FİLİSTİN’DE YAŞANAN SOYKIRIMIN HESABINI SORUYORUZ!

10 Ocak 2024

İsrail, Ekim 2023’den bu yana bütün dünya halklarının gözü önünde Filistin halkına yönelik soykırım uygulamalarını sürdürüyor. Bu uygulamalar diğer devletler tarafından hem doğrudan askeri ve siyasi olarak hem de acil bir ateşkesi sağlayacak ve Filistin halkının maruz kaldığı bu insanlık suçunun önüne geçecek aktif bir tutum alınmayarak sistematik olarak sürdürülüyor. Türkiye örneğinde olduğu gibi bir yandan kameralar önünde İsrail zaman zaman sözde kınanırken, diğer yandan ticari ilişki kesintisiz olarak devam ettiriliyor. Bu yolla Filistin halkını hedef alan tüm askeri operasyonlar da fiilen finanse edilmiş oluyor.

Çağdaş Hukukçular Derneği olarak Ekim 2023’de Filistin’e yönelik bu azgın saldırı başladığında tutumumuzu “Nehirden Denize Filistin Özgür Olacak” diyerek paylaşmıştık. Sürecin başından bu yana Türkiye’de gerçekleşen eylemlerin ve uluslararası alanda gerçekleştirilen hukuki girişimlerin takipçisi olduk. Filistin Barosu ve diğer Filistin insan hakları örgütleri ile şartlar izin verdiği ölçüde iletişim içerisinde olarak Gazze’de hasır altı edilmek istenen insanlık suçlarının duyurulması ve yaygın şekilde süregelen manipülasyonların karşısında durmaya çalıştık.

Bugün bu açıklamayı yapmamızın nedeni önümüzdeki günlerde yaşanacak iki önemli yargı süreci konusunda Türkiye halklarını, demokratik kamuoyunu ve Filistin halkına karşı girişilen bu soykırım karşısında pozisyon olan herkesi bilgilendirmektir.

Uluslararası Adalet Divanı 11-12 Ocak 2024’de “soykırım” suçlamasını ele alacak

Kamuoyuna da yansıdığı üzere, 29 Aralık 2023 tarihinde İsrail’in soykırım suçu Güney Afrika Devleti tarafından Uluslararası Adalet Divanı’na taşındı. 11-12 Ocak 2024 tarihlerinde tedbir talebi de içeren bu yargılamanın ilk duruşmaları görülecek. Bu hali ile 11-12 Ocak 2024 tarihinde Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’e Gazze’deki tüm askeri faaliyetlerini sona erdirmesi talimatı vermesi ihtimaller arasında.

Güney Afrika devleti tarafından yapılan başvuru İsrailli yetkililerin doğrudan saldırganlığı ve soykırımı meşrulaştıran açıklamalarını içermekte ve aynı zamanda bu süreçte İsrailli hükümet görevlilerince pervasız bir şekilde kamuoyu ile paylaşılan sözde planları da içermekte. Hepimizin bildiği üzere bu planlar “Gazze’den göçe zorlama”, “Gazze’yi haritadan silmek”, “Gazze’yi yerleşime uygun olmayan bir çöl haline getirmeye yönelik tüm alanı düzleştirmeyi de içeren yeni şehir planlaması” gibi birçok başlık içermektedir. Elbette soykırım suçu ile doğrudan ilişkili olduğu üzere bu dava insani yardım girişinin engellenmesi, su kaynaklarının kesilmesi gibi başlıkları da ele alıyor.

Güney Afrika dışındaki devletlerin bir kısmı bu başvuruyu olumlu karşıladıklarını açıklamışlarsa da hala tek bir devlet dahi başvuruya müdahil olma talebinde bulunmamıştır. Bu tablo da açıkça göstermektedir ki, dünya üzerinde halkların katledilmesini engelleyecek tek güç bizlerin birleşik mücadelesidir.

Bu perspektifle, dünyanın dört bir yanından 1030 örgütle birlikte yayınladığımız deklarasyonda da belirttiğimiz üzere “İsrail’in çok sayıda Filistinliyi öldürmesi, yaralaması, travmatize etmesi, yerinden etmesi ve işgal altındaki bir nüfusu su, gıda, ilaç ve yakıttan mahrum bırakması soykırım suçunun kriterlerini karşılamaktadır. Eğer dünya ülkelerinin çoğunluğu ateşkes çağrısında bulunmasına rağmen İsrail’in yargılanması için hiçbir şey yapmıyorsa, İsrail’i tüm Filistinlileri etnik olarak temizlemekten ne alıkoyacaktır? Bu bağlamda, diğer ulusları bu büyüklükte bir dehşeti tekrarlamaktan ne alıkoyacak?

Ulusal hükümetleri, İşgal Altındaki Filistin Topraklarındaki ölümleri durdurmak için Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan Güney Afrika davasını desteklemek üzere derhal bir Müdahale Bildirisi sunmaya çağırıyoruz.”[1]

1030 örgütle birlikte yayımlanan bu deklarasyonu önemsiyoruz zira hiçbir hukuki sürecin Filistin halkından yana kamuoyunun çabası ve yaratabileceği baskı olmaksızın başarılı olmayacağını biliyoruz!

11 Ocak ve 12 Ocak’ta görülecek yargılamayı takip edeceğimizi ve İsrail’in işlediği soykırım suçunun hesabını her platformda sormaya devam edeceğimizi bir kez daha ilan ederiz.

Duruşma canlı olarak takip edilebilecek olup, duyarlı kamuoyunu ilgi göstermeye çağırıyoruz.[2]

Soykırımın suçlusu yalnızca İsrail de değildir, işbirliği yapanlardan da hesap soruyoruz

Ocak ayı içerisinde görülecek tek yargılama Uluslararası Adalet Divanı önündeki yargılama değildir. Geçtiğimiz günlerde Çocuklar için Uluslararası Savunma Örgütü tarafından Filistinli hak örgütleri ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden aleyhine soykırım suçuna iştirak ve önleme yükümlülüklerinin ihlali kapsamında bir dava açılmıştır.  Oakland, California’da kurulu bir federal mahkeme tarafından görülecek olan yargılama kapsamında, 26 Ocak 2024 tarihinde başvurucuların Tedbir Talebi ile sanıkların Davanın Reddi Talebi üzerine ilk hukuki argümanlarını dinlenecek.

Öncelikle kamuoyunun Çağdaş Hukukçular Derneği olarak bu dosyaya Afrika, Asya, Avustralya, Avrupa, Kuzey Amerika ve Güney Amerika’dan örgütlerle ile birlikte taraf olduğumuzu bilmesini isteriz. Ulusal ve uluslararası hukuk örgütleri, barolar ve başkaca hak örgütleri, Filistinli mağdurlar ve Filistinli hak örgütleri tarafından oluşan bir koalisyon olarak, ABD Başkanı Biden ve ABD hükümetine karşı Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ederek İsrail’in Gazze’de Filistin halkına karşı yürüttüğü soykırımı önleme yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi ve bu soykırıma ortak olma suçlamasıyla açılan Çocuklar için Uluslararası Savunma Örgütü / Filistin v. Biden başlıklı ABD federal mahkemesindeki bu davaya ortak bir uzman görüşü sunduk. Bu uzman görüşü, Çağdaş Hukukçular Derneği’nin de içinde yer aldığı ve dünyanın dört bir yanından insan özgürlüğü ve onurunun temel ilkelerini korumayı taahhüt eden 77 örgütlenme tarafından sunulmuştur.

İlgili uzman görüşünde de belirttiğimiz üzere:

“Bu dava, konu ettiği zararların ciddiyeti, soykırımı önleme ve soykırımdan korunma ihtiyacı ve uluslararası hukukun yerleşik normlarının sürdürülmesi açısından tehlikede olan hususlar nedeniyle istisnai bir öneme sahiptir…”

Uzman görüşünde özellikle ağır soykırım suçuyla ilgili olanlar olmak üzere, temel uluslararası hukuk normlarının korunmasının kritik bir ihtiyaç olduğunu savunulmaktadır. Dünyanın her köşesinden on binlerce avukat ve hak savunucusunu temsil eden imzacı kuruluşlar, Gazze’deki Filistinlileri hedef alan ve ABD hükümetinin tam askeri ve diplomatik desteğiyle sürdürülen İsrail askeri saldırıları ve insanlık dışı uygulamalarından derin endişe duymaktadır. 26 Ocak’ta görülecek bu yargılamayı takip etmeye devam edeceğiz.

Uzman Görüşünün Özeti:[3]

“Suçların suçu” olan soykırım, “bir insan grubunun tümüyle var olma hakkının inkâr edilmesi” anlamına gelmektedir. Başvurucular, Gazze’de Filistinlilere yönelik soykırımın gerçekleşmekte olduğunu ya da bu aşamada mahkeme soykırım suçunun işlendiği kanaatinde değilse dahi en azından ciddi bir soykırım riskinin bulunduğunu kabul etmesi gerektiğini ve ABD’nin soykırımı önleme görevini yerine getirmediğini ve iddia edilen zulümlerin suç ortağı olduğunu ileri sürmektedir.

Amacımız, Birleşmiş Milletler tarafından 1948 yılında kabul edilen Soykırım Sözleşmesi’nde kendine yer bulduğu üzere soykırımı yasaklayan uluslararası hukuk normları ile soykırımı önleme ve soykırım suçunun işlenmesinde suç ortaklığından kaçınma gibi özel yükümlülükleri bir bütün olarak olarak ortaya koyarak bu davayı yürütecek olan ABD yargıcına gerek yükümlülüklerini anımsatmak, gerekse Filistinlilerin adalete erişim hakkına katkıda bulunmaktır. Bu hukuki süreçte ortaklaşan hukuk örgütleri ve hak örgütleri olarak, uluslararası hukuk kapsamında tanımlanmış yükümlülüklerin uygulanabilir olduğunu savunuyoruz ve başvurucuların ABD hükümetinin ihlalleri nedeniyle tazminat talep edebilecekleri temel bir mekanizmanın Amerika Birleşik Devletleri’ndeki federal mahkemeler olduğunu ileri sürüyoruz.

ABD’nin soykırım kapsamındaki sorumluluğuna ilişkin hesap sormayan bir pratiğin yeni soykırımları teşvik edeceğini biliyoruz. Sonucundan bağımsız olarak, bu korkunç saldırılara devam eden yahut ortak olanların dünyanın dört bir yanında bu gidişata karşı koyan ve elindeki tüm yöntemlerle hesap sormaya devam eden hak örgütlerinin bulunduğunu bilmesinin bugün ve gelecek için önemli olduğuna inanıyoruz.

Nehirden Denize Filistin Özgür Olana Kadar

Tüm kamuoyu bilsin isteriz ki Filistin halkının yararına olan tüm hukuki süreçlerin takipçisi olacağız. Dünya halkları soykırım suçunun asli ve tali faillerinin tamamından hesap soruncaya kadar, Filistin nehirden denize özgür oluncaya kadar bu konuda elimizden gelen tüm çabayı göstermeye devam edeceğiz!

Türkiye halklarına ve demokratik kamuoyuna çağrımız bu girişimlerin parçası olmaları ve Filistin halkı ile dayanışmayı büyütmeleridir.

Saygılarımızla.

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

 

[1] İlgili açıklamanın İngilizce tam metnine erişmek için: “We Support South Africa’s Genocide Convention Case Against Israel” | Progressive International

[2] Duruşmayı takip etmek için: Home | UN Web TV. Duruşma iki gün sürecek olup, 11 Ocak 2024’de Türkiye saati ile 11.00 ila 13.00 arasında Güney Afrika Devletinin argümanları dinlenecektir. 12 Ocak 2024’de ise aynı saatlerde İsrail’in argümanları dinlenecektir.

[3] Uzman görüşünün mahkemeye sunulmuş son haline erişmek için: 47_12-29-23_Amicus-Brief-Human-Rights-Orgs_w.pdf (ccrjustice.org)