13 Mayıs 2014 günü, Soma Holding tarafından işletilen Eynez – Karanlıkdere maden ocağında tarihin en büyük işçi katliamlarından birisi yaşandı. Katliamda 301 maden işçisi hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı. Katliamın hemen ardından; maden ocağındaki risklerin Soma Holding tarafından bilindiği, 2011 yılında riskli altyapının yenileceği taahhüdünde bulunulduğu, buna karşılık çalışma sahasının genişletildiği anlaşıldı. Sonuç olarak taahhüt edilen altyapı yatırımları hiçbir zaman yapılmadı, TKİ ve Bakanlık yetkilileri tarafından çalışmanın tehlikeli koşullarda sürdürülmesine göz yumuldu ve yaşanacak ölümlere bütünüyle kayıtsız kalındı.
301 işçinin katledilmesinde sorumluluğu tespit edilen bir kısım sanık hakkında Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Neticede sermaye sahiplerinin korunabilmesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesi üyeleri görevden alındı, bürokrat kökenli kişilerden oluşturulan yeni heyet on binlerce evraktan oluşan dosyayı 10 günde inceleyip Soma Holding yöneticilerini ödüllendirecek bir karara imza attı.
Soma katliamında sorumluluğu tespit edilen toplam 28 kamu görevlisi hakkında ise tam 10 yıl sonra gerçek bir cezai yaptırımı dahi olmayan “Görevi Kötüye Kullanma” suçu ile Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Madende göstermelik denetimler yaparak katliam koşullarına göz yuman sanıklardan 18’ine en fazla 6 ay 7 gün “ceza” verilip hükmün açıklanması geri bırakılırken, diğer 10 sanığın ise beraatine karar verildi.
Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin hukuken ve vicdanen kabulü mümkün olmayan bu kararının istinaf edilmesi üzerine kararı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi; suçtan doğrudan zarar görmedikleri gerekçesiyle katliamda hayatını kaybeden işçilerin ailelerinin davaya katılma hakkı olmadığına ve bu nedenle kararı istinaf etmeye de hakları olmadığına karar vermişti!
Beraat kararlarıyla ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla zaten ödüllendirilmiş olan sanıklar hakkındaki karar da kaldırılarak dava zamanaşımından düşürülmüştü. 301 işçinin katledildiği Türkiye tarihinin en büyük işçi katliamında sorumluluğu tespit edilmiş olan kamu görevlileri, soruşturma izinleri verilmeyerek yıllarca korunmuş ve nihayetinde de zamanaşımı kararıyla sorumluluktan kurtarılmıştı.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi’nin kararına karşı katılanlar vekilleri olarak yaptığımız itirazı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi, katılanların suçtan doğrudan zarar gördüklerini belirterek davaya katılma hakları olduğuna ve karara karşı istinaf yoluna başvurma hakları olduğuna kanaat getirerek İzmir Bölge Adliyesi 10. Ceza Dairesi tarafından verilen kararın kaldırılmasına karar vermiştir.
Katliamda yaşamını yitiren 301 işçinin ailesinin bu katliamdan zarar görmediğini söyleyerek davadaki “katılan” sıfatlarını ortadan kaldıran bu karardan geri dönülmüş olması yetmez!
İşçi katliamlarında siyasi iktidarın sermayeye kol kanat geren cezasızlık politikalarına karşı, 301 maden işçisinin katledildiği Soma Maden Katliamı’nın tüm sorumluları yargılanıp cezalandırılana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.
Kaza değil katliam, kader değil cinayet!
Soma için adalet!
ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ