam hakkı açısından ciddi riskler doğurmaktadır. Bugün hapishaneler hukuki hiçbir dayanağı olmayan, düşman hukukunun uygulandığı yargılamalar sonucunda hapsedilmiş avukatlar, gazeteciler, siyasetçiler ve binlerce devrimci, demokrat, yurtsever tutsak ve muhalifle dolu. Adil yargılanma hakları ihlal edilerek verilen hükümlerin infazı haksızlığını yaşayan tutsaklar, sadece özgürlüklerinden mahrum edilmemekte, aynı zamanda salgın sebebiyle ölüm riskiyle de karşı karşıya kalmaktadır.

22 Mart 2020 günü salgının yayılması ve olası can kayıplarının önlenmesi amacıyla 3. Yargı Paketi’nin hazırlandığı haberleri basında yer aldı. Ancak söz konusu yeni infaz yasa tasarısı siyasi tutsakları kapsamamaktadır. Bunun yanı sıra tasarı tahliyeleri çeşitli şartlara bağlamaktadır ki karşı karşıya olunan salgın tehlikesi gözönūne alındığında bu tasarının bu hali ile çözūm ūretmesinin imkansızlığı ortadadır.

Başta hukuk örgütleri olmak üzere, insan hakları derneklerinin, tutuklu ve hükümlü yakınları derneklerinin, aydın-sanatçıların ve bir bütün olarak Demokratik kamuoyunun uzun süredir yapmış olduğu çağrıları karşılamayan bu düzenleme, son derece hızlı şekilde ilerleyen salgın karşısında yetersizdir. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında hüküm giymiş yahut yargılaması süren kişiler yasa kapsamı dışında bırakılarak adeta ölüme terk edilmekte, yargısız infaz gerçekleştirilmektedir.

İnfaz yasasındaki bu acil düzenlemenin en güncel ihtiyacı, salgının yayılmasını ve olası can kayıplarını önlemek iken; siyasi tutsakların can güvenliğinin devlet tarafından hiçe sayıldığı bir kez daha görülmektedir. Bu durum yaşam hakkı ihlali olduğu gibi, Anayasa’nın 10. Maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesini ve ayrımcılık yasağını ihlal etmektedir. Devletin tutuklu ve hükümlülerin yaşam ve sağlık hakları bakımından suç tipine bağlı ayrımcılık yapması kabul edilemez. Daha önce çağrısını yaptığımız Devrimci-demokrat-yurtsever tutsakların, hamile, çocukları ile birlikte kalan, hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlülerin derhal ve koşulsuz salıverilmelerini, hapishanelerdeki mevcudun azaltılarak salgın riskinin önlenmesi acil taleplerimizi yineliyoruz. Meclis gündemine gelecek olan İnfaz yasasında ayrımcılık yapılmamasını, eşitliğin sağlanmasını talep ediyor ve tüm tutsakların yaşam hakından devletin sorumlu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.

Özellikle belirtmek isteriz ki, hapishanelerde salgın dolayısıyla yaşanacak can kayıpları, ilgili önlemler geniş ve ayrımsız şekilde uygulanmadığı koşulda, koronavirüsü ile açıklanamayacak olup, yaşamını kaybedecek her bir bireyin sorumluluğu bu çağrılara kulak tıkayan siyasi iktidarın olacaktır.

Çağdaş Hukukçular Derneği

Share Post