ÇHD Susmadı, Susmayacak!

AVUKATLARIMIZ TUTUKLANIRKEN – ÖMÜR ÇAĞDAŞ ERSOY

Bir fotoðraf karesi özetliyor herþeyi: Bir barikat, içeride tutuklanan avukatlar, dýþarýda onlara destek için gelen avukatlar ve mahkemeleri avukatlardan koruyan polisler. Bugün uygulanan düþman ceza hukukunun geldiði son nokta o fotoðraftadýr.
AVUKATLARIMIZ TUTUKLANIRKEN

735082_10151964472632080_1266228862_nÖnceleri yýllarca hapishanelerde kalmýþ devrimcilerin öykülerini dinledik eskilerden. Mamak cezaevini anlattýlar, Diyarbakýr’ý anlattýlar, ne kadar zorlu günlerden geçtiklerini ve devletin ne kadar aþaðýlýkça davranabildiðini anlattýlar. Kanýmýz dondu dinlerken, midemiz bulandý, öfkelendik. Nazým Hikmet’in þiirlerini okuduk bolca, çoðu maphusken yazýlmýþ þiirlerini el yazýlarýmýzla paylaþtýk, bize okullarýmýzda öðretilmeyen, yýllarca yok sayýlan Nazým’ýn içeri düþtüðünden beri dünyanýn güneþin etrafýnda tam 10 kere döndüðünde yazdýðý umut dolu dizeleri okuduk. Sonra mahkemelerdeki savunmalarýný okuduk önder diye bellediklerimizin. Deniz Gezmiþ’in yargýçlarý mahkum ettiði duruþmalarýn tutanaklarýný hayranlýkla okuduk, son anda idam edileceðini bile bile iþaret parmaklarýný heyete doðrultup “siz suçlusunuz, tarih sizi yargýlayacak” derken sesi titremeyenler kahramanlarýmýz oldu. Diz çökülmeyecekti duruþma salonlarýnda.

Sonra gün geldi ve Nazým’ýn hapiste yatacak olana verdiði öðütleri okumamýz lazým geldi. Bize hikayelerde anlatýlan duvarlarla tanýþtýk ve gökyüzünü kare biçiminde görenler kervanýna katýldýk. Volta atmayý, mektup yazmayý, avlu duvarlarýnýn üzerinden pusulalar fýrlatmayý öðrendik. En çýplak haliyle devleti gördük parmaklýklar ve demir kapýlarda. Hüzünlendik ama belli etmedik, devlet görmesin kameralarýnda burukluðumuzu diye. Uyumadan önce ranzalarýmýza uzandýðýmýzda hücrelerin tavanýna bakýp uzun uzun hayal kurduk. Düþmana inat bir gün fazla yaþamak mücadelesini öðrendik, hikayelerini dinlediðimiz insanlarý düþündük; “bizimki de biþey mi” dedik, utandýk her umutsuzluða kapýldýðýmýzda.

Onurlu bir hayatýn diyetiydi bizim için maphusluk, insanca olmayan bir düzende insan olma mücadelesinin bedeliydi zindanlar ve özgürlük uðruna hapis yatýlacak kadar deðerliydi. Ýnsanca bir yaþamýn mümkün olduðu bir dünyaya olan inancýmýz artarak çýktýk hapishanelerden. Ýçerdeyken en güzeli, ziyaretine gelen bir dostun gülümseyiþini görmektir, camlarýn arkasýnda da olsa, dokunamasan da hissedersin o sýcaklýðý. Ama görüþlerden daha çok heyecanlandýran, avukatlarýmýzýn geldiði anlardý. Gardiyan kapýya vurup da “avukat görüþü” dedi mi bizden iyisi yoktu. Sadece hukuki danýþmanlarýmýz deðil, yoldaþ olurlar avukatlarýmýz bize içerde. Özgürlüðümüze kavuþmamýz için içtenlikle mücadele ederler. Müvekkilden fazlasýyýzdýr onlar için. Ezilenlerin dayanýþmasý, zalimlerin anlayamayacaðý inceliktedir o küçük görüþme odalarýnda.
Mahkeme salonuna çýktýðýnýzda gönüllü br þekilde savunduklarý sanýklarýna içtenlikle gülümserler ve o salonda meþru olaný mahkum etmek üzere toplanmýþ özel yetkilerle donatýlmýþ heyete kafa tutarlar sizinle beraber. Haklý ve meþru olaný savunduðunuz yeni bir mücadele alanýdýr o duruþmalar. Orada dayanýþma siper yoldaþlýðýna dönüþmüþtür. Tam bu anda, özel yetkili yargýçlar çok sinir olurlar “hadi bitirelim bir an önce duruþmayý” diye sýzlanmaya baþlarlar, hoþlarýna gitmez duyduklarý, yüksek koltuklarýnda sanýk gibi yargýlanmak zorlarýna gider.

Selçuk Kozaðaçlý, Hopa davasýnda bizi savunurken onu hayranlýkla dinlemiþ, heyetin suratýnýn nasýl asýldýðýný gördüðümüzde onunla birlikte keyiflenmiþtik, ayný anda Efkan Bolaç twitterdan saniye saniye duruþmayý aktararak siyasi davalara yeni bir gelenek baþlatýyordu. ÇHD’lilerin de içinde bulunduðu avukatlar, her zaman olduðu gibi, duruþma salonunu kavganýn bir parçasý haline getirmiþ ve halkýn meþru mücadelesini saatlerce savunmuþlardý, böyle avukatlarýmýz olduðu için gururlanmýþtýk. Ýçeriden çýkýp çýkmamak deðildi o anda aklýmýzdan geçen, egemenlerin yargý sistemini mahkum edecek, mücadelemizi savunacak ve baþ eðmediðimizi gösterecektik, direnecektik. Türkiye devrimci hareketi, güçlü bir avukat geleneðine sahip. Öyle ya, sömürge tipi faþizmin en güçlü silahlarýndan biri olan mahkemeler, karþýsýnda bolca avukat ihtiyacý doðrumuþtur devrimci mücadele içinde. Sadece avukatlar deðil, güçlü avukat örgütleri de beraberinde gelmiþtir. Ýþte 1974’ten beri halkýn avukatlýðýný üstlenen ÇHD, devrimci avukatlýðýn tarihsel kurumu ve bugün hapsedilen ÇHD yöneticileri ve üyeleri bu onurlu görevin bugünkü sürdürücüleridir.

Bir fotoðraf karesi özetliyor herþeyi: Bir barikat, içeride tutuklanan avukatlar, dýþarýda onlara destek için gelen avukatlar ve mahkemeleri avukatlardan koruyan polisler. Bugün uygulanan düþman ceza hukukunun geldiði son nokta o fotoðraftadýr. Kolluk yargýnýn deðil, yargý kolluðun emrinde çalýþmaktadýr. Ve o fotoðraf karesinin en can alýcý kýsmýnda sol yumruðunu havaya kaldýran onurlu bir avukat, ömrünü halkýný mahkemelerde savunmaya adamanýn iradesiyle barikatýn öte yanýna sesleniyor yýllardýr müvekkillerini ziyaret için gittiði hapishaneye gitmeden hemen önce.

Bizler, müvekkiller, ne hissediyoruz “avukatlarýmýz tutuklanýrken”? Ýþte tam o fotoðrafa bakarken yeniden gururlanýyoruz böyle avukatlara sahip olduðumuz için.

Ömür Çaðdaþ Ersoy
(Hopa Davasý sanýðý, Kolektif Yürütme Kurulu Üyesi)

 

Share Post