ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

HARRAN BARINMA MERKEZİ ZİYARETLERİNE DAİR RAPORLAR 

Aşağıda linklerde yer alan 9 Aralık 2025 ve 17 Aralık 2025 tarihli raporlar, Harran Barınma Merkezi’ne yapılan ziyaretler sırasında Derneğimiz üyeleri tarafından gerçekleştirilen gözlemler ve toplam 24 kişiyle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bulguları içermektedir.

Harran Barınma Merkezi’ne gerçekleştirdiğimiz ziyaret, merkezde tutulan kişilerin maruz kaldığı ağır ve çok boyutlu hak ihlallerini ortaya koymaktadır. Merkez, “barınma merkezi” statüsünün aksine, yüksek duvarlar, dikenli teller ve gözetleme kuleleriyle bir cezaevini andırmakta ve ağır bir gözetim rejimi altında işletilmektedir. Görüşülen Alevi sığınmacıların tamamı, hukuki bir dayanak olmaksızın, süresi belirsiz bir şekilde ve temel bilgilendirme yapılmadan alıkonulmuşlardır.

Tespit edilen temel ihlaller arasında insanlık dışı barınma koşulları (zeminde, hijyenik olmayan süngerlerde yatma), yetersiz ve bozuk beslenme (yemeklerden böcek ve kıl çıkması), sıcak suya erişimin olmaması, sağlık hizmetlerinin fiilen engellenmesi ve mevsim koşullarına uygun giysi temin edilmemesi bulunmaktadır. Merkezin fiziki izolasyonu ve ulaşım imkanlarının yokluğu, sığınmacıların adalete ve avukat yardımına erişimini ciddi şekilde kısıtlamaktadır.

En endişe verici bulgular, Alevi kimliğine yönelik sistematik ayrımcılık ve şiddet iddialarıdır. Sığınmacılar, kurum personelinin ayrımcı söylemlerine ve diğer mültecilerin fiziksel tehditlerine maruz kalmakta, kurum yönetimi ise bu duruma müdahale etmemektedir. Bir Alevi gencin işkenceye uğradığı ve hayati risk altında olduğu, bir LGBTİ+ bireyin ise tecrit koşullarında tutulduğu yönünde ciddi iddialar mevcuttur. Bu bulgular, merkezin uluslararası insan hakları standartlarını ve Anayasa’yı ağır şekilde ihlal ettiğini, bir barınma merkezinden çok bir tecrit merkezine dönüştüğünü göstermektedir.

Söz konusu Barınma Merkezlerinin en temel sorunu; hürriyetten yoksun bırakma sonucunu doğuran bir uygulama olmasına rağmen, tutulmanın süresine, amacına, hangi işlemlerin yürütüleceğine, bu tutulmaya karşı nereye ve ne kadar sürede başvurulabileceğine dair bir yasal mevzuatının bulunmamasıdır. Yönetmeliklerle düzenleme altına alınan bu idari birimlerde tutulanların en temel haklarını dahi kullanabilmeleri fiilen imkânsız durumdadır. Bu durum, Anayasa’nın 19. maddesinin açık ihlalidir. Zira Anayasa’ya göre kişi hürriyeti ancak kanunla öngörülmüş hâllerde ve usulüne uygun olarak sınırlandırılabilir. Süresi belirsiz, amacı açıklanmamış, yargısal denetime kapalı bir tutulma hâlinin hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Yine bu birimlerde tutulan kişilerin hangi işleme karşı hangi merciye başvurabileceklerini bilmemeleri, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünü ve 40. maddede güvence altına alınan etkili başvuru hakkını da fiilen ortadan kaldırmaktadır.

Takibini yürüttüğümüz Suriyeli Alevi göçmenlerden 22 kişi hakkında, Harran Barınma Merkezi’nden bırakılarak farklı şehirlere gönderilme kararı verildi. Barınma Merkezi’nde alıkonulmaya devam edilen başvurucunun sürecini yakından takip ediyoruz. 9 ve 17 Aralık tarihli raporlarımıza aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Sonuç olarak, Harran Barınma Merkezi, bir sığınma ve koruma mekanizması olmaktan çıkmış; temel insani ihtiyaçların karşılanmadığı, hukuki güvencelerin yok sayıldığı, dini ve cinsel kimlik temelinde ayrımcılık ve hak ihlallerinin yaşandığı, fiili bir hapishaneye dönüşmüş durumdadır.

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

ÇHD HARRAN BARINMA MERKEZİ RAPORU – ARALIK 2025

ÇHD HARRAN BARINMA MERKEZİ EK RAPOR