ÇHD Susmadı, Susmayacak!

 

Seyfullah Turan davası Isparta’da

Isparta 3.Asliye Ceza Mahkemesi özel harekatçı polisin tutuklanması ve dosyanın görevsizlik ile Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi ile ilgili kararını Adli Tıp Kurumundan gelecek rapora göre verecek.

Geçen yıl 23 Nisan günü Hakkari’deki bir gösteri sırasında Seyfullah Turan’ı defalarca tüfeğinin dipçiği ile öldüresiye döven özel harekatçı polis Bahadır Turan hakkında “yaralamadan” dolayı açılan kamu davasına Isparta’da devam edildi.

Güvenlik gerekçesi ile Isparta’ya gönderilen davanın 2. duruşmasında sadece katılan vekilleri bulundu.

seyfi turanKatılan vekilleri ” sanık polis hakkında açılan davanın sevk maddesinin zor kullanma yetkisinin aşılmak suretiyle yaralama suçu olarak gösterildiğini, oysa sanık polisin zor kullanma konusunda bir yetkisinin bulunmadığını, Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanununun 16.maddesinin zor kullanma yetkisini düzenlediğini, bu düzenlemeye göre zor kullanma yetkisinin kullanılabilmesi için polisin kendisine karşı direnen bir şahsa önce maddi güç kullanması gerektiğini,maddi gücün araçlarının ise tahdidi olarak yasada tanımlandığını, ayrıca yine 16. maddeye göre toplumdal olaylarda polisin hangi araçları kullanacağının bizzat amiri tarafına tayin edileceğini, polisin kendiliğinden zor kullanamayacağı, somut olaya bakıldığında ise sanık polis memurunun mağdur çocuğa arkadan koşarak gelip aniden kafasına doğr elinde bulunan tüfeğin dipçiği ile defarlarca vurduğunun açıkça sabit olduğu ve vurduğu darbelerini çocuğun yaşamsal tehlikeye sokacak derecede yaralanmasına neden olduğunun raporla ortaya çıktığını, Yargıtay’ın değişik kararlarında açıkça belirtildiği gibi öldürme kastının tayininde sanık ile mağdur arasında geçmişe dayalı bir husumet varlığının bulunmasının gerekmediği, darbelerin şiddeti ile hayati organlar üzerindeki etkisine göre öldürme kastının var olup olmadığının tayin edilmesi gerekeceğinden, sanık polisin mağdrurun başına yönelik öldürmeye elverişli silahla sert darbelerin öldürme kastını ortaya koyduğunu, kaldıki Cumhuriyet Savcısının düzenlendiği iddianamede “POLİS HAKKINDA SİLAHLA YARALAMA” suçundan ceza istediğini, dipçiğin bu anlamıyla silah olarak kabul edildiğini bu durumda artık yaralama suçundan bahsedilemeyeceğini, kastın tüm unsurları ile birlikte adam öldürümeye yönelik olduğunun açıkça anlaşıldığını, kaldıki aksi düşünce halinde yani kastın yaralama olarak olarak kabul edilmesi halinde dahi , zor kullanma yetkisi bulunmayan sanığın eyleminin TCK.95.maddede düzenlenen nitelikli işkence suçunu meydana getireceği ve her iki durumda da görevli mahkemenin Ağır Ceza Mahkemesi olması gerekeceğinden görevsizlik kararı verilerek, suçun niteliğide gözönüne alınarak sanığın tutuklanmasını talep ettiler.

Daha sonra ara kararını açıklaya mahkeme, mağdurun röntgen ve grafilerinin Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine ve TUTUKLAMA VE GÖREVSİZLİK KONUSUNUN İSE ADLİ TIP R APORUNDAN SONRA KARARA BAĞLANACAĞINI açıklayarak duruşmayı 3 Şubat 2011 tarihine bıraktığını açıkladı.

Share Post