Antalya YGC Kuyu Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan Gürkan Türkoğlu, kuyu tipi olmayan bir ceza infaz kurumuna sevk edilme talebiyle yaklaşık bir yıl boyunca sürdürdüğü direnişin ardından 5 Temmuz 2026 tarihinde yaşamını yitirmiştir.
30 Temmuz 2025 tarihinde Gürkan Türkoğlu, Tahsin Sağaltıcı ve Hüseyin Özen’in kuyu tipi olmayan bir ceza infaz kurumuna sevk edilmeleri talebiyle hukuki girişimler başlatılmış, Adalet Bakanlığı’na sayısız sevk dilekçesi sunulmuş, farklı ceza infaz kurumlarından dayanışma dilekçeleri gönderilmiş, kamuoyu çağrıları yapılmış ve destek açlık grevleri gerçekleştirilmiştir. Ancak tüm başvurular ve çağrılar görmezden gelinmiş, sevk talepleri sistematik biçimde reddedilmiştir.
Direnişin ilerleyen aylarında Gürkan Türkoğlu’nun sağlık durumu ağırlaşmış; vücut ağırlığı kritik seviyelere düşmüş, hafıza kaybı, denge bozukluğu ve çoklu nörolojik belirtiler ortaya çıkmıştır. Sağlık durumu yaşamı tehdit edecek boyuta ulaştığında iradesi dışında hastaneye sevk edilmiş; yoğun bakımda zorla tıbbi müdahaleye maruz bırakıldığı, bilinci yerine geldiğinde tedaviyi reddetmesi üzerine yatağa bağlandığı ve kelepçelendiği tarafımıza aktarılmıştır.
Ancak Gürkan Türkoğlu’nun aylar boyunca dile getirdiği tek talep, sağlık durumu geri dönülemez noktaya ulaştıktan sonra karşılanmaya çalışılmıştır. Adalet Bakanlığı tarafından sevk kararı verildiği açıklanmış olsa da bu karar, artık uygulanamayacak kadar geç verilmiştir. Yaşam hakkını korumakla yükümlü olan kamu makamları, aylar boyunca süren uyarılara rağmen harekete geçmemiş; yaşanan ağır hak ihlalinin önüne geçmemiştir.
Bu süreç boyunca Gürkan Türkoğlu’nun hukuki mücadelesini yürüten üyemiz Av. Doğa İncesu ise, 26 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen siyasi nitelikli operasyon kapsamında tutuklanmıştır. Müvekkilinin yaşam hakkı için mücadele eden avukatın tutuklanması, savunma hakkına yönelik saldırının ulaştığı boyutu bir kez daha ortaya koymuştur. Yaşam hakkını, işkence ve kötü muamele yasağını savunması gereken avukatların susturulmaya çalışıldığı bir düzende, hak ihlallerinin derinleşmesi tesadüf değildir.
Gürkan Türkoğlu’nun yaşamını yitirmesi bir “ölüm olayı” değil, aylar boyunca sürdürülen tecridin, keyfi infaz rejiminin ve kamu makamlarının sorumluluğunu yerine getirmemesinin sonucudur. Ceza infaz kurumlarında uygulanan izolasyon politikaları, tutsakların yaşam hakkını tehdit etmeye devam etmektedir. Defalarca yapılan başvurulara, kamuoyu çağrılarına ve hukuki girişimlere rağmen gerekli adımları atmayanlar, bu ölümün sorumluluğundan kaçamaz.
Çağdaş Hukukçular Derneği olarak bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz:
- Gürkan Türkoğlu’nun yaşamını yitirmesine neden olan süreç tüm yönleriyle bağımsız ve etkin biçimde soruşturulmalı, sorumlular hakkında gerekli işlemler derhal başlatılmalıdır.
- Kuyu tipi ceza infaz kurumlarında uygulanan ağır tecrit ve izolasyon politikalarına son verilmeli, tutsakların yaşam ve sağlık hakkı güvence altına alınmalıdır.
- Savunma hakkına yönelik saldırılar derhal son bulmalı, meslektaşımız Av. Doğa İncesu başta olmak üzere hukuki faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan tüm avukatlar serbest bırakılmalıdır.
Gürkan Türkoğlu’nun yaşamını yitirmesine neden olan hukuksuzlukların üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz. Yaşam hakkını, savunma hakkını ve insan onurunu savunmaya; tecride, işkenceye ve keyfi infaz rejimine, KUYU TİPİ HAPİSHANELERE karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ